roportaj
Sean Parker Röportajı
Merhabalar Sean;
Umarım keyifler yerindedir. İlk birkaç sorum Sean Parker Band ile ilgili olacak, daha sonrasında Sean Parker’ı özel olarak tanıtmaya çalışacağım. Türk insanını çok iyi tanıyorsun yazılarından bunu rahatça anlayabiliyorum. Ülkem insanının samimiyeti meşhurdur. Ben de mümkün olduğu…

Merhabalar Sean;
Umarım keyifler yerindedir. İlk birkaç sorum Sean Parker Band ile ilgili olacak, daha sonrasında Sean Parker’ı özel olarak tanıtmaya çalışacağım. Türk insanını çok iyi tanıyorsun yazılarından bunu rahatça anlayabiliyorum. Ülkem insanının samimiyeti meşhurdur. Ben de mümkün olduğunca samimi bir şekilde soracağım sorularımı. Umarım bunu anlayışla karşılarsın
Özellikle sormak istediğim bir şey var. Öncelikle senin çok ilginç bir insan olduğunu düşündüğümü söylemeden edemeyeceğim. Neden dersen, İngiltere gibi müzikal imkânları Türkiye’ye göre çok daha fazla olan ve icra ettiğin müziğin çok daha olağan karşılandığı bir ülkeyi bırakıp da Türkiye’de müzik yapmak nereden esti? Bunu çok merak ediyorum. İlk sorum bu…
Türklere olan zaafımın yanı sıra dünya’nın gittikçe küçüldüğünü görebiliyorum ve her nerede olursan ol yaratıcılık dürtünü takip edebiliyorsun. İcraatların merkezini terk etmen çalıştığın her şeyden vazgeçmek zorunda olduğun anlamına gelmiyor zaten. Ayrıca İstanbul yazmak ve yaşamak için inanılmaz ilham verici bir yer.
Geçtiğimiz sene yayınladığınız çok farklı bir albüm var. Öncelikle bundan başlayalım. “A Gun to the Temple” çok değişik bir karışım. Dinleyen ve yorumlarını aldığım insanlar albümde çok değişik tarzların olmasından hayli memnun. Birbirine yakın ancak müzikal anlamda farklılıklar gösteren tarzda parçaları bir albümde toplama fikri nereden çıktı?
– Bu sadece 2006 senesinden İstanbul albümün ve 2007den Transport EP nin bir devamıydı. İlk olarak oldukça indie yapıda (independent rock), düşük tonlu ve birazda olağandışıydı. Bu seferkinin daha güçlü bir sounda sahip her nasılsa ulaşılır olmasını istedim. Ayrıca Spirits gibi psikedelik disko punk ve Whose gibi daha uysal şeylerle sahip duruşta olmasını da.

Bu konuyla ilgili diğer bir sorum ise, Sean Parker Band’ın tarzını adlandırmaya kalkarsak bunu nasıl adlandırabilirsin?
– Today’s Zaman Sanatsal Rock olarak tanımlıyor ve bu beni yeterince mutlu kılıyor. Akıllara The Fall, Roxy Music ve Devo’yu getiriyor.
Grupta yer alan üyelerden sanırım en bilinen isim, grubun bateristi Murat can Akçay (Magick, Tushe). Grup üyeleri ve albüm kayıtlarında yer alan sanatçılar hakkında biraz bilgi verebilir misin?
– A Gun To The Temple Tünel’deki SG stüdyolarında ortak yapımcı, mühendis olup birtakım ek gitar performansıyla eşlik eden Sertaç Güler ile kaydedildi. Pis Yabancı’dan Matthew Lemon da klarnette ve Whose ile Cascade’nin gitar sololarında yardımcı oldu. İstanbul’da her müzisyen tarafından bilinen Fehmi Suda yaklaşık bir yıllık bassistimiz olarak kadroda yer almaktadır. Çalmaya alışkın olduğum It adlı grubun bassisti Bob Lanz da Spit It Out’un orijinal bas çizgisini grubumuza taşıdı. Sarp Şahin ve Erdem Yener’in de yeni albümde yer almasını diliyorum.
Sean Parker Band’ın kuruluş hikâyesi nedir? Bu proje nasıl ortaya çıktı?
– Canlı performans sergilemek bir güven meselesi ve ben bunu A Gun To The Temple tamamlandıktan sonra kazandım ve bununla bir grup kurmanın vakti geldiğini fark edebildim. İlk gitaristimiz olan Kenan Doğru ve benim öğrencim olup yeteneklerini işitebildiğim birkaç diğer müzisyenle birlikte gruptan zevk aldık. Bir süreliğine döner kapı politikasıyla işler yürüdü; taki Ayşe Akarsu (Sultan) beni MCA ya, davulcu Banu Aydın beni Fehmi’ye tanıtana ve Fransalı lead gitaristimiz Thomas Patron Tayland için görevini tamamlamış olana kadar. Daha sonra gitarımı kaptım ve böylelikle bugünkü vücudumuzu bulduk.
Grubun isminden dolayı hiç tepki aldınız mı? Kişisel bir isim altında kurulan gruplar Türkiye’de biraz tepki toplayabiliyor. Bununla ilgili herhangi olumsuz bir yorum geldi mi dinleyicilerden?
– Grubu bu adla anıyoruz; çünkü şarkıları ben yazıyorum, dahası her iki albümde de herşeyi ben çalıyorum, ayrıca şimdiye kadarki en uzun süreli dayanan grup üyeside kendimim. Bu durumda herşey dürüstçe işliyor diyebiliriz. Eğer birinin bunla ilgili bir problemi olursa, bundan beni haberdar etmesinler.
“A Gun to the Temple” için benim duyduğum yorumlar çok olumlu. Peki, yakın zamanda yeni bir albüm gelecek mi ve bu albüm de “A Gun to the Temple” gibi farklı tarzlar mı barındıracak?
– Gelecek albümün adı FlAMINGO olacak ve şuanda kayıt aşamasında. Ağustos ayında Ghetto’da büyük bir sandal partisiyle yayımlamayı umuyoruz. Soundumuz farklı ve şimdiki idyosenkratik uzakta – canlı performans gücü olan ve delip geçen bir kadroyuz. Bugünlerde fazlasıyla Morphine, Talking Heads, Simon & Garfunkel, Lightning Bolt ve nasıl sonuçlanacağını bilenleri dinliyoruz. Punky, boğuk, oldukça ahenkli, soyut soloları ve Fehmi’nin gergedanla güreşen yılana benzer performansıyla bezenmiş bir çalışma oldu.

Grupla ilgili son soru olarak, ileriye dönük planlarınız hakkında biraz bilgi alabilir miyiz?
– Önümüzde yeni bir albüm ve tabii ki Ghetto’daki (umarım ki bunu için Black Schwart iyileşmiş olur) başlıca şov, Eylülde Yedikule’de Eclectica festivali- Gold Blade, Malice In Wonderland ve diğerleriyle birlikte- ve İstanbul’daki favori mekânımız olan Dogzstar’da bir başka şovumuz daha mevcut olmakta. NTV’deki Gece Gündüz adlı programda ve Cine 5’te performans sergilememiz görüşülmekte. Ayrıca harika bir şahsiyet olan Ahmet Durakçı ve Adam Walton ile YÖN radyo’da Pena Şov’da ve çalışmalarının fanı olduğumuz ve Flamingo’yu şovunda sergileyebileceğimizi düşündüğümüz BBC DJ’de de yer almamız söz konusudur.
Şimdi biraz daha kişisel sorulara geçmek istiyorum.
Myspace ve Facebook gibi blog sitelerinde biyografin mevcut. Ancak şu ana kadar takip etmemiş okuyucular için bir de Sean Parker’ı kendi sözleriyle bize tanıtır mısın?
– Sean, doğum adıma ilaven eklediğim bir isimdir. Beş yaşımdan beri sahip olduğum kekemeliğimden ve B sesini kolay seslendiremeyişimden ötürü bu adı kullanmaya başladım. Şuan 34 yaşımdayım
Türkiye’de Shaft, Kemancı gibi Rock müziğin mabedi olarak sayılabilecek yerlerde çaldın. Birçok dinleyiciye müzik ziyafeti verdin ve bu mekanlarda sık sık bulunuyorsun bildiğim kadarıyla. Gerek icra ettiğin müziğe, gerekse müzik dışındaki Sean Parker’a tepkiler nasıl?
– Yüzüme karşı mı yoksa arkamdan söylenenleri mi işitmek istersin? Bazıları oldukça pozitif ve destekleyici; fakat bu iş için oldukça kalın bir deriye sahip olman gerekir. Ben biraz açık sözlü biriyim bu nedenle söylemekten hiç çekinmeyen biri de olarak genelde bilindik, popüler mekânlarda – Kemancı, Shaft gibi- cover grupları yer almakta diyebilirim. Bir canlı performans grubu öncüsü olmaktan oldukça memnunum ve bunun sonlandırmayacağım. Dogzstar ve Peyote gibi mekânları önemli kılan nedenlerdir. Bir takım insanlar neden Türk müzik yaptığımı bana sorup kendi müziğim üzerinde odaklanmam gerektiğini ve sözüm ona sahnemi Türk müzisyenlerden uzağa taşımam gerektiğini tavsiye etmekteler. Evime yani ülkeme dönemin gerekliliğinden bahsediyorlar.

İstanbullDogs isimli yazında Türkiye’deki Rock kültürünü çok iyi takip ettiğini ve gereksiz popülariteye tepkili olduğunu görmek mümkün. Bu yazı için seni tebrik etmek isterim. Türkiye’deki Rock ve Metal kültürü hakkındaki düşüncelerini biraz da bizim okurlarımızla paylaşır mısın?
(Not: Sean Parker’ın İstanbullDogs yazısını okumak isteyenler için: http://www.resetmagazine.net/resetsayi36/muzik/IstanbullDogs-2009.html)
– Her hafta yeni parçalarla karşılaşıyor ya da gerçekten sevebildiğim parçalarla – ve sevdim mi gerçekten bu şarkıları seviyorum-. Dinleyici genelde iyi insanlardan oluşmakta, fakat üzülerek söylüyorum ki gerçek bir pogoya rastlamak çok zor. Bugünlerde yazın oldukça mükemmel olan Dorock rock severler ve müzisyenler için gerçek bir merkez. Burayı bu kadar güzel kılan herkesin birbirini tanıması ve herkesin birbiri gruplarında performans sergilemesidir diyebilirim. Ayrıca Türklerin sahip olduğu yapmacıksız kibarlıktan ötürü kimse kimsenin üstü açık bir tarzda birbirlerinin şovlarını, albümünü ve müziğini eleştirmiyor. Ayrıca NME gibi alternatif rock müziğe dair haftalık bir gazetenin yayımlanmasını da görmek oldukça keyif verici.
“A Gun to the Temple” albümündeki tüm besteler sana ait. Peki, bundan sonraki albümlerde Türkçe bir parça yapmayı düşünüyor musun? Mesela Türk Rock’ının eski gruplarının parçalarından bir cover çalışma olabilir mi?
– Hehehe. Bunun için Türkçem yeterli sayılmaz! Warzone’da iki Türkçe satır mevcut ve Flamingo’dan (heavy olanların en iyilerinden) ritmik bir başarı niteliğindeki Starting A Fight’ta da birkaç tane mevcut. Bugünlerde sözlerim ve müziğim biraz daha ritmik türde, bu nedenle fazla bir anlam aramayın içlerinde. Eğer iyi bir gitarist olsaydım Moğollar’dan enstrümantal bir parça olan 2578 (?) ve Manço ve Koray’dan birçok parça coverlamak isterdim. Asla bilemezsin!
Sakın www.myspace.com/seanparkeristanbul sitesini unutmayın!
Anket soruları: (Her grup elemanı için ayrı ayrı)
—Kullandığınız Enstrüman (Marka, Model): Dünya’daki en kötü thrash Japon Jackson parçası. Pahalı bir tane almak için ara sıra gitarımı kırıyorum da.
—Doğum yeri ve Tarihi: 19 Mayıs 1975, Exeter, Birleşik Krallık
—Favori Grupları: The Flaming Lips, Queens Of The Stone Age, Talking Heads, The Clash
—Favori Albümler: The Flaming Lips ‘The Soft Bulletin’, David Bowie ‘Low’, Talking Heads ‘More Songs Abour Buildings And Food’, MGMT ‘Oracular Spectacular’, Athena ‘Herşey Yolunda’
—Hayranı Olduğunuz Müzisyen: David Bowie
—Boş Vakitlerdeki Uğraşları: İngilizce öğretmek
—Favori İçeceği: Efes Pilsen. Ya da süt
—Favori Yiyeceği: Türk ev yapımı olan her şey
—Sean Parker Band’ın En İyi Olarak Değerlendirdiği Parçası: Spit It Out. Ya da Spirits
—Sean Parker Band’ın En İyi Olarak Değerlendirdiği Konseri: Dogzstar, Haziran 2009
—Sean Parker Band ile Yaşadığı En Unutulmaz Anısı: İstanbul Kültür Üniversitesi’nin yanan sahnesinde iki Rus kız arkadaşım ve MTV temsilcileri yanında ve kâğıt bardakta Jack Daniels eşliğindeki şov.
—Hangi Gruplarla Sahne Almak İstersiniz? : The Flaming Lips, The Rolling Stones ya da Fugazi
—İlk Aldığı Albüm: Fine Young Cannibals ‘The Raw And The Cooked’
—Son Aldığı Albüm: Tom Waits ‘Franks Wild Years’
—Son Olarak Hayat Felsefesi: Yaptığın şeylerden çok yapmadıklarına daha çok üzüleceksin…
roportaj
Niklas Kvarforth video röportajı
Shining’in kurucusu Niklas Kvarforth’un Prozac artık Yetmediğinde adlı kitabına dair video röportaj yayınlandı!
Video Röportaj haberin devamında!

Shining’in kurucusu Niklas Kvarforth’un Prozac artık Yetmediğinde adlı kitabına dair video röportaj yayınlandı!
Video Röportaj haberin devamında!
roportaj
Papa Roachtan Jacoby ile Röportaj
Yeni albümün kayıtları sırasında yaşadıklarını Jacoby Shaddix James Micheal’a anlatıyor. Bakın nelerden bahsediyor;
“Kayıtlar sırasında beni intiharın eşiğine götüren bir dönem vardı. Bitmiştim. Artık bunu yapamayacağımı, bu acıya katlanamayacağımı söylüyordum kendime. Çok yalnız, kırgın ve y…

Yeni albümün kayıtları sırasında yaşadıklarını Jacoby Shaddix James Micheal’a anlatıyor. Bakın nelerden bahsediyor;
“Kayıtlar sırasında beni intiharın eşiğine götüren bir dönem vardı. Bitmiştim. Artık bunu yapamayacağımı, bu acıya katlanamayacağımı söylüyordum kendime. Çok yalnız, kırgın ve yorgun hissediyordum. Hayatımda çalıştığım her şey için bunları hissediyordum. Ve kendi kendime babam gibi olmayacağıma söz verdiğim şeylere baktım. O sarhoş gibiydim – ki o ailesini dağıtmıştı-. Ben de… Asla yapmayacağımı söylediğim her şeyi yapmış gibi, öylece oturuyordum.”
roportaj
Manowar Yeni Albümüyle İlgili Sorulara Cevap Verdi!
MANOWAR üyeleri, yaz aylarında çıkarmayı umdukları yeni albümleri üzerinde çalışmak üzere stüdyoya girdiler. Ünlü grup, kayıtlara biraz ara vererek kendilerine yöneltilen hayran sorularına cevaplar verdiler.
Röportajın devamını okumak için devamına tıklayın…

MANOWAR üyeleri, yaz aylarında çıkarmayı umdukları yeni albümleri üzerinde çalışmak üzere stüdyoya girdiler. Ünlü grup, kayıtlara biraz ara vererek kendilerine yöneltilen hayran sorularına cevaplar verdiler.
Entertainment9 yıl agoThe final 6 ‘Game of Thrones’ episodes might feel like a full season
Entertainment9 yıl agoThe old and New Edition cast comes together to perform
Entertainment9 yıl agoDisney’s live-action Aladdin finally finds its stars
Entertainment9 yıl agoMod turns ‘Counter-Strike’ into a ‘Tekken’ clone with fighting chickens
Entertainment9 yıl ago10 Artists who retired from music and made a comeback
Entertainment9 yıl ago‘Better Call Saul’ has been renewed for a fourth season
- yerligrup21 yıl ago
…aaaarrghh…
- yerligrup17 yıl ago
NECROTOMY



