roportaj
Yabgu Röportajı
Bir Türkçe Folk/Black Metal projesi olan Yabgu’nun beyni Mustafa Boz ile samimi ve bir o kadar da çarpıcı bir röportaj gerçekleştirdik…

Bir Türkçe Folk/Black Metal projesi olan Yabgu’nun beyni Mustafa Boz ile samimi ve bir o kadar da çarpıcı bir röportaj gerçekleştirdik…
*Merhaba Mustafa, umarım her şey yolundadır. Yabgu cephesinde durumlar nasıl? Nelerle meşgulsün şu sıralar?
– Esenlikler dostum, röportaj teklifini ilk yaptığında gerçekten çok şaşırmıştım. Çok teşekkür ederim bana bu fırsatı verdiğin için.
Her şey mükemmel değil ama yine de iyi olmaya çalışıyorum en azından. Yabgu cephesinde durumlar fena değil gibi, besteler birikti ve kaydedilmeyi bekliyorlar. Uzunca bir sessizlik oldu farkındayım ama artık okulum dolayısı ile İzmir’de yaşıyorum. Eh bilindiği üzere İzmir de bu müziği icra etmek için ülkedeki en uygun şehirlerden birisi. Şu anki tek sorun benim okuldaki yoğunluğum ve diğer arkadaşların da okul olmasa bile hayatlarını düzene sokma çabaları diyebilirim. Ekipman toplama konusunda çok kastık ve zaman kaybettik ama olsun buna değdiğini düşünüyorum. İleriki zamanlarda çok daha güzel işlerle karşınızda olacağız, Tanrı’nın izni ile.
*Yabgu fikri nasıl ortaya çıktı? Bu fikrin temelleri nasıl oluştu, kimler katkıda bulundu? Bize biraz Yabgu’nun oluşum süreci hakkında bilgiler verir misin?
– Bu fikir tamamen arkadaş muhabbetlerinden doğdu diyebilirim. 2008 yaz aylarında Konya’da ( Şunu belirtmek isterim ben Konyalı değilim, o yıllarda Selçuk Üniversitesinde Öğrenim görmekte idim… ) arkeoloji müzesinde staj yaparken, çok değerli dostum Yavuz Ömer ile Tıva müzikleri hakkında muhabbetler çeviriyorduk sürekli. Benim aklıma neden bizim gerçek ve saf folk değerlerimiz metal müziğe uyarlanamasın diye takıldı. Ve bu fikri yakın arkadaşlarıma anlattığımda çok iyi olacağını ve bu yönde ülkemizde fazla bir çalışma olmadığını belittiler. Bu beni daha da şevklendirdi açıkçası. Gönül isterdi ki günümüze kadar daha çok kayıt ile karşınızda olalım ama ülkemizdeki en başta ekonomik değerleri ve yaşama şartlarını biliyorsunuz. Buna benim yaşadığım bazı saçmalıklar ve zorluklar da eklenince, işler hiç de kolay olmuyor…
*Daha önce yine birçok değişik tarza mensup olup ilk dönem Türklerini konu edinen gruplara/projelere tanık olmuştuk, fakat ülkemizdeki grupların birçoğunun yaşadığı en yaygın problem olan istikrarsızlıktan ötürü şimdi büyük bir kısmını hatırlamıyoruz bile. Bu noktada, bu alanda bu proje için kimlerle çalıştın ya da destek gördün? Tüm enstrümanlarda senin emeğin mi var?
– Evet bunu deneyenler oldu ama herkesin de bildiği üzere bunlar bir iki şarkının ötesine geçemedi, sonradan farklı yönlere kaydı çalışmalar. Bunun sebeplerini o arkadaşlar daha iyi bilir tabi ki, benim yorum yapmam doğru olmaz diye düşünüyorum. Lakin şu bilinsin ki, ben ölene kadar Yabgu şu veya bu şekilde duruşundan taviz vermeden devam edecektir.
Bu oluşumda ilk günden beri yanımda olan bir isim var, Chevalier Isaak Himmelstein yani ülkemizdeki adı ile İhsan Göktaş. Son dönemde de ciddi adımlar atıldı ve Himmelstein Private Label bünyesindeyiz artık. Taşlar oturuyor yenine yavaş yavaş.
Evet, şimdiki bütün kayıtlarda enstrumanları ben çaldım.
*Kayıtlar oldukça derli toplu geldi bana, hangi şartlarda gerçekleşti kayıt süreci?
– Açıkçası bu kayıtların pek de içime sindiğini söyleyemem. Çünkü daha kafamdaki düşüncelerin hepsini yansıtamadım henüz. Daha çok etnik enstrüman eklemek ve çeşitlemek istiyorum sesleri. İşte o zaman diyeceğim ‘’Tamamdır bu iş oldu ve Türk Folk öğeleri ile birleştirdik bu müzikle..’’ Umarım gerçekleştireceğiz bunları. Kayıtları benim odamda aldık, mini bir stüdyo gibi diyebiliriz ortam için.

*Yayınlanan parçaları dinledim ve klipler de hoş olmuş. Her biri ayrı bir cenk havasına sokuyor insanı ve sanırım müziğin en can alıcı kısmı da dinleyici üzerinde bu atmosferi yaratması herhâlde. Ve akabinde hemen aklıma 2009’da “Romulus” albümüyle karşımıza çıkan Kataklysm frontmani Maurizio Iacono’nun Ex Deo projesi geldi. İtalyan kökenli Iacono’nun Roma dönemi etkileşimli bu müziği ben de dâhil büyük bir kitleyi mest etti. Sen kendisinin bu çalışması hakkında ne düşünüyorsun? Ve bu bağlamda, yaptığın müziği ve duruşunu nasıl değerlendiriyorsun?
– Kliplerde beğendiğimiz filmlerden sahneler kullandık, The Mongol ve Mokan… Dombyra’da kullanılan Mokan filmi ise tam bir tesadüf oldu, çünkü filmde başrolde oynayan isim Türk savunma sanatı Sayokan’ın mucidi Nihat Yiğit’in de lakabı Yabgu’dur. Umarım görüntülerini kullanmamıza kızmamıştır 🙂
Ex Deo’yu çok iyi biliyorum. Böyle bir iş için geç bile kalınmıştı diyebilirim. Bu müzikte insanların kendi kültürel öğelerini kullanmaları bana çok muhteşem geliyor. Kullanılan materyaller ve müzikteki o atmosfer çok başarılı. Severek ve ilgi ile takip etmekteyim Ex Deo’yu. Ama şöyle bir gerçek var, ister Roma olsun ister Bizans, onlar istedikleri kadar parlatsın cilalasın tarihlerini, 1071 tarihinde Malazgirt’te kim daha güçlüydü herkes gördü 🙂

*MySpace ve bazı portallardan takip edebildiğim kadarıyla oldukça ilgi uyandırmış sanırım çalışman. Yurtiçinden ve yurtdışından sana ulaşan geri dönüşler nasıl?
– Evet dünyanın hemen hemen her coğrafyasından insanlardan olumlu tepkiler geldi ve gelmeye devam ediyor. Bu beni açıkçası çok şaşırttı ve ardından globalleşme bu olsa gerek diye düşünmeden edemedim.
Yurt içinden de umduğumdan çok fazla olumlu tepki aldım ama bazı denyolar var, olaya garip bir açıdan yaklaşıyorlar ve hakarete varan tabirler kullanıyorlar. Bu da onların zekâ seviyelerinin, kişiliksel ve ırksal kalitelerinin ne kadar aşağıda olduğunu gösteriyor. Tabi bu tür şeyler hep olacak, bizim işimiz bize destek olan kardeşlerimizledir. Sağ olsunlar, var olsunlar çok fazla da sevenimiz, destekçimiz var…
*Yapmaya çalıştığın tarza ve düşünce altyapısına sahip mensup pek çok grup mevcut(Ulytau , Huun-Huur-Tu vb.) ve her birinin kendine has tınıları var. Bu gruplarla ortak çalışmalar yapmak adına hiç iletişimin oldu mu senin veya onlar tarafından? Ya da aynı şekilde yurtiçinden böyle bir durumla karşılaştın mı? İlerisi için bu konuda neler düşünüyorsun?
Evet, fazlasıyla oldu diyebilirim. En önemlisi ise Huun Huur Tu ve Yat-Kha’nın kurucusu Albert Kuvezin’in desteğini almamdı. Pek çok konuda elinden gelen yardımı yaptı bana ve gerekli zamanlarda irtibat halindeyiz onunla. Albert’in fikirleri benim için önemlidir.
İlerde Albert Kuvezin ve Kongar-ol Ondar ile aynı sahneyi paylaşmayı çok isterim, neden olmasın 🙂
Yutiçinden de garip olacak ama Nükredit Ozan Ünsal ile bir kaç çalışma yapmak gibi bir muhabbet geçmişti aramızda. Bakalım o meseleden de ne işler çıkacak hep birlikte göreceğiz 🙂
*Yabgu için ileride çalışmaların yer aldığı basılı ürünler(albüm,merchandiselar,…), konser vb. faaliyetler düşünüyor musun? Yoksa sadece sanalda vuku bulan bir hadise olarak mı kalacak?
Konser performansları gerçekleştirmek istiyoruz tabi ki, şu yoğun dönem bir atlatılsın ilk iş sağlam bir performansla dinleyici karşısına çıkmak olacak. İlk etapta internet üzerinden bir demo yayınlamak gerek diye düşünüyoruz, ardından albüm mutlaka olacak ki bu doğrultuda görüşmeler var zaten. 2008’den beri sanalda Yabgu, insan arasına karışma vakti geldi diye düşünüyorum..
*Türkiye’de metal müziğin geldiği(bulunduğu) noktayı nasıl görüyorsun ve gelecekteki durum için tesptilerin,önerilerin neler?
– Ülkemizde gerçekten çok sağlam gruplar var. Bir an önce üzerimizdeki bu eziklik hissini terk edip olaya yardırmak gerekli diye düşünüyorum.
Kaliteli gruplarımız olduğu gibi kendini Metallica gibi sanan ama hiç bir olayı olmayan, bomboş topluluklar da yok değil hani. Bu işlerde biraz tevazu her zaman iyidir diye düşünüyorum. Neyse bırakalım onları eğlensin gençler 🙂
Herkes bir çakallık peşinde, iki yüzlülükler ve riyakarlıklar artık olağan işler olmuş gibi görünüyor. Biliyorum bunları söylediğim için insanlar benden nefret de edebilir ama birisi doğruları söylemek zorunda. Bu saçmalıklardan vazgeçildiği gün gerçek manada bu olayın ruhuna sahip, kaliteli işler çıkacağını düşünüyorum.
Kısacası bu konuda, her şeyin en iyisini yapabilecek niteliklere sahip bir ulus olduğumuzu düşünüyorum ve bunu müzikte de yapabiliriz ki geçmişte pek çok kere de yaptık, yeniden yapamamamız için bir sebep göremiyorum..
*Benim soracağım ve şu an aklıma takılan noktalar bunlar. Samimi cevapların ve hoşsohbetin için teşekkür ederim. Yabgu konusunda çalışmalarının devamını diliyor, takipte olacağımı bilmeni istiyorum. Senin bu kısa söyleşi aracılığıyla MetalTR ve diğer tüm herkese söylemek istediklerin varsa buyur, söz sende 🙂
– Asıl ben teşekkür ederim dostum MetalTR gibi kaliteli bir platformda bana bu fırsatı tanıdığın için. Ne istediğini bilen ve olayı saptırmayan soruların için de ayrıca teşekkür ederim.
Şimdi söz konusu Yabgu ise bir kaç latife etmek gerek. Biz ülkesini ve ulusunu ölümüne seven insanlarız. Bu vatan sevgisi nedense saçma sapan şekilde yorumlanmakta ve öyle anlar oluyor ki çok can sıkıcı bir hal alıyor. Bu tür şeyleri de faşistlikle suçlayan insanlarsa sadece bizim ülkemizde var nedense. Elin ecnebisi vatansever oluyor, gözler yaşarıyor, ahh yavrum vah yavrum.. Bunu bir Türk yaptığında geri kafalı, pis faşist oluyor. Kafası çalışan her birey bu tezatları yorumlayabilecek zekaya sahiptir diye düşünüyorum. Düşünemeyenlerse kusura bakmasınlar onlar için üzülüyorum. Her kim olursa olsun Türklüğe ve Atalarımıza laf eden dilleri kesmek bizim boynumuzun borcudur. Biz daha ölmedik ve ölmeye de hiç niyetimiz yok, meydanı çakallara bırakmayız, her şeyin hesabı vakti gelince sorulacaktır. Bunları okurken suratlarında oluşan yavşak gülüşleri hayal edebiliyorum ama unutulmasın son gülen biz olacağız. Bizi takip edenler aynen buna devam etsin, yakında çok farklı işler ile karşılarına çıkacağız…
Teşekkür ederim, tüm MetalTR ahalisine sevgiler, saygılar…
TANRI TÜRK’Ü KORUSUN VE YÜCELTSİN!!!
Myspace adresi: http://www.myspace.com/yabguband
Röportaj: Oktay ATEŞ (HeiroftheMetaL)
roportaj
Niklas Kvarforth video röportajı
Shining’in kurucusu Niklas Kvarforth’un Prozac artık Yetmediğinde adlı kitabına dair video röportaj yayınlandı!
Video Röportaj haberin devamında!

Shining’in kurucusu Niklas Kvarforth’un Prozac artık Yetmediğinde adlı kitabına dair video röportaj yayınlandı!
Video Röportaj haberin devamında!
roportaj
Papa Roachtan Jacoby ile Röportaj
Yeni albümün kayıtları sırasında yaşadıklarını Jacoby Shaddix James Micheal’a anlatıyor. Bakın nelerden bahsediyor;
“Kayıtlar sırasında beni intiharın eşiğine götüren bir dönem vardı. Bitmiştim. Artık bunu yapamayacağımı, bu acıya katlanamayacağımı söylüyordum kendime. Çok yalnız, kırgın ve y…

Yeni albümün kayıtları sırasında yaşadıklarını Jacoby Shaddix James Micheal’a anlatıyor. Bakın nelerden bahsediyor;
“Kayıtlar sırasında beni intiharın eşiğine götüren bir dönem vardı. Bitmiştim. Artık bunu yapamayacağımı, bu acıya katlanamayacağımı söylüyordum kendime. Çok yalnız, kırgın ve yorgun hissediyordum. Hayatımda çalıştığım her şey için bunları hissediyordum. Ve kendi kendime babam gibi olmayacağıma söz verdiğim şeylere baktım. O sarhoş gibiydim – ki o ailesini dağıtmıştı-. Ben de… Asla yapmayacağımı söylediğim her şeyi yapmış gibi, öylece oturuyordum.”
roportaj
Manowar Yeni Albümüyle İlgili Sorulara Cevap Verdi!
MANOWAR üyeleri, yaz aylarında çıkarmayı umdukları yeni albümleri üzerinde çalışmak üzere stüdyoya girdiler. Ünlü grup, kayıtlara biraz ara vererek kendilerine yöneltilen hayran sorularına cevaplar verdiler.
Röportajın devamını okumak için devamına tıklayın…

MANOWAR üyeleri, yaz aylarında çıkarmayı umdukları yeni albümleri üzerinde çalışmak üzere stüdyoya girdiler. Ünlü grup, kayıtlara biraz ara vererek kendilerine yöneltilen hayran sorularına cevaplar verdiler.
Entertainment9 yıl agoThe final 6 ‘Game of Thrones’ episodes might feel like a full season
Entertainment9 yıl agoThe old and New Edition cast comes together to perform
Entertainment9 yıl agoDisney’s live-action Aladdin finally finds its stars
Entertainment9 yıl agoMod turns ‘Counter-Strike’ into a ‘Tekken’ clone with fighting chickens
Entertainment9 yıl ago10 Artists who retired from music and made a comeback
Entertainment9 yıl ago‘Better Call Saul’ has been renewed for a fourth season
- album21 yıl ago
Cradle Of Filth – Nymphetamine
Entertainment9 yıl agoRappers are blowing up Twitter with praise for Jay Z and ‘4:44’




ImpLosioN
3 Aralık 2010 at 22:12
Mükemmel bir röportaj olmuş 🙂
Hiç dinlememiştim bu grubu.. Direkt ilgimi çekti.. Myspacelerinde 3 parçayı sürekli resmen hatim ettim 🙂
Açıkcası Darkestrah’tan sonra bana bu türü tekrar dinlettiren tek grup oldu 🙂