roportaj
UNLEASH
exsaddam:Öncelikle selamlar. Bize zaman ayırdığı için Unleash’a ve sana teşekkür ederek başlayalım. En önemli sorumuzu soralım öncelikle. Unleash’te keyifler nasıl bu aralar ?
Kaan: Keyifler yerinde. Şu sıra yeni fotoğraf çekimi ve albüm için yazılan parçalar var diyebilirim. Konserlerde de …

exsaddam:Öncelikle selamlar. Bize zaman ayırdığı için Unleash’a ve sana teşekkür ederek başlayalım. En önemli sorumuzu soralım öncelikle. Unleash’te keyifler nasıl bu aralar ?
Kaan: Keyifler yerinde. Şu sıra yeni fotoğraf çekimi ve albüm için yazılan parçalar var diyebilirim. Konserlerde de yeni parçalarımızdan birisi olan Eleventh Commandment’ı çalıyoruz zaten. O yüzden neşeler yerinde boş durmadığımız için.
Volkan: Kaan’ın da dediği gibi keyifler yerinde, pek sorun yok. Ama daha fazla çalışmak ve iş yapmak için çabalıyoruz. Daha iyisi olmadan pek rahat hissetmek olası değil.

exsaddam: Unleash’ın kuruluş aşamasından biraz bahsedelim. Sanal ortamdan gönderilen kayıtlar, birbirinden uzak insanlar ve bu koşullarda kaydedilen bir demo.. Bu konu Ahmet için cevaplaması daha kolay, ancak grubun menajeri olarak Volkan’ın da yorumunu alalım.
Volkan: Ben maalesef grubun kuruluş aşamasından beri kadroda yer alan bir isim değilim. Fakat Ahmet’ten bu zamanları uzun uzun, pek çok kez dinledim. Hala yalnız kalıp, vakit geçirdiğimiz zamanlarda en çok keyif aldığım şeylerden biri bu günleri tekrar tekrar anlattırmak, o zamanlarda yapılan kayıtları dinleyip, sarfedilen efora ve sahip olunan arzuya şahit olmak. Evet belki yapılan şarkılar büyük sanat şaheserleri değil. Fakat ellerinde onlarca imkan bulunduğu halde bunları acımasızca harcayıp yok sayan onca müzik insanının yanında, Ahmet’in bu müziğe olan büyük bağlılığıyla, imkansızlıkların içinde bu demoyu çıkartacak seviyede bir uğraş vermesi, belki de inanç ve gerçek isteğin, insana neleri başartabileceğinin en büyük örneklerindendir. Ahmet daha sonra işleri “gerçek” bir grup formatına getirdiğinde zaten, yanında ben de bulunmaya başladım. Daha sonra da inişlerle çıkışlarla bugüne kadar getirdik grubu.
exsaddam: 2006 yılında başlatılmış bir proje için Unleash son derece geniş kitlelere ulaşmış durumda. Bu konuda grubun baskın gelen özellikleri nelerdir?
Ahmet: Bence samimiyet ile yapılmış müzik ve grubun karakterinin etkisi çok büyük.
Bunun yanında bir diğer büyük etki Unleash’in bir performans grubu olması. Konserimize gelenler bunun ne demek olduğunu biliyorlardır =)
Kaan: Valla elemanlar olarak sahne öncesinde sonrasında ya da sahnedeyken seyirciyle yakınlık içerisinde olmaya çabalıyoruz. Yaptığımız müzikte samimi olmak sanırım en büyük etken bu noktada. Bunu insanlara hissettirince dinleyicilerle arkadaş oluyoruz.
Volkan: Unleash insanların pek de burun kıvıramayacağı bir müzik yapıyor. Kayıt konusunda çoğunluk Türk grup gibi bizim de sorunlarımız olsa da, konser performanslarından memnuniyetsiz ayrılan kimseyi görmedim. Başından sonuna kadar opera izler gibi izleyenler bile, konserlerin son dakikalarında kayıtsız kalamayarak, çok sıkı moshpitler yaratıp, bu müziğin bir parçası olabiliyorlar. Zaten mütevazi insanlardan oluşan bir topluluk Unleash. Müziğinin içine bir şekilde çektiği kişilerle dialoglarını her zaman sıkı tutup, hiç koparmayarak da, takipçi-destekçi kitlesini genişletmeyi başarıyor günden güne.
exsaddam: Grupta ilerleyen yıllar içinde kadroda değişimler yaşandı. Bu değişikliklerin sizin açınızdan değerlendirmesi nasıl? Sizce değişikliklerin ana nedeni nedir? Özellikle Ekim ayında yaşanan ayrılıkların temel sebebi neydi? Unleash tepeden tırnağa değişime girdi. Ve şu an ideal kadroda olduğunuza inanıyor musununuz?
Ahmet: Tabi ki kimse oturmuş bir düzeni bozmak istemez, o kadar emek harcadıktan sonra bir anda yalnız kalmak hiç hoş değil. Bir an önce kadronun oturması ve düzenimizi kurmak için çok çalıştık kasımdan beri ve bunu başardığımıza inanıyorum. O zamanki ayrılıkların temel sebebi uyumsuzlukların bir anda patlaması sanırım, ama bunu profesyonel olmayan bir şekilde yaptı diğer taraf ve konser günü grup konsere çıkamadı. Bence her şeyden önce bir müzisyenin kendisine saygısı olmalı.
Kaan: Eleman değişiklikleri grupları değişikliğin yaşandığı anda bir kaç ay geriye atar. Kesinlikle eleman değişiklikleri sancılı süreçlerdir. Hele ekim ayındaki bizim yaşadığımız çaptaki değişiklikler grupları fazlasıyla zorlar. Bizler de zorlandık ama Ahmet’le beraber bu müziği yapıyor olmaktan büyük mutluluk duyduğumuz için olabildiğince çabuk toparlandık. Bir an önce elemanları toparlayıp kayıt işlerini bitirdik. 3 elemanın ayrılışı bizi çok gerilere götürdüyse de gelen müzisyenlerin kaliteleri tartışılmayacağından her şey çabuk şekillendi. Şu anki kadro gerçekten ideal diyebileceğim bir kadro. Unleash’in en dişli sahne performanslarını sergilediği ekip bu sanıyorum. Bu arada Onur Yıldırım Gürarslan da bu sürecin çabukluğuna katkıda bulundu. Ona ve Human Harvest’a yardımları için çok teşekkür ederiz.
Volkan: Ahmet’in ilk oluşturduğu kadro sonrası, benim gruba katıldığım dönemlerde, kadro yenilenip, ufak bir revizyon yapılmıştı. O kadroyla yola çıkarken hepimiz inandığımız şeyleri ortaya koymuştuk. Bunların temelinde ise tüm zorluklara katlanıp, sadece yolumuza devam etmek yatıyordu. Uzun süre bunu başardığımızı düşündük. Bunun için zaman gerekiyordu. Bunun için sabır gerekiyordu, fazlasıyla. Zamanla sabırsızlık arttı, huzursuzluk çıktı. Kimsenin huzursuz olduğu yerde kalmasını, başta ben istemem. Çünkü ne yapıyorsak, özünde mutluluk olmalı. Fakat onların gruptan ayrılmayı seçme yöntemleri bir hayli ilginçti. Bir Metal piyasasının dahi olmadığından bahsettiğimiz ülkemizde, büyük bir çaba harcanıp düzenlenen organizasyonları baltalayan insan pozisyonuna düşmek, hele ki bu ülkenin Metal grupları olarak bizlerin en son yapması gereken şey. Biz ise Ekim ayında iki organizasyonu birden yüz üstü bırakmak durumunda kaldık. Çünkü 3 eski elemanımız da, gruptan ayrıldıklarını, konser sabahı ortaya koymayı tercih ettiler. O iki organizasyona da tekrar özürlerimizi iletmek istiyorum ben kendi adıma. Çünkü en çok eleştirdiğim konumların birinde, istemeyerek dahi olmak benim için gayet can sıkıcıydı. Neyse ki sonrasında toparladığımız kadromuz, sabrın da, inançlarının da hakkını sonuna kadar veriyor ve şu güne kadar tek bir sorun yaşamamış olarak yolumuzda emin adımlarla ilerliyoruz.

exsaddam: Çok fazla eleman değişikliği olmasına karşın son kadro epey sağlam adımlarla ilerliyor gibi… Hakan ve Onur’un kadroya katılması, gruba yeni bir soluk getirdi. Ancak bildiğim kadarıyla ilk başlarda Onur gruba geçici olarak katılmıştı. Yoksa ben mi yanlış hatırlıyorum? Session bir gitarist ise, bu durum Unleash için sıkıntılar yaratmaz mı?
Volkan: Hakan, Kaan’ın kardeşi olduğu için zaten hepimize çok yakındı. İyi de bir müzisyen. Gruba katılması sonrası uyum süreci bile yaşamadık. Onur’la bir süre çalıştık ve kesinlikle kısa bir süre içinde bir insan bir gruba ne kadar katkı sağlayabilirse, bunu başardı. Şimdi ise Tayfun’la çalışıyoruz. Tayfun Unleash’i kendi gruplarından bile üst noktada tutarak zaten, elinde tuttuğu işe nasıl bir özveri gösterdiğini de ortaya koymuş oldu. Tayfun session değil zaten. Bu yüzden artık bu türde soru işaretlerinin de olmasına gerek yok.
Ahmet: Hakan bence piyasadaki en oturaklı bas gitaristlerden biri. Ne istediğini bilen, enstrümanına hakim, sahne performansı üst düzey olan, kişiliği oturmuş bir adam. Tabi durum böyle olunca kadronda böyle adamlarla çalışmak hem grubu birkaç basamak öteye taşıyor, hem de grup içi dengeleri koruyor. Onur’a gelince Hakan gibi oda mükemmel bir insan. Çok temiz kalpli, çok samimi, çok içten, müzisyen olarak üst düzey donanıma sahip, karakteri var gitaristliğinin. Onunla çalışmak çok güzeldi. Sıkıntılar yaratıyor aslında. Yani kafanda soru işaretleri bırakıyor ilerde ne olacak diye düşünüyorsun ama Unleash bu durumu aştı artık =)
Kaan: Onur çok iyi bir insan ve sağlam bir arkadaşımız olduğu için, geçici olmasına rağmen her şey yolunca gitti. Şimdiyse The Trusted (eski Nausea)’dan Tayfunla çalıyoruz. Kendisiyle müzik yapmak çok güzel. Bu konuda Onur da Tayfun da doğru seçimler yaptığımızı her fırsatta müzik adına yaptıklarıyla gösterdiler.

exsaddam:Ekip olarak çalışmak nasıl bir duygu? Eminim zorlukları vardır. Birçok konser verdiniz. Gerek grup gerek konserle alakalı başınıza gelen ilginç bir olay var mı?
Ahmet: Dışarıdan bakıldığında her şey çok kolay gibi görünüyor sanırım. Ama hedefler büyüdükçe grup içi koordinasyonu ve dengeleri düzgün tutmak güçleşiyor. Hepimiz zorluklar içerisinde bu işi yapıyoruz. Hayatın stresinin bizi etkilemesini engellemek için elimizden geleni yapıyoruz ama her grup üyesi çok özverili her şeyi kolaylaştırıyor bu.
Hangi birini anlatalım o kadar çok tuhaf şey yaşıyoruz ki. Mesela Ankara’da konserde tek amfiyle çaldık şaşırmıştım çok. Bir sabah uyanıyorsunuz yarın konser var, akşam oluyor uyuyor uyanıyorsunuz grup yok buda en tuhaf şeydi başıma gelen ahaha.
Kaan: Ekip olarak çalışmak güzel. Sırtınızı yasladığınız birileriyle bazı yükleri altına girmek sıkıntıları çok daha çekilir kılıyor. Grup olmak ekip olmak da bunun farkında olup sırt sırta vermişliğin bütün avantajlarından faydalanmayı gerektirir. Grupla yaşadığım en ilginç olay Ahmet’in Antalya konserine saatte 120 km hızla giderken sol şeritten bir ineğin bizi solladığında ısrarla iddia etmesiydi (hala da eder). Yavrucak çok açtı o gün.
exsaddam: Şu ana kadar Unleash Türkiye şartlarına göre çok sağlam organizasyonlarda yer aldı. Unleash’ten daha önce bu sektörde olan grupların gıptayla baktığı yerlerde çaldı. Benim bu konudaki görüşüm “Bir grubun menajeri ne kadar aktifse, grup da o kadar iyi yerlere gelir” kanısında. Senden bahsedelim biraz Volkan. Gruba ne gibi katkıların oldu bu güne kadar?
Volkan: Tabi ki bu tür bir mantık kurulması çok olası. Ancak benim birlikte çalıştığım adamlar, bu işe gerçekten sımsıkı sarılmasa, istediklerini elde etmek için bu kadar çok mücadele etmese, müziği hayatlarında böylesine öncelikli bir noktada tutmasa, ben dünyanın en iyi menajeri de olsam, yaptıklarım bir halta yaramazdı. Ben onların gitmeleri gereken yolları açıp, seçmeleri için önlerine koyuyorum. Böylece istedikleri şekilde, ama olmaları gereken yerlere doğru emin adımlarla yürüyorlar. Yürürlerken de her zaman yanlarında olup, hiç bir eksik bırakmamaya özen gösteriyorum. Onların müzik konusundaki bu üretken ve istekli tavırları zaten kariyerlerini olması gerektiği şekilde inşa eden temel unsur.
Ahmet: Soru Volkan’a ama benim de söylemek istediğim bir şeyler var lafa gireyim hemen eheh. Öncelikle Volkan Unleash’in 6.üyesi, bütün bu işlerin içindeki adam ve benim kardeşim. Sadece menajer olarak nitelendirmek yanlış olur söylemek istedim.
Kaan: Burada benim eklemek istediğim en temel konu Volkan’ın her konserde yanımızda olması, sadece öncesinde değil konser esnasında da her konuda bizim işimizi kolaylaştırması, onun ne kadar vazgeçilmez olduğunun göstergesi Unleash adına.

exsaddam: Peki festival ve konserlerden söz etmişken, büyük festivallerde sahne alıp özellikle de büyük isimlerle bir arada aynı sahneyi paylaşmak nasıl bir duygu?
Ahmet: Tarifsiz güzellikte bir duygu. Yıllarca dinlediğin adamlarla sohbet etmek, bir şeyler paylaşmak, her müzisyen için çok değerli hatıralar olmalı. Şunu da belirtmek isterim ben Türk gruplarıyla beraber çalarken de aynı hazzı alıyorum. O yabancılardan ayırt etmiyorum hiç.
Kaan: Bu grupla herhangi bir konserde olmak yeterli. 500 kişi, 5000 kişi, 50 kişi meselesi değil. Gerçekten sahne öncesi sonrası konser esnasında olması fark etmiyor. Birlikte güzel eğleniyoruz. En büyük malzeme de Serkan’dan çıkıyor. Eksik olmasın harika, eğlenceli bir adam.
exsaddam: Unleash İzmir, İstanbul, Ankara, Eskişehir ve Denizli gibi illerde çaldı. Bir karşılaştırma yapmak gerekirse grup üyeleri hangi ilin seyircilerinden daha memnun kaldı?
Ahmet: Denizli de ki seyirci beni epey etkilemişti. Orda ki şartlarda ellerinden geleni yapan bir organizasyon ve mükemmel bir seyirci vardı. Müthiş eğlenmiştik. Bunun sebebi de buradaki kitlenin konserlere aç olması sanırım bilemiyorum ama yine gitsek eminim yine aynı tepkiyi alırız.
Kaan: Seyirci ayırımı zor bir şey. Yani bazı konserler nicelik bazılarıysa nitelik yönünden mutlu eder müzisyeni. İkisi birlikteyse mükemmeli yakalamış olursunuz zaten. Ben bu mükemmel sınıfındaki konserlerden Denizli ve Eskişehir’i ilk sırada tutardım sanıyorum. Ama Denizli Volkan için sancılı geçti gibi biraz.(muhahahahaha)
Volkan: Denizli ve Eskişehir seyircisi gerçekten çok iyiydi. İsteklilerdi, şarkılara katılıyorlardı, gruba karşı önyargıyla yaklaşmaksızın, desteklerini esirgemiyorlardı. Denizli’de mesela, sık sık Metal konseri olmadığı için, biz orda bir eksiği kapatan parçalardan biri konumunda bulunuyorduk resmen. Ben konser sırasında moshpitlerde, wall of deathlerde, ortalığa gazı verip, karıştırıp, çekilip bi köşeden izleyen insan modunda takıldım örneğin ve sanki yıllardır bu tür atraksiyonların içindeymişcesine bir davranış göstermeleri şahaneydi. Tabi ortalığı bu kadar azdırınca bedelini sol bacağımla ödemek zorunda kaldım 🙂 O günden beri gıptayla seyretmeme rağmen, moshpit’in m’sine bile dahil olamıyorum. Fizik tedaviye falan başlıycam yakında, olmuyo böyle 🙂

exsaddam: Konser temposunda bir de yeni bir EP’yi yayınladınız. “Wake”’e gelen tepkiler nasıl? Kayıtlarınzı nerede yaptınız? Kimlerle çalışıyorsunuz? Ayrıca grubun genel albüm, kapak, v.s. tasarımlarını kim yapıyor? Bunları da merak eden benim gibi dinleyicilere duyurmuş olalım. Ama özellikle söylemem gerek, hayli profosyenelce bir çalışma görüyorum ortada…
Volkan: Wake uzun süre önce yazılmış, fakat yeni grup elemmanlarıyla, tekrardan inşa edilmiş parçalardan oluşuyor. Bu yüzden özellikle yeni yapılacak parçalardan çok daha büyük beklentilerim vardı benim. Fakat Wake’e gelen tepkilerin çok iyi olması, yüzümüzü fena halde güldürüyor şu aralar. Yurtdışından ve Türkiye’den pek çok olumlu yorum aldık. Yakında bunları paylaşacağız zaten herkesle.
Ahmet: Şu ana kadar aldığımız tepkiler gayet güzel düşündüğümüz gibi gidiyor her şey. İstediğimiz gibi her şey. Grup kendi soundunu başkasına anlatmak yerine kendi içinde halletti. Albüm, kapak, myspace, web sitesi ve diğer görsellerle ben ilgileniyorum. Kayıtları da kendi home studyomda aldım. Mastering ve mix çalışmalarını da burada yaptım.
Kaan: Stüdyo Dream desteğiyle Ahmet yaptı kaydı. Kapak tasarımı vs. de ona ait. Dream Factory Design isimli bir grafik tasarım projesi de var. Bu işlerle ilgileniyor zaten Ahmet. İşin ekstraları Ahmet’e ait diyebiliriz. Bunun harici kayda ilk giriştiğimizde Freedom Gray gitaristi Abdurrahman Şimşek de çok destek oldu bize.

exsaddam: Müziğe ne zaman başladınız? Bu konuda eğitim aldınız mı? Sizi neler ve kimler etkiledi?
Ahmet: Ben müziğe bilinçli olarak yaklaşık 8-9 yaşlarında başladım. Daha önce hiç eğitim almamıştım ama şimdi hem işim gereği, hem ufkumu daha da genişletmek için armoni dersleri alıyorum. Kayıt teknikleri üzerine de çalıştığım işyerinde ders alıyorum. Öncelikle müzik yapma isteğimde James Hetfield’in çok büyük bir payı vardır ve babamın. Beni bu adamlar etkilemiştir.
Kaan: Müziğe ortaokulda gitar alıp başladım. O yaşlarda bana sıkıcı gibi görünmüştü klasik gitar eğitimi. Bir ay dayandım ama olmadı. Sonra evde kendim öğrendim gitar işini. Antakya’da büyüyüp müzikle ilgilenmek cidden zordu bundan on yıl önce. Gitarı öğrendiğimde metal çalmak için grup olmak gerektiğini fark ettim. Bass, vokal, ikinci gitar ve davul gerekliydi. Bass işini Hakan’a internetten bir bas gitar alıp çözdüm. Vokal konusunda da Antakya’da çözüm olmadığını anlayınca iş başa düştü. O zaman okuldan bir gitarist daha bulmuştuk. Antakya’da o grupla bir kaç konser verdik. Davulcu da konser günleri dahil oluyordu. Değişkendi. Sepultura dinlerken başlamaya karar verdim müzik işine. Chaos AD albümü çalıyordu şehirlerarası otobüste. Walkman kültürü vardı tabi o zaman? Sonra dinlerken ben yaparım heralde bunu dedim. Sonra yaptım sanırım. Sepultura, Pantera, Metallica, Amorphis ilk dinlediğim gruplardandı. Bir de müzik konusunda ailemiz çok cesaretlendirdi bizi.

exsaddam: Müzik dışında nelerle uğraşıyorsunuz? Başka işleriniz var mı? Bizlere kendinizden ve müzik yaşamınızdan bahseder misiniz?
Ahmet: Aslına bakarsanız müzik dışında hayatım yok gibi. Zaten Stüdyoda çalıştığım için sürekli iç içeyim müzikle. Bunun yanında profesyonel olarak grafik ve web tasarımları yapıyorum. Reklamcılık sektöründe freelancer olarak çalışıyorum. Bütün bunlardan boş kalan zamanlarımı da kendime ayırıyorum.
Kaan: Ben Dokuz Eylül Kamu Yönetimi bölümünde okuyorum. Müzik dışında okul var benim için. Çok da renkli sayılmazmış hayatım müziğin dışını düşündüğümde aslında. Şimdi sen sorunca fark ettim 🙂
exsaddam: Besteleri kim yapıyor? Gruptaki herkesin katkısı oluyor mu?
Ahmet: Besteleri eskiden ben yapardım ama şimdi herkesin büyük katkısı oluyor. Yine iskeleti ben ve Tayfun oluşturuyoruz ve sonrası tamamlanıyor. Davulcumuz ve vokalistimiz dahi katkıda bulunuyorlar.
Kaan: Önceleri Ahmet yapıyormuş büyük ölçüde. Ancak şu aşamada Tayfun çok etkili oluyor. Onun haricinde herkes kendisinden bir şeyler ekliyor parçalara. Riff, ritm, söz, konsept vs. Kimden kulağa hoş gelen fikirler çıkarsa onu dikkate alıyoruz.

exsaddam: İçinizde Unleash haricinde farklı projelerde yer alan var mı?
Ahmet: Şuan için yok. Yani en azından benim için yok. Çünkü Unleash istediğimiz konumda değil henüz yavaş yavaş geliyoruz. Bu yüzden tüm eforumu ona saklıyorum.
Kaan: Benim şu sıralar bazı fikirlerim var ancak aktif olarak bir projem yok.
exsaddam: Türkiye’de amatör anlamda yapılan işleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Beğendiniz işler neler? Metal piyasası hakkında neler düşünüyorsunuz? Sizce birçok grup hak ettiği yere neden gelemiyor?
Ahmet: Öncelikle şunu söyleyeyim Türkiye’de Metal Piyasası diye bir şey yok. Bu benim kanaatim tabi ki, sadece konuşurken kullandığımız bir şey bu ülkede sektör haline gelmesi de çok zor sanıyorum ki çeşitli gruplaşmalar dışında birlikte olabilen çok az grup var. Çok tatsız şeyler duyuyorum bazen, ama cidden çok kaliteli müzisyenlerin olduğu çok sevdiğim gruplarda var. Soul Sacrifice mesela işini çok iyi yapan bir grup, keza son dönemden Black Tooth müzikal anlamda henüz bir şey vermemiş bile olsalar vizyonlarını çok güzel kullandılar. Yurtdışında ve yurt içinde arkadan gelenlere kapı açtılar. Heretic Soul da öyle. Onlarda sık sık yurt dışındalar. “Sizce birçok grup hak ettiği yere neden gelemiyor?” sorusuna gelince bunda az önce belirttiğim belli bir piyasa olmamasının etkisi büyük. Gruplar demo çıkartıyor ama alan yok. Almıyor adam internetten indirmek çok daha kolay geliyor. Evet hepimiz indiriyoruz ama ben Türk gruplarının hiç birini indirmedim netten mesela hep param oldukça aldım. Gelin evimde kaset cd arşivi var. Bu adamlara başka türlü finans sağlamanın yolu yok. İşte bu yüzden ne gruplar istediği yere geliyor nede piyasa oluşuyor.
Kaan: En önemli cevap hepsinin toplamına, sektörün var olmaması. Metal sektörü diye bir dal olmadığı için müzik piyasasında yapılan işler ne kadar kaliteli de olsa tozlanabiliyor. Ben açıkçası Mosh pit Project, Martensmith ve Mindcrime’ı dinlerken çok keyif aldım. Son dönemde. Deathblow’u da sayabilirim bunların arasında. Bir de dinleme fırsatım olmadı canlı olarak ama kayıtları ilgimi çekti; Andarkan’ı fırsat bulursam izlemek istiyorum.
Volkan: Türkiye’de bir piyasa yok değil, var. Var ama o kadar amatörce işliyor ki, bir piyasanın var olmaması durumuyla, arasında bir fark kalmıyor adeta. Piyasanın temel unsurlarını; gruplar, organizatörler, şirketler (tabi bizde daha ziyade stüdyolar), organizatörler ve dinleyiciler olarak 5 sınıfa ayırabiliriz sanırım. Temel sorun şu ki, bu 5 sınıf da birbirinden son derece habersiz ve kopuk hareket ediyor. Birbirlerini geçtim, kendi içlerinde bile çok kopuklar, düzensizler. Gruplar birlik içinde davranmıyor, hareket etmiyor, organizasyonlar birbirini baltalıyor. amatör-profesyonel farketmez, yazarlar arasında kesinlikle büyük bir düzensizlik var ve hep beraber amatörce de olsa bir dergi düzeni bile kuramıyorlar, kuranlar da çok dayanamıyor, dinleyiciler bağnazca ve önyargıyla hareket ediyorlar vs vs.. Bunları çok daha uzatabilir ve çok fazla şey anlatabilirim bu konuda. Neden böyle derseniz, kesinlikle o kadar saçma küçüklükte mevzular yüzünden bu hale geliyor ki her biri.. Bunun temelinde ise “ben” demenin acımasız sonuçları yatıyor. Herkes öncelikle kendini öne koymaya ve herşeyin önderi olmaya o kadar takmış durumda ki, bi adım ileri atabilen kişi sayısı parmakla sayılıyor. Bir grup konser veriyorsa, sadece sahneye çıkmak olmamalı bunun anlamı. Zaten az sayıda konser veriyorsunuz. Olabilecek tüm geri dönüşleri almanız lazım. Ya da yapılan bir EP sonrası, herşey bitmiyor ki mesela. Bu işleri diğer 4 sınıfın da takip etmesi gerekirken, grubun şu noktada yapması gereken, CDleri onların burunlarının dibine kadar götürmek oluyor. Uzun zamandır tek istediğim bu tür durumlara dair olumlu, somut bir şeyler ortaya koyabilmek. Bir birlik sağlayabilmek. Ya da bu iş nasıl doğru yapılmalı, bunu elden geldiğince gösterebilmek. Unleash’le birlikte elimden geldiğince bunu yapmaya çalışıyorum. Fakat tek başınıza olunca pek de bir işe yaramıyor yapılanlar. Unleash’in büyümesi, biraz da bu açıdan önemli benim için.
Türkiye piyasasını ise uzun yıllardır, sıkı bir şekilde takip ediyorum. Özellikle yurtdışı bağlantısı kuran gruplarımızın, bu seviyeye gelmelerinin şanstan ibaret olmadığını gösterircesine ortaya koydukları çalışmaları hayranlıkla izliyorum. Piyasayı takip eden herkesin az çok takdirini kazanmış gruplar dışında, Ankara’dan Martensmith gerçekten çok iyi bir sahne ortaya koyuyor. İzlenmesi gereken gruplardan biri. Takıntılı olduğum türlerden biri olan Metalcore icra eden the Cage Within de ilgiyi hakeden gruplardan şu ara. İstanbullu da bir kaç Metalcore grubu var, ufak tefek konserlerde çokça duyuyorum isimlerini ancak izleme fırsatım olmadı henüz. Sadece Türkiye’de değil, müziğiyle tüm Metal grupları arasında en üstlerde tuttuğum Freedom Gray’in geri dönüşünü de sabırla beklemek gerek. Bunlar dışında Mental Implant, And I Exist, Burst Appeal, Rectifier, Dawnfall, Kasatura, Insistence, Deep Inside, dikkat edilmesi gereken gruplardan.

exsaddam: Tekrar Ep`ye dönmek istiyorum. Genel hatlarda grubun şarkı sözlerinin politika ve savaşlar üzerine olduğunu biliyorum. Sözlerin tam içeriği üzerine bizi biraz aydınlatır mısın? “The New Constitution”daki içerik “Wake”te de aynen devam ….
Ahmet: Wake yazıldığı dönemdeki ruh halimizle ilgili biraz daha aslında. Hem kişisel seslenişler var içinde hem de kitlesel. Şarkı şarkı anlatmak istemiyorum insanlar dinlesinler kendilerince çıkarımlar yapsınlar şarkı sözü okusunlar =)
Kaan: Savaşlar da var sözlerde kişisel karmaşalar da var. Yani öncekilerin ifade ettiği şeylerle benimkiler farklı biraz açıkçası. Ben sanırım politika üzerinde daha fazla duruyorum ve müzik de bu yöne akıyor gibi. Ama mevcut şarkılarda politika da var kişisel olaylar da.
exsaddam:EP’ye almadığınız parçanız oldu mu? EP işlerinde yaşadığınız zorlukları da bizimle paylaşır mısınız? Çıkarmış olduğunuz EP kayıtları ve alt yapıları ne kadar zaman aldı? Bizi bu konularda aydınlatınız…
Ahmet: EP’ye almadığımız ama konserlerde daha önce çaldığımız bir parça vardı onu almadık mesela. EP kayıtları eleman değişiklikleri yüzünden nerdeyse 3 kere baştan yapıldı ve 1 senemizi aldı bu sorunlar.
Kaan: Elediğimiz bir iki şarkı oldu. Müziklerin yazım süreci de kayıt süreci de vaktimizi aldı tabi. Ama şu kadar diyemem yani dağınık bir süreçti eleman değişikliklerine bağlı olarak.
exsaddam:Kendi yaşadıklarınızdan sonra EP – demo Albüm çıkaracaklara vereceğiniz tavsiyeler var mı? Neler?
Ahmet: Eğer böyle maddi bir külfete girecekseniz arkadaşlar, kesinlikle kaliteli bir iş koymaya çalışın ortaya eğer bir hedefiniz varsa. Ep’nin kartonetinden tutunda, iç kapak, arka kapak, ön kapak aklınıza ne geliyorsa olabildiğince kaliteli yapın.
Kaan:Yapmak istedikleri şeyin peşinde koşsunlar. Ellerine hiç bi şey geçmezse bile başka hiç bir olayda tadamayacakları bir mutluluk hissedecekler.
Volkan: Büyük bir maddi külfeti var bu işin. Bunun yanında ciddi anlamda manevi zorlukları da var. Öncelikle en iyi şarkılarınızı belirleyin. “4 şarkı yaptık hadi bunları EP yapaklım!!” moduna girmeyin. İyi bir kayıt alın kesinlikle ve Ahmet’in de dediği gibi tüm detayları eksiksiz yerine getirmeye bakın. Gerekli tanıtım yollarınızı açın ve herşeyi yoluna koyduktan sonra bu işe girişin. Çok para ve emek harcayacaksınız. Zamanınız çalınacak deli gibi. Sadece o CD’yi elinize alıp, odanızın baş köşesine bile koymak, delice mutlu eden bir şey de olsa; bir süre sonra bunca yaşanan güçlüğe yanmamak için, herşeyi bir düzene oturtmadan bu işe sakın girişmeyin. EP olsun olmasın, çok da önemli bişey değil bu. Önemli olan, ne yapıyorsanız, doğru şekilde yapmanız.
exsaddam:Peki, EP bir ön hazırlıktı sanırım. İlerde bizi uzun soluklu bir albüm bekliyor mu? Veya yurt dışındaki kayıt firmalarına EP’nizi yolladınız mı? Yerli/yabancı bir firmayla bir albüm görüşmesi var mı? Buradan da ufak bir ipucu alalım?
Ahmet: Öncelikle şunu söylemeliyim ki çok fazla firma bize döndü bu da çok sevindirici bir durum. Elimizden geldiğince ince eleyip sık dokuyoruz. Albüm parçalarını tek tek hazırlamaya başladık. Önümüzdeki sene içinde çok sıkı bir albüm geliyor olucak.
Kaan: Görüşmeler ufak çapta var sanıyorum. Volkan daha net cevaplar verecektir. Biz müziğimizi yapıyoruz. Sonrasını eksik olmasın Volkan bizi ve aklımızı yormadan gayet güzel işler çıkartarak tamamlıyor. Daha önce de dediğim gibi albüm için materyalleri toparlamaya başladık. Mümkün olduğunca kısa bir zamanda eldekilerden güzel bir şeyler sunmaya bakıyoruz artık.
Volkan: Yabancı pek çok firmadan teklifler aldık. Ancak ciddi bir şekilde iletişime geçip, anlaşma seviyesine gelmek için, yeni şarkılarımızın hazırlanmasını bekliyoruz.
exsaddam: Türkiye’de ya da dünyada Unleash’ın etkilendiği ve örnek aldığı gruplar hangileri?
Ahmet: Müzikal olarak Unleash bir sentez herkesin bireysel etkileşimleri var grubun içinde. Grup bazında bakıldığında kendine ait bir tarzı var, tabi ki bir çok etkilendiğimiz grup var. Bunlar sadece müzikal olarak değil, çalışma disiplinleri, vizyonları bunlar hep yol gösteriyor Unleash’e..
Kaan: Pantera, Sepultura, Fear Factory, Lamb of God, In Spite’ı takdir ederim bu güne kadar yaptıkarıyla.
exsaddam: Yaz geldi festival ve konser temposu arttı. Unleash’ı bu yaz nerelerde göreceğiz? Önümüzdeki aylarda konserleriniz var mı?
Volkan: Rock-A’da çaldık bu yazın başında. Let’s Open Air vardı, ama onun durumu malum. Şimdi Rock Tatili’nde çalacağız 13 Ağustos’da. Saat 8 gibi sahnede olacağız. Zaten Headbang günündeyiz. Tüm Metalcileri bu yazki son büyük festivalde, moshpite bekliyoruz !!
exsaddam:Anket Soruları:
Kaan DİNÇER
-Kullandığınız Enstrüman (Marka, Model): Vokal için ekstra bir ekipman kullanmıyorum, herhangi bir mikrofon işimi görür:) Gitar konusundaysa, Jackson kullanıyorum. Ancak gruptaki pozisyonum gereği kendisiyle evde muhabbetleşiyoruz.
-Doğum yeri ve Tarihi: Bolu – 20 ağustos 1986
-Favori Grupları: Pantera, Metallica, Down, Sepultura, Soulfly, Lamb of God, Slipknot, Fear Factory, Motörhead
-Favori Albümler: The Great Southern Trendkill, Chaos AD, Roots, New American Gospel
-Hayranı Olduğunuz Müzisyen: Dimebag, Nick Cave, Anselmo, Max Cavalera, Joey Jordison, Lemmy
-Boş Vakitlerdeki Uğraşları: Yemek yemek
-Favori İçeceği: Bira
-Favori Yiyeceği: Karnıyarık yada herhangi bir et yemeği
-Unleash’in En İyi Olarak Değerlendirdiği Parçası: Şimdilik Wake yada Eleventh Commandment
-Unleash’in En İyi Olarak Değerlendirdiği Konseri: Denizli ve Konya
-Unleash ile Yaşadığı En Unutulmaz Anısı: Ankara konseri sonrasındaki atraksiyonlar
-Hangi Gruplarla Sahne Almak İstersiniz?: 8 aralık 2004’ten sonra çok fark etmez bir hal aldı benim için ama ısrar edersen Soulfly olabilir:P
-İlk Aldığı Albüm: Seputur – Arise
-Son Aldığı Albüm: In Spite – Land of the Steel Cage
-Son Olarak Hayat Felsefesi: Kaba kuvvetin çözemeyeği iş yok.
Ahmet GEZER
-Kullandığınız Enstrüman (Marka, Model): Bc Rich/ Nj-Vr 1996 Amerikan
-Doğum yeri ve Tarihi: Edirne – 12.11.1984
-Favori Grupları: Lamb Of God, Sodom, Testament, Pantera, Orphaned Land, Soul Sacrifice, The Haunted
-Favori Albümler: The Haunted (Versus), Lamb Of God (Ashes Of The Wake), Testamant (The Formation Of Damnation)
-Hayranı Olduğunuz Müzisyen: James Hetfield, Eric Peterson, Dimebag Darell
-Boş Vakitlerdeki Uğraşları: Grafik ve Web tasarımı, kitap okumak, arkadaşlarımla vakit geçirmek.
-Favori İçeceği: Su
-Favori Yiyeceği Tüm ot çeşitleri (Rejimdeyim de)
-Unleash’in En İyi Olarak Değerlendirdiği Parçası: Eleventh Commandment
-Unleash’in En İyi Olarak Değerlendirdiği Konseri: Denizli
-Unleash ile Yaşadığı En Unutulmaz Anısı: Hiç birini unutmuyorum.
-Hangi Gruplarla Sahne Almak İstersiniz? : Hayalimdeki gruplarla sahne aldım ama Lamb of God da iyi olur !
-İlk Aldığı Albüm: Smokie – Golden Hits
-Son Aldığı Albüm: CARNOPHAGE – Deformed Future // Genetic Nightmare
-Son Olarak Hayat Felsefesi: Saygıdan vazgeçme.
Tayfun DENİZ
-Kullandığınız Enstrüman (Marka, Model): Ibanez MTM2 + Boss Metalcore (Kaan sağolsun)
-Doğum yeri ve Tarihi: Ordu – 19.12.1984
-Favori Grupları: Hatsphere, In Flames (hala), The Haunted ve Arise
-Favori Albümler: Reroute to Remain, Slaugther of the Soul, Made Me Do It
-Hayranı Olduğunuz Müzisyen: Angela Gossow benim için bi tane
-Boş Vakitlerdeki Uğraşları: Müzik haricinde sinema ve networking 🙂 diyim
-Favori İçeceği: Nefes almam Efes alırım
-Favori Yiyeceği Çiköfte rulezzz
-Unleash’in En İyi Olarak Değerlendirdiği Parçası: 11th commentment
-Unleash’in En İyi Olarak Değerlendirdiği Konseri: Rock-A
-Unleash ile Yaşadığı En Unutulmaz Anısı: Her anımımız bi başka guzel annem de Hakan’ın Denizli’ye giderken ben uyiyim diye kafamı yol boyunca tutması mukemmeldi.
-Hangi Gruplarla Sahne Almak İstersiniz?: Amon Amarth
-İlk Aldığı Albüm: Pentagram – Popçular Dışarı
-Son Aldığı Albüm: Soilwork – Stabbing the Drama
-Son Olarak Hayat Felsefesi: Müzikte gidebiliceğim yere kadar gitmek
Hakan DİNÇER
-Kullandığınız Enstrüman (Marka, Model): Fernandes Tremor 5x Bass Gitar, Boss ME 50-B Processor
-Doğum yeri ve Tarihi: Bolu – 30 Temmuz 1987
-Favori Grupları: Pantera, Sepultura, Iron Maiden
-Favori Albümler: Pantera – Vulgar Display of Power
-Hayranı Olduğunuz Müzisyen: Steve Harris
-Boş Vakitlerdeki Uğraşları: Bilgisayar
-Favori İçeceği: Bira, Nestea
-Favori Yiyeceği: Her türlü et
-Unleash’in En İyi Olarak Değerlendirdiği Parçası: False Wishes
-Unleash’in En İyi Olarak Değerlendirdiği Konseri: Eskişehir
-Unleash ile Yaşadığı En Unutulmaz Anısı: Minibüsle Antalya konserine gidişimiz
-Hangi Gruplarla Sahne Almak İstersiniz?: Cavalera Conspiracy, Pantera 🙁
-İlk Aldığı Albüm: Guns’n Roses – Apetite For Destruction
-Son Aldığı Albüm: In Spite – Land of the Steel Cage
-Son Olarak Hayat Felsefesi: Fazla kasmaya gerek yok,olucaksa elbet olur
Serkan ÇİNİOĞLU
-Kullandığınız Enstrüman (Marka, Model): Pearl Joey Jordison Signature 13×6 trampet, İstanbul, Masterwork ziller, Tama Iron Cobra twin pedal, Roland V Drums, Td6KW davul
-Doğum yeri ve Tarihi: Konya – 18 nisan 1988
-Favori Grupları: Killswitch Engage, Infected Mushroom, Pain of Salvation, Soilwork
-Favori Albümler: Opeth_Damnation, Killswitch Engage_ As Daylight Dies
-Hayranı Olduğunuz Müzisyen: Jeff Loomis, Andy Mckee, Martin Lopez
-Boş Vakitlerdeki Uğraşları: Pes
-Favori İçeceği: Coca Cola
-Favori Yiyeceği: Bilimum et ürünleri
-Unleash’in En İyi Olarak Değerlendirdiği Parçası: 11th commandment
-Unleash’in En İyi Olarak Değerlendirdiği Konseri: Eskişehir Chaos Extreme Fest 1
-Unleash ile Yaşadığı En Unutulmaz Anısı: 2 günlük vize uykusuzluğu ardından provada parça esnasında uyumam
-Hangi Gruplarla Sahne Almak İstersiniz?: In flames
-İlk Aldığı Albüm: Serdar ortaç’ın bi albümüydü 3. sınıftaydım =)
-Son Aldığı Albüm: Lamb of God – Wrath
-Son Olarak Hayat Felsefesi: Fenerbahçe
Myspace Sayfası
http://www.myspace.com/unleashtr
roportaj
Niklas Kvarforth video röportajı
Shining’in kurucusu Niklas Kvarforth’un Prozac artık Yetmediğinde adlı kitabına dair video röportaj yayınlandı!
Video Röportaj haberin devamında!

Shining’in kurucusu Niklas Kvarforth’un Prozac artık Yetmediğinde adlı kitabına dair video röportaj yayınlandı!
Video Röportaj haberin devamında!
roportaj
Papa Roachtan Jacoby ile Röportaj
Yeni albümün kayıtları sırasında yaşadıklarını Jacoby Shaddix James Micheal’a anlatıyor. Bakın nelerden bahsediyor;
“Kayıtlar sırasında beni intiharın eşiğine götüren bir dönem vardı. Bitmiştim. Artık bunu yapamayacağımı, bu acıya katlanamayacağımı söylüyordum kendime. Çok yalnız, kırgın ve y…

Yeni albümün kayıtları sırasında yaşadıklarını Jacoby Shaddix James Micheal’a anlatıyor. Bakın nelerden bahsediyor;
“Kayıtlar sırasında beni intiharın eşiğine götüren bir dönem vardı. Bitmiştim. Artık bunu yapamayacağımı, bu acıya katlanamayacağımı söylüyordum kendime. Çok yalnız, kırgın ve yorgun hissediyordum. Hayatımda çalıştığım her şey için bunları hissediyordum. Ve kendi kendime babam gibi olmayacağıma söz verdiğim şeylere baktım. O sarhoş gibiydim – ki o ailesini dağıtmıştı-. Ben de… Asla yapmayacağımı söylediğim her şeyi yapmış gibi, öylece oturuyordum.”
roportaj
Manowar Yeni Albümüyle İlgili Sorulara Cevap Verdi!
MANOWAR üyeleri, yaz aylarında çıkarmayı umdukları yeni albümleri üzerinde çalışmak üzere stüdyoya girdiler. Ünlü grup, kayıtlara biraz ara vererek kendilerine yöneltilen hayran sorularına cevaplar verdiler.
Röportajın devamını okumak için devamına tıklayın…

MANOWAR üyeleri, yaz aylarında çıkarmayı umdukları yeni albümleri üzerinde çalışmak üzere stüdyoya girdiler. Ünlü grup, kayıtlara biraz ara vererek kendilerine yöneltilen hayran sorularına cevaplar verdiler.
Entertainment9 yıl agoThe final 6 ‘Game of Thrones’ episodes might feel like a full season
Entertainment9 yıl agoThe old and New Edition cast comes together to perform
Entertainment9 yıl agoDisney’s live-action Aladdin finally finds its stars
Entertainment9 yıl agoMod turns ‘Counter-Strike’ into a ‘Tekken’ clone with fighting chickens
Entertainment9 yıl ago10 Artists who retired from music and made a comeback
Entertainment9 yıl ago‘Better Call Saul’ has been renewed for a fourth season
- album21 yıl ago
Cradle Of Filth – Nymphetamine
Entertainment9 yıl agoRappers are blowing up Twitter with praise for Jay Z and ‘4:44’




disgust
14 Ağustos 2009 at 16:44
10 numara 5 yıldız . 🙂
ImpLosioN
15 Ağustos 2009 at 03:13
Anarşik yapılar.. 🙂