roportaj
Belakor Röportajı
Avustralyalı grup Be’lakor ile yapılan röportajı okumak için ‘Devamı’na tıklayın!
[Röportaj için Tıkla ]

Avustralyalı grup Be’lakor ile yapılan röportajı okumak için ‘Devamı’na tıklayın!
HeiroftheMetaL : Bugünlerde neler yapıyorsunuz?
*Son albümümüz Stone’s Reach’in tanıtımı için uğraşıyoruz. Aynı zamanda yeni şarkıların yazımına da devam ediyoruz, çünkü bu bizim yapmayı sevdiğimiz ve bizi hırslı tutan bir şey. Yakında bir sonraki turne programı sürecini düzenlemeye de başlayacağız.
HeiroftheMetaL : Bize kendinizi ve grubunuzu tanıtabilir misiniz?
*Tabii, Melbourne, Avustralyalı bir grubuz. 2004’ün sonuna doğru kurduk grubu, 2007’de ilk albümümüz (The Frail Tide)çıktı ve ikinci albümde (Stone’s Reach) 2009’da piyasaya sürüldü. Aslında melodik death metal grubuyuz, fakat bazı dinleyiciler ve eleştirmenler müziğimizde doom ve progresif öğeler kullandığımızı belirtti. Beş kişiden oluşuyoruz – ben (Steve Merry, klavye/piyano), George Kosmas (vokal/gitar), Shaun Sykes (gitar), John Richardson (bass) ve Jimmy Vanden Broeck (davul).
HeiroftheMetaL : 2004’ten bugüne kadroda değişiklik oldu mu?
*Hayır, grup kurulduğundan beri aynı kadroyla devam ediyoruz! Bu, özellikle bu tarz dikkat dağıtıcı şeylerle uğraşmayıp kaliteli müzik icra etmemize önemli katkılar sağladı.
HeiroftheMetaL : Grubunuzun ismi nereden geliyor?
*Bu çok kez bize sorulan bir soru! Fakat hala memnun bir biçimde cevaplıyoruz. Birkaç kişi Warhammer adlı oyunu oynardı ve Be’lakor (oyundaki bir karakterin ismi) da grubun belirlenen gizil ismi oldu.Hatırlıyorum da ilk başlarda bu konuda biraz şüpheciydim, çünkü sahnede daha ‘tipik’ bir şey olmasını istiyordum. Ama yine de geriye dönüp baktığımda bu ismi seçmiş olmamızdan memnunum, çünkü diğer metal gruplarıyla karşılaştırıldığında bizimkinin birçok farklı anlamlar içerdiğini görmek mümkün. Bununla birlikte, Be’lakor isminin yaptığımız müzikle bir bağlantısı veya taşıdığı bir önemi yok – bu sadece bizim söylenişini ve görüntüsünü sevdiğimiz bir kelime.

HeiroftheMetaL : Ben Avusturalya’da melodic death yapan bir grup olduğunu Be’lakor dinleyene kadar bilmiyordum. Avusturalya metal müzik piyasası hakkında bize biraz bilgi verebilir misiniz?
*Avustralya’daki metal müzik piyasası küçük fakat son derece ateşli. Gruplar, dinleyicilerden daha fazla. Bu da konserlerin inanılmaz güzel bir atmosferde gerçekleşmesini sağlıyor, çünkü zamanla grup elemanları ve izleyiciler arkadaş oluyorlar. Fakat, bu aynı zamanda grubun dışarı açılmasını ve kendi profilini geliştirmesini de zorlaştırıyor. Diğer gruplarla işbirliği, konserler, vb. organizasyonlar düzenlemek ise MySpace gibi siteler aracılığıyla çok daha kolay ve çabuk oluyor. Şunu söylemeliyim ki metal, Avustralya’da son derece yeraltında kalmış bir tür – burada Avrupa’nın pek çok yerinde görüldüğü gibi ana eğilim, ticari destek, tanıtım gibi şeyler metal üzerinde etkili değil. Muhtemelen bu sebepler, ülkemizdeki metal gruplarının tanınmasını bir parça daha zorlaştırıyor.
HeiroftheMetaL : Melodic Death’in en iyi temsilcileri genelde Finlandiya’dan çıkıyor. Sizin bu konudaki görüşünüz nedir?
*Bu gerçekten de ilginç bir durum! Ben daima İsveç’in melodik death metalin vatanı olduğunu düşünmüşümdür, ama elbette Finlandiya da harika melodik death metal grupları yetiştiriyor. Bunun sebebi nedir tam emin değilim. Belki de uzun, soğuk kışlar Finlandiyalı müzisyenlerin melankoli dolu müziklerini yaratmaları için ilham veriyordur.
HeiroftheMetaL : Müzikal açıdan baktığınızda 2007’de çıkardığınız “The Frail Tide” ve bu yıl çıkan “Stone’s Reach” arasında ne gibi farklar var size göre?
*Stone’s Reach albümünde The Frail Tide’a göre pek çok yönden farklı hislerle hareket ettik. Bir söz yazarının bakış açısıyla size şunu söyleyebilirim ki; bu albüm daha olgun ve daha dikkatlice düzenlendi. Aynı zamanda rifflerin çoğu da daha teknik. The Frail Tide bizim ilk albümümüzdü ve bazı yönlerden olgunlaşmamış olmasının açık sebepleri vardı. Müzikal açıdan çok fazla olgunlaşmamıştık ve içimizdeki müzik tutkusunu bir an önce dışarı vurmak istiyorduk. Bu sebeplerden ötürü, Stone’s Reach, The Frail Tide kadar ‘kolay hazmedilebilir’ bir albüm olmayabilir – melodileri genel olarak basit veya kolay bulunan türden değil. Ama kesinlikle daha derin ve bence onda, The Frail Tide’dan çok daha fazla kesme vuruş var. Bence o, daha fazla dikkatli dinleyiciyi ödüllendirecektir. Tabii ki hangi albüm ‘daha iyi’ demek yanlış – bu tamamen öznel bir şey! Farklılık olarak başka diyebileceğim şeyler, bir kere Stone’s Reach’in yapımı daha yüksek standarda sahip, çünkü albümü tamamen stüdyoda kaydettik (The Frail Tide esasında yatak odasında kaydedildi, sadece davul ve bass kayıtları stüdyoda halledildi). Yeni albümün kayıt vakti geldiğinde, bizler daha hazırdık, çünkü bizi neyin beklediğini biliyorduk. Bu yüzden, işler daha düzgün yürüdü.
HeiroftheMetaL : İtiraf etmeliyim “Stone’s Reach” albüm kapağı şuana kadar gördüğüm en güzel kapaklardan biri… Tasarım kime ait?
*Teşekkürler! Biz de albüm kapağını çok beğendik. Hemen göze çarpan ve anılmaya değer bir albüm kapağını çok istemiştik. Aynı zamanda ‘Taş’ temasını bir şekilde anlatmamız gerekiyordu. Çizimi sevdik çünkü haşin bir güzelliğe benzemiş – orada boyun eğip kabullenmenin ve heykelin suratındaki suçluluğun bakışı var, buna rağmen zaferi de temsil ediyor. Her şeyiyle bize Stone’s Reach’i harika bir şekilde gösterdi. Bunun gibi bizi bir ikon olarak gösteren ve güçlü kılan bir resmi DeviantArt.com’dan arayıp bulmak aylarımızı aldı. Kendisi Floransa’dan bir resim ve Medusa’nın kafasını tutan Perseus’u betimliyor. Stone’s Reach’in ön kapağında gördüğünüz resim, aslında fotoğrafın aslına çok yakın bir görüntü (Bu fotoğrafın sahibi Gianfrancesco A. adında, bize bu fotoğrafı kullanma izni veren genç bir İtalyan fotoğrafçı). Birkaç ufak düzeltme ve grup logosunun yerleştirilmesiyle albüm kapağı son şeklini aldı. Bu son adımdaki düzeltmeleri de birkaç yıldır tanıdığımız Sheri Tantawy yaptı.

HeiroftheMetaL : Melodiler ve sözler konusunda nerelerden ilham aldığınızı öğrenebilir miyim? Şarkı sözlerini genelde kim yazar?
*Ben ve George çok sayıda küçük küçük melodiler hazırlarız, fakat ilginç olan şu ki grup bir araya geldiğinde bu melodiler genelde yeniden şekillenir ve uyumlu hale getirilir. Üyeler bireysel yaratım sürecine girerler ve neredeyse tamamını el birliğiyle bitiriveririz. Ayrıca, mümkün olduğunca en iyi şekilde parçaları tamamlamak için, John’un ilginç bass dizilerine ve akorlarına bel bağlarız. Shaun da kendi melodilerini sunar, kendisi parça uyumluluğu konusunda eşsiz bir yeteneğe sahip, sözler genelde George ve benim aramda paylaşılır. Bu konudaki esin kaynağımız genelde doğa temalı ve insanların yıllardır süregelen ölümle ilgili, hayatta ölümün yeri vb. konularla ilintili şeyler. Sözlerimiz dinleyicileri bir şeylere inandırmak veya onları ikna etmek üzerine kurulu değil, pekâlâ, şarkının atmosferinin bütünleyicisi yapmak ve bunu söz sanatları ile düşünceler üzerine inşa etmekten ibaret.
HeiroftheMetaL : 3. albüme bir cover ekleyecek olsanız hangi şarkı olurdu? Neden?
*Cover parça seslendirmek eğlenceli olabilir, fakat hiçbir albümümüzde böyle bir çalışma yapmayacağız. Ben bir grubun albümünün tamamen kendi işi olması gerektiğini düşünüyorum. Bununla birlikte bir parça olacaksa bunun metal olmayan bir tarzda olmasını tercih ederdim. Farklı türden bir şarkı, yeni bir tarza uyarlanmaya çalışıldığında ilk önce onun karakterini veren melodik klavye tonlarına bakıyorum. Belki The Beatles’tan belki Beach Boys’tan bir parçayı uyarlamak zevkli bir iş olabilirdi. Beach Boys’taki çoğu vokal uyumunu kullanmak, o tarzı gitar üzerinde kullanmak, harika bir metal şarkısı oluşturabilirdi!
HeiroftheMetaL : Insomnium sizden daha eski bir grup olduğu için sanırım tür olarak onlara benzetiliyor ve kıyaslanıyorsunuz, umarım bu sizi rahatsız etmiyordur?
*Bizi gerçekten rahatsız eden bir durum değil, bununla birlikte müziğimizin Insomnium’unkinden pek çok farklı yönü olduğuna inanıyoruz. Açıkçası birkaç röportajdan böyle bir soru gelene dek Insomnium’dan habersizdik. Hiçbirimizin çok fazla Insomnium dinlediğini söyleyemem (buna rağmen müzikleri gayet hoş, melodik bir tarz). Kullandığımız riff, akor çeşitleri ne kadar farklı olsa da bazı parçalarda nadiren diyebileceğimiz benzerlikler mevcut. En azından benim kulağıma göre, Stone’s Reach’in Across the Dark’a benzer neredeyse hiçbir şeyi yok. Bence melankoliye odaklı melodik death metal yapan gruplar günümüzde çok küçük bir grup, bu yüzden insanlar kolayca bu tarz alakalar kurabiliyor. Bence bu biraz yüzeysellikten kaynaklanıyor – tabii elbette hepsi dinleyicinin zihninde yer alıyordur. Tüm gruplar gibi Be’lakor da kendi geçmişimizden esintiler taşıyor – bu konuda kuşku yok. Fakat benim inancım, bizim bunun üzerine yaptıklarımızla kendi tarzımızı oluşturabileceğimiz yönünde. Bence bir dinleyici Be’lakor melodi/uyumunu kolaylıkla ayırt edebilmeli.
HeiroftheMetaL : Avrupa’da yaşasaydınız Be’lakor açısından neler farklı olurdu ya da daha mı iyi olurdu grubunuz için?
*Evet, Avrupa’da yaşamak bize konserlerde daha fazla seyirciye çalma açısından kolaylık sağlayabilir, aynı zamanda müziğimizi geliştirerek piyasa içersinde kendi tarzımızı kabullendirmemize olanak sağlayabilirdi. Avrupa’da çalıyor olmak gerçekten güzel olacaktır, ve şu anda da grup olarak bu konuda planlar da yapıyoruz.
![]()
HeiroftheMetaL : Bu arada İtalyan Kolony Records ile “Stone’s Reach” çıkarmak için anlaşmanız çok güzel bir haber. Bu bir Avrupa turnesinin de müjdesi olabilir mi?
*Evet, bizim için de harika bir haber bu – bizler uzun bir çalışma sonunda Kolony gibi profesyonel ve bizim Avrupa’da tanınıp oradaki hayran kitlemizi genişletmemizi sağlayabilecek bir şirkete sahip olmaktan memnunuz. Ve az önce söylediğim gibi, Avrupa’da bir turne düzenlemek planlarımız arasında! Bu muhtemelen 2011’e kadar olmayacak, fakat umuyoruz ve bekliyoruz ki geleceğimizde böyle bir olay gerçekleşecek.
HeiroftheMetaL : Avrupa ülkesi sayılmasak da Türkiye’de tura dahil edilebilir mi böyle bir durumda? Ve böyle bir tur gerçekleşirse kimle tura çıkmayı isterdiniz?
*Kesinlikle Türkiye’deki izleyiciler önünde çalmaktan mutluluk duyarız! Facebook sayfamızda da birkaç inanılmaz Türk hayranımız var. Orada çalmak bize büyük bir zevk verir ve bunun için de çabalayacağız. Anlaşma şartlarına göre değişir tabii – pek umursamayız, ama açıkçası oradaki çeşitli tarzlarda – melodik, dark, epic, gruplarla hatta grindcore gruplarıyla bir turne esnasında konser vermek güzel olabilir haha.
HeiroftheMetaL : Be’lakor için işler iyi gidiyor gibi. Peki Be’lakor’ un yakın zamandaki amacı nedir?
*Evet, gittikçe her şey iyi bir seyir izliyor. Bu piyasadaki amacımız gayet basit yapabileceğimiz en iyi müziği yapmaya devam etmek; grup olarak büyümek ve daha fazla tanınmak; 2011 ortalarında bir Avrupa turnesi planlamak.
HeiroftheMetaL : İnternetin grupların adını duyurmakta ve daha çok dinleyiciye ulaşabilmekte gözardı edilemecek bir faydası var. Sizin için durum nedir?
*Evet, katılıyoruz – internette görünmenin bizim için olumlu bir etkisi olduğunu söylyebilirim. Kendi ülkemizin dışında hiç çalmadık, bu yüzden uluslar arası alanda tanınmamız gnel olarak bu yöntemle, müzik paylaşımıyla mümkün oluyor. Herkes şunu kabul edecektir ki; MySpace hakkını vererek kullanıldığında gruplar için gerçekten büyük bir nimet. Bu konuda bilhassa last.fm gibi sitelerin insanların müziklerini paylaşmaları, dinlemeleri ve arkadaşlarıyla grup hakkında konuşabilmeleri olanağı sağlaması çok önemli. Müziğin yasal olmayan yollardan indirilmesine de saygıyla bakıyoruz – henüz bu konuda cebimizin yanacağı bir konumda değiliz çünkü albümümüzün 500.000 kopya satmasına çalışmıyoruz. Belki bir gün o konumda olursak, bu durumun bizim için bir dezavantaj olduğuna kanaat getiririz, ama şu anki durumda her şey olumlu, çünkü insanlara müziğimizi duyurmanın pek çok yolu var. Çoğunlukla insanlar önce internetten albümü indiriyorlar ve eğer beğenirlerse gidip albümü satın almaya karar veriyorlar.

HeiroftheMetaL : Facebook’taki Be’lakor fanpage Ulaş Darcan tarafından hazırlandı bu sizi şaşırttı mı? Türkiye’de de fanlarınızın olduğunu biliyor muydunuz daha önceden?
*Bu bizim için şaşırtıcı bir şey değildi çünkü dünya üzerinde internet aracılığıyla pek çok kişiyle iletişim halindeyiz. Facebook sayfasıyla ilgili bu durumda biraz komik bir hikaye – bir süre için bazı parçaları kaybetmiştik ve sayfanın admini kimdi unuttuk, bu yüzden uzunca bir süre grupla ilgili gelişmeleri duyuramadık! Ama sonrasında Ulaş bize yardımcı adminlik yaptı ve her şey eskisi gibi oldu. Ulaş gibi insanların bize vermiş olduğu destekten ötürü çok mutluyuz – her küçük yardım ve destek bizi daha farklı, daha güçlü kılıyor!
HeiroftheMetaL : Rainshadow’da Jimmy davul ve George gitar çalıyor ve Dark Earth’te vokal yapıyordu sanırım hala devam ediyor musunuz beraber çalışmaya?
*Aslında onlar, o gruplar için çok kısa bir süreliğine çaldılar – şu anda hiçbir Be’lakor üyesi başka yan projelerle meşgul değil.
HeiroftheMetaL : Müzik haricinde neler yaparsınız?
Pek çok şey. George avukat, John mühendis, ben öğretmenim, Jimmy perakende satış memuru ve Shaun da mühendis olmak için okuyor. Boş zamanlarımızda da araya grupla ilgili şeyler sıkıştırıyoruz!
Bize zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.
*Asıl Be’lakor’a göstermiş olduğunuz ilgiden ötürü ben teşekkür ederim!
Anket:
-Kullandığı Ekipman (Marka, Model): Roland XP-30 klavye.
-Doğum tarihi ve Yeri: 14 Eylül Victoria (Avustralya)
-En Beğendiği Gruplar: Opeth, Enslaved, Agalloch.
-En Sevdiği Albümler: Morningrise (Opeth), Isa (Enslaved), Ashes Against the Grain (Agalloch).
-En Beğendiği Müzisyen: Mikael Akerfeldt
-Boş Zamanlarındaki Faaliyetleri: Şarkı yazmak, spor kanallarını izlemek, doğa yürüyüşü, hikaye yazmak
-En Sevdiği İçecek: Buzlu Kahve
-Ev Sevdiği Yemek: Hint Mutfağı
-En İyi Be’lakor Konseri: 2007’deki ilk albümümüzün konserleri
– Be’lakor ile Yaşadığı En Unutulmaz Anısı: Muhtemelen yukarıda söylediğim!
-Hangi Grupla Aynı Sahneyi Paylaşmayı Düşlüyor?:Opeth
-Satın Aldığı İlk Albüm: Deep Purple (best of)
-Satın Aldığı Son Albüm: Arcturus – The Sham Mirrors
-Son İzlediği Film: Paranormal Activity
-Son Okuduğu Kitap: Alone in the Wilderness
-Hayat Felsefesi: Düşük kalite bir marka olmaya gerek yok…
Röportaj: Asuman ORTAÇ (iblis)
Çeviri: Oktay ATEŞ (HeiroftheMetaL)
roportaj
Niklas Kvarforth video röportajı
Shining’in kurucusu Niklas Kvarforth’un Prozac artık Yetmediğinde adlı kitabına dair video röportaj yayınlandı!
Video Röportaj haberin devamında!

Shining’in kurucusu Niklas Kvarforth’un Prozac artık Yetmediğinde adlı kitabına dair video röportaj yayınlandı!
Video Röportaj haberin devamında!
roportaj
Papa Roachtan Jacoby ile Röportaj
Yeni albümün kayıtları sırasında yaşadıklarını Jacoby Shaddix James Micheal’a anlatıyor. Bakın nelerden bahsediyor;
“Kayıtlar sırasında beni intiharın eşiğine götüren bir dönem vardı. Bitmiştim. Artık bunu yapamayacağımı, bu acıya katlanamayacağımı söylüyordum kendime. Çok yalnız, kırgın ve y…

Yeni albümün kayıtları sırasında yaşadıklarını Jacoby Shaddix James Micheal’a anlatıyor. Bakın nelerden bahsediyor;
“Kayıtlar sırasında beni intiharın eşiğine götüren bir dönem vardı. Bitmiştim. Artık bunu yapamayacağımı, bu acıya katlanamayacağımı söylüyordum kendime. Çok yalnız, kırgın ve yorgun hissediyordum. Hayatımda çalıştığım her şey için bunları hissediyordum. Ve kendi kendime babam gibi olmayacağıma söz verdiğim şeylere baktım. O sarhoş gibiydim – ki o ailesini dağıtmıştı-. Ben de… Asla yapmayacağımı söylediğim her şeyi yapmış gibi, öylece oturuyordum.”
roportaj
Manowar Yeni Albümüyle İlgili Sorulara Cevap Verdi!
MANOWAR üyeleri, yaz aylarında çıkarmayı umdukları yeni albümleri üzerinde çalışmak üzere stüdyoya girdiler. Ünlü grup, kayıtlara biraz ara vererek kendilerine yöneltilen hayran sorularına cevaplar verdiler.
Röportajın devamını okumak için devamına tıklayın…

MANOWAR üyeleri, yaz aylarında çıkarmayı umdukları yeni albümleri üzerinde çalışmak üzere stüdyoya girdiler. Ünlü grup, kayıtlara biraz ara vererek kendilerine yöneltilen hayran sorularına cevaplar verdiler.
Entertainment9 yıl agoThe final 6 ‘Game of Thrones’ episodes might feel like a full season
Entertainment9 yıl agoThe old and New Edition cast comes together to perform
Entertainment9 yıl agoDisney’s live-action Aladdin finally finds its stars
Entertainment9 yıl agoMod turns ‘Counter-Strike’ into a ‘Tekken’ clone with fighting chickens
Entertainment9 yıl ago10 Artists who retired from music and made a comeback
Entertainment9 yıl ago‘Better Call Saul’ has been renewed for a fourth season
- yerligrup21 yıl ago
…aaaarrghh…
- yerligrup17 yıl ago
NECROTOMY



