Connect with us

roportaj

Episode 13 Röportajı

‘‘ ÜLKELERE, SINIRLARA AYIRMAK, ORTAK ÖĞRETİLERİN YIKIMINA KARŞI ÇIKMAK DEMEKTİR. SİZLER BLACK METAL HAKKINDAKİ HERŞEYE YA İNANIRSINIZ YA DA İNANMAZSINIZ.’’Okumak için tıklayınız..

Published

on

‘‘ ÜLKELERE, SINIRLARA AYIRMAK, ORTAK ÖĞRETİLERİN YIKIMINA KARŞI ÇIKMAK DEMEKTİR. SİZLER BLACK METAL HAKKINDAKİ HERŞEYE YA İNANIRSINIZ YA DA İNANMAZSINIZ.’’

Okumak için tıklayınız..

Episode 13, 2001’de kuruldu ve o tarihten beri müziklerini saflaştırmaya devam ederek yorulmadan çalışıyorlar. İnsan yaşamının yarattığı o soğuk ve kasvetli dünyayı parçalarında tüm içtenlikleriyle işliyorlar. Black Metal’in içindeki fikirlerin gerçekçi ve akıllıca işlenmiş olmasıyla beraber tamamıyla Türk işi olan son albümleri “Pitch Black” , yaptıkları gerçek etkiyi anlatmaya yeter. Haliyle grubun iki kurucu üyesi Ozan(vokal) ve Nursuz(davul) ile olan konuşma fırsatını harcayamazdım.

Selam Episode 13, nasıl gidiyor ?

Ozan: Merhabalar. Hepimiz iyiyiz, her şey yolunda.
Nursuz: Merhaba.

Episode 13’e oldukça yeniyim fakat onlar hakkında duyduğum ilk şey harika bir haberdi; Avrupa’da sahne alacaklardı. Durun bir dakika… Kara bulutlar toplanıyor 🙂

Nursuz: Ne yazık ki Kopenhag’taki konserimizin iptaline mecburduk. Bu, grup üyelerine şu ana kadarki en hayal kırıklığı yaratan şeylerden biriydi. Ne yazık ki tatil dönemini elçilikler, konsolosluklar vs. de harcadık ve tabii ki vizelerimizi zamanında kabul etmediler. Her şeye rağmen Ağustos’ta Ukrayna’da çaldık. Böylece adımlarımız batıya doğru devam etmiş olacak. Yolculuğumuz bu seferlik kısa sürdü, hepsi bu! Danimarka’da bizi görmek isteyenlerden özür diliyoruz. Bizi canlı görmek isteyenlerden dört gözle beklendiğimize dair birçok e-posta aldık ve onlar kesinlikle bu fırsatı yeniden elde edeceklerinden şüphe duymasınlar.

Ozan: Avrupalı dinleyicilerle iç içe sahnede olmak ve beğenilerine sunacağımız günü dört gözle beklediğimiz hastalığımızın tadını onlarla paylaşabilecek olmak güzel bir duygu. Avrupa’da çalmak, bizim gruplarımızın ana hedeflerinden biridir ve bu kulağa biraz basmakalıp gelebilir ama bizler böyle olduğundan dolayı içimizden gelen tüm hırsımızla birlikte sahnede olması gerekenden çok daha fazla ateş üstünde bulunuyoruz. Bizim için en büyük başarı, herhangi bir konserde kalabalığa nasıl hissettiğimizi verebilmemizdir. Bu havayı ve duyguyu bizi daha önce canlı izlememiş olanlarla paylaşmak, onlarda şeytani bir tat bırakacaktır bence.

Yeni albümünüz “Pitch Black” in tanıtımı, şu anki planlarınız konusunda sizin adınıza önemli bir etken olmalı. Bu albümden black metal dinleyicilerine nasıl bir açıklama yapabilirsiniz? Tarzınızı nasıl tanımlıyorsunuz?

Nursuz: “Pitch Black” ilk albümden tamamen farklı bir yapıya sahip. O, Episode 13’ in gelişimini, şarkı yazma ve bunu sunuş biçimindeki başarısını görmek isteyenlere olanak sağlayacak gerçek bir albüm oldu. “Pitch Black” çok sert ve saldırgan bir albüm, öyle ki bazen çalarken bir miktar Carpathian Forest çalışmalarını andırıyor. Bundan kastım içinde barındırdığı hava, his daha doğrusu onun türevi olması. Kesin olan şu ki, “Pitch Black” genel düşünce olarak “Tabula Rasa” dan daha ‘metal’ bir çalışma. Ve bence bu, bir kısım eski dinleyicilerimiz için çok daha şaşırtıcı olacak.

Grubun asıl vokalisti ve kurucu üyesi Ozan ‘‘Pitch Black’’ in kaydedilmesinden sonra geri döndü. Bu olayın ardındaki hikâye nedir? Bunun grubun şu anki havasına olumlu bir etki yaptığını söyleyebilir miyiz?

Nursuz: Evet, kesinlikle. Ve bu birbirimizi daima anlamış olmamızın, beraber iyi işler çıkarmamızın da yardımıyla daha da iyi olacak. Ozan’ın dönüşü gerçekten daha da hızlanacağımız anlamına geliyordu ve bundan dolayı bir kez daha grubun bu halinden memnun oldum. Yapmak, başarmak istediğimiz çok şey var ve nihayet gitmek istediğimiz yöne doğru emin adımlarla yürüyebiliriz diyebilirim.

‘‘Pitch Black’’ öncesi ‘‘ Tabula Rasa’’ dâhil kaydettiğiniz ve olumlu tepkiler aldığınız birkaç çalışmanız vardı. Geriye dönüp baktığınızda eskiden yapmış olduğunuz işlerle gurur duyuyor musunuz? O dönemden bugüne mevcut değişimi nasıl anlatabilirsiniz?

Ozan: ‘‘ Tabula Rasa’’ sahnede kendimizi tanıtmamız açısından bize yeterli oldu fakat geçen yıllarla beraber asıl endişemiz, yeni materyallerle kendimize daha doğru gelen şeyleri yapmamız oldu. Bu konuda kayıtları gerçekleştiren sanatçılar, canlı performans sergileyen kişiler olarak da nasıl değişime uğrayacağımız konusunu dikkatlice düşünüyoruz. Bu, ne çaldığımız ya da nasıl çaldığımızın ötesinde; etrafımızda yarattığımız bütün havayı içeriyor. Şunu biliyoruz ki, birkaç yıldır Episode 13’i takip edenler bizi kesinlikle anlıyorlar, fakat anlamayan diğer insanlara da takılıp kalmıyoruz. Bizim için esas olan Episode 13’in olması gerektiği yönde gelişimini sağlaması ve hatta insanların beklentilerini alt üst etmesidir. Dürüstçe söylemek gerekirse, diğerlerinin olmamızı istedikleri gibi olmaya çalışırsak, sadece sıkıcı bir sertliğimiz olmayacak; aynı zamanda inandırıcılığımızı yitirmiş olacağız. Açıkçası yaptığımız işin inandırıcılığı, bahsi geçen diğer insanların bize inanmasından daha önemli.

Episode 13 katıldığı önemli organizasyonlarla bize çok diri bir grup görüntüsü verdi. Canlı çalmak grubun görünüşü açısından önemli mi? En iyi ve en kötü performansımız diyebileceğiniz konserler neler?

Ozan: En kötü performansımız hangisi hatırlamıyorum. Açıkçası asla kötü performansımız olduğunu düşünmedik; tam tersine hiçbirini aklımdan çıkaramıyorum. En iyisini söyleyecek olursam; muhtemelen dönüşümle birlikte yaptığımız mini Türkiye turnesiydi. Oldukça iyiydi, sanki tasmamızdan kurtulmuş gibiydik. Sonuçlarını siz hayal edin artık! Ve tabii ki en iyilerden biri 2005’te şeytanın efsane efendileri Slayer’ı desteklediğimiz konserdi. Bizim için şerefti.

Şahsen benim için canlı çalmak, sadece bir performans değil, özgürlüğe kavuşmaktır. Ruhumdaki tüm gizli kalmış kargaşayı dışa vuruşun ve insanlığın üzerine salmanın yegâne fırsatlarından biri. Çığlık atarken gözlerimle karşılaşan birkaç çift gözle birlikte kendimi deliliğin çok farklı bir noktasında buluyorum ve bu, olumsuzluğumu tüm çıplaklığıyla dünyaya haykırmamı sağlıyor.


Türkiye’de albüm yayınlama konusunda karşılaştığınız ön yargılardan bahsetmiştiniz. Ülkenizin müziğinizi etkilediğini düşünüyor musunuz? Ülkenizin kökeninden dolayı size yeterince şans vermeyenler hakkında neler söyleyebilirsiniz?

Ozan: Cevabı basit, biz müziğimizin hiçbir yerinde yargıçlık yapmıyoruz. Fanların büyük bir kısmında mantıklı bakış açısı eksikliği var ve bu; ülke, milliyet ve benzer saçmalıkların ötesinde bir şeye odaklanmalarına izin vermiyor. Düşüncenin, insanlığın aşırı övülen, inandıkları, aşırı bağlandıkları dinleri, politikaları, bilindik saçma inanışları ve hayatlarını sulandıran birçok unsur, Black Metal’i besliyor. Bir karşı dindar duruş tamamen şöyle olmalı: Yaygın olmalı, ‘‘ Hıristiyan/Batılı’’ ülkelerde tekellik gibi bir durum söz konusu değil. Ülkelere, sınırlara ayırmak; ortak öğretilerin yıkımına karşı çıkmak demektir. Sizler Black Metal hakkındaki her şeye ya inanırsınız ya da inanmazsınız. Bizim için Black Metal yeri ne olursa olsun tüm kişiye ait olan Tanrı(lar) ve din(ler) gibi insanı bozguna uğratan şeylere karşı hareket etmemizi sağlıyor.

Nursuz: Açıkçası herkes az veya çok herhangi bir kültürden etkilenir ve biz de daha önce sözlerimizde bazı tarihi konuları dikkatlice inceledik. ‘‘ Tabula Rasa’’ albümünden “Forlorn…Till Dawn” parçasındaki yüksek ses ve beraberinde geleneksel ses yapısı içersinde kafa sallamak bizi gerçekten hiç etkilemedi. Sonuçta günün sonunda ortaya çıkan saf ve gösterişsiz bir Black Metal oldu. Ve eğer insanlar tarzı beğenirlerse, kendilerine sınır koymaksızın bunu hazmetmeye, derinlemesine keşfetmeye kendilerini hazırlamalılar. Norveç’ten kötü bir Black Metal dinleyeceğiniz gibi, hiç ummadığınız bir ülkeden size hitap eden bir Black Metal ile de karşılaşabilirsiniz. Bizim başkalarından istediğimiz şey, bizi açık fikirlilikle dinlemeye kendilerini hazırlamalarıdır. Eğer ondan sonra hoşlarına gitmezse, bu da onların ayrıcalığı olsun.

Ülkenizde sahne performansı sağlam mıdır? Bizim gibi batılı dinleyicilere önerebileceğiniz Türk metal grupları nelerdir?

Ozan: Şu sıralar Türk Metal grupları ile fazla ilgilenmiyorum fakat olmaz mı? Tabii ki tatmin eden gruplar var. Biz de bir grup olarak müziklerini yapmaya çalışan tüm diğer gruplara ve arkadaşlara yerel veya uluslararası ölçüde her türlü desteği vermeye çalışıyoruz. Benim beğendiğim ve size önerebileceğim gruplar: Zifir, Astral Division, Cenotaph ve Decaying Purity. Gerçekten sağlam işler çıkarıyorlar.

Şarkılarınızın esas konusu nedir? Şarkı sözleriniz, müziğinizin önemli bir parçası mı? Yazılanlardan kim sorumlu?

Nursuz: ‘‘ Pitch Black’’ in sözlerinin konsepti insanlığın karanlık tutkularından ve nefretinden geliyor. ‘‘ Pitch Black’’ isim olarak içinde barındırdığı ölümü, toplu infazı, işkenceyi ve kendine zarar verme olayını çok güzel bir şekilde karşılıyor. O, insan doğasının çirkin, hastalıklı ve bunalımlı tarafını çok güzel temsil ediyor.

Ozan: İlk albümdeki şarkılar benim tarafımdan yazıldı. Genel düşünce olarak Anadolu’nun Pagan ve kana susamış tarihini ele aldım. ‘‘ Pitch Black’’ de ise din ve insan karşıtlığını inançlarımız doğrultusunda daha derin bir şekilde işledik. Bir sonraki albümde ise bir adım daha öteye geçeceğiz ve kimyamıza işlemiş karmakarışık tutumun yok edici unsurları üzerinde duracağız. Sözler, içinde bulunduğumuz tüm karmaşıklığa verilen bireysel tepkileri betimleyen semboller olarak karşınıza çıkacak.

Infernus Rex yeni albümünüzün dağıtımını üstlendi. Nasıl olur da şirketler ve dağıtıcılar size böylesine uzak davrandılar? Bu konuda olumlu deneyimleriniz oldu mu?

Ozan: Deneyimlerimizin birçoğu – özellikle Türkiye’dekiler – gayet kanlı oldu. Fakat şimdiden Avrupa ve dünya çapında gelişen ilişkilerimiz sayesinde ilerisi için daha farklı olacağına inanıyorum.

Nursuz: Bu ülkedeki tüm şirketler oldukça can sıkıcı ve işe yaramaz. Yapılan kayıtlar ve nelerin olacağı konusunda en ufak bir fikirleri yok.

Episode 13 için hâlihazırdaki planlarınız ve uzun vadeli hedefleriniz neler?

Ozan: Avrupa’da, denizaşırı ülkelerde verebildiğimiz kadar çok konser vermek ve üçüncü albüme odaklanmak kısa dönemdeki hedeflerimiz içinde. Uzun vadede ise üretken ve yıkıcı bir grup olmak; tabuları, yerleşik inançları alaşağı etmek var. Ve tabii ki yapabildiğimizin en iyisini yapmak ve bunu aşana dek hala tatmin olmamış vaziyette kalmak istiyoruz.

Zamanınızı ayırdığınız için çok teşekkürler. Bunlardan başka söylemek istediğiniz herhangi bir şey varsa çekinmeyin 🙂 Buyurun…

Nursuz: Nefretle, din ve insan karşıtlığıyla efendim. Saygılar 🙂
Ozan: Tüm insancıl inançları sorgulamak, diğerleri tarafından içinize yerleştirilmiştir. Çoğunluğa karşı boyun eğmeyin. Kendi yolunuzu çizin ve ilerleyin. Hoşça Kalın!

Kaynak: http://www.archaic-magazine.com/

Continue Reading
3 Comments

3 Comments

  1. absinthe

    27 Temmuz 2009 at 12:43

    Archaic Magazine adına Ellen Simpson’ın 21 temmuz 2008’de Episode 13 ile gerçekleşitrdiği röportaj. Türkçeye çevirisi biraz başarısız ama kim uğraştıysa teşekkürler.

    Orijinali için : http://www.archaic-magazine.com/article.php?aid=45640

  2. absinthe

    27 Temmuz 2009 at 12:51

    Özellikle son sorunun cevabı ilginç çevrilmiş
    Orijinal metin şu :

    “Thank you very much for your time. If you have any further messages for the world, please go ahead and spread them!:
    Nursuz: Hail misanthropy! Anti human – Anti religion
    Ozan: Question all the stupid humanitarian beliefs that have been planted inside of you by others. Don’t bow down to the will of the masses. Light your own path and follow it. Ave!”

    görüldüğü gibi “efendim” “Saygılar” “Hoşçakalın” gibi ibareler olmadığı gibi , “Tüm insancıl inançları sorgulamak,diğerleri tarafından içinize yerleştirilmiştir” değil “Başkaları tarafından size aşılanan tüm insani inançları sorgulayın” şeklinde çevrilmesi gerekirdi bu cümlenin…

  3. Psychopatologist

    2 Eylül 2009 at 05:32

    Güzel röportaj episode 13 beğendiğim bir black metal grubudur felsefesine de aynen katılıyorum .

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

roportaj

Niklas Kvarforth video röportajı

Shining’in kurucusu Niklas Kvarforth’un Prozac artık Yetmediğinde adlı kitabına dair video röportaj yayınlandı!

Video Röportaj haberin devamında!

Published

on

Shining’in kurucusu Niklas Kvarforth’un Prozac artık Yetmediğinde adlı kitabına dair video röportaj yayınlandı!

Video Röportaj haberin devamında!

(daha&helliip;)

Continue Reading

roportaj

Papa Roachtan Jacoby ile Röportaj

Yeni albümün kayıtları sırasında yaşadıklarını Jacoby Shaddix James Micheal’a anlatıyor. Bakın nelerden bahsediyor;

“Kayıtlar sırasında beni intiharın eşiğine götüren bir dönem vardı. Bitmiştim. Artık bunu yapamayacağımı, bu acıya katlanamayacağımı söylüyordum kendime. Çok yalnız, kırgın ve y…

Published

on

Yeni albümün kayıtları sırasında yaşadıklarını Jacoby Shaddix James Micheal’a anlatıyor. Bakın nelerden bahsediyor;

“Kayıtlar sırasında beni intiharın eşiğine götüren bir dönem vardı. Bitmiştim. Artık bunu yapamayacağımı, bu acıya katlanamayacağımı söylüyordum kendime. Çok yalnız, kırgın ve yorgun hissediyordum. Hayatımda çalıştığım her şey için bunları hissediyordum. Ve kendi kendime babam gibi olmayacağıma söz verdiğim şeylere baktım. O sarhoş gibiydim – ki o ailesini dağıtmıştı-. Ben de… Asla yapmayacağımı söylediğim her şeyi yapmış gibi, öylece oturuyordum.”

Haberin Devamına Tıklayın…

(daha&helliip;)

Continue Reading

roportaj

Manowar Yeni Albümüyle İlgili Sorulara Cevap Verdi!

MANOWAR üyeleri, yaz aylarında çıkarmayı umdukları yeni albümleri üzerinde çalışmak üzere stüdyoya girdiler. Ünlü grup, kayıtlara biraz ara vererek kendilerine yöneltilen hayran sorularına cevaplar verdiler.

Röportajın devamını okumak için devamına tıklayın…

Published

on

MANOWAR üyeleri, yaz aylarında çıkarmayı umdukları yeni albümleri üzerinde çalışmak üzere stüdyoya girdiler. Ünlü grup, kayıtlara biraz ara vererek kendilerine yöneltilen hayran sorularına cevaplar verdiler.

Röportajın devamını okumak için devamına tıklayın…

(daha&helliip;)

Continue Reading

Konserler