roportaj
Self Torture
Ankara’nın demirbaş gruplarından Self Torture’ın gitaristi Cenker ile yaptığımız samimi röportajı okumak için tıklayınız!

Ankara’nın demirbaş gruplarından Self Torture’ın gitaristi Cenker ile yaptığımız samimi röportajı okumak için tıklayınız!
Oktay: Merhaba Cenker! Self Torture’da keyifler yerinde mi? Grup şu sıralar nelerle meşgul?
Cenker: Evet, gayet iyiyiz. Grup elemanlarının kişisel hayatında çeşitli inişler çıkışlar yaşansa da bunu FT faaliyetlerine yansıtmamaya çalışıyoruz. Şu sıralar sadece sahneye çıkıyoruz diyebilirim. 4. albümümüzü yeni yayınladık, onun tadını çıkarıyoruz.
Oktay: Sıcak bir gelişme olduğu için yeni albümden başlayalım istiyorum; albümün hazırlık aşamasında kimler elini taşın altına koydu? Albüm süreci nerede gerçekleşti?
Cenker: Bizim çalışma ve yeni bir ürün ortaya koyma biçimimiz, son kadromuzu oluşturduğumuz andan itibaren gelişimini tamamladı diye düşünüyorum. Biz hiçbir zaman albüm çıkartmak için beste yapmadık, sadece sahnede olmak ve bizi seven insanlarla iyi vakit geçirmek için ruhumuzu yansıtan şarkılar üretmek istedik. Buna bağlı olarak esas hedef albüm çıkartmak değildi. Ama kesintisiz şarkı yapmaya devam ederseniz bunun güncel kısmını paketlemek gerekiyor, bunlar da albümleri beraberinde getiriyor. Grup olarak çalışma şeklimiz gayet nettir, bu özellikle “Dead Center” ve “Tried & True” albümlerinde kendini hissettirdi. Şarkıların iskeletini genel anlamda ben oluşturuyorum, sözler ise tamamen Mumu’nun kontrolünde oluşuyor. Şarkılar ve sözler üzerine tartışmak, fikir alışverişinde bulunmak da çok sevdiğimiz bir çalışma tarzı. En son aşama olan provalarda ise herkes kartını açık oynar, bunun sonucunda da yeni şarkılarımızı elde etmiş oluruz. Son albümde de buna benzer bir çalışma kendi doğal sürecinde ilerledi. Albüm kayıtlarını bir önceki albümde olduğu gibi Midas’ın Kulaklığı stüdyolarında Erkan Tatoğlu ile beraber çalışarak bitirdik.
Oktay: Albüm kapağında kullanılan figürler yine çok anlamlı olmuş. Keza, ‘Person-A’ albümünüzün kapağında göz yanılsamasına neden olan klasik bir figür tercih edilmişti (ve oldukça manidardı). Bu albümde tasarım kime ait? Ve tabii ki albüm içeriğinin bir bütünleyicisi olarak bu tasarımın tercih edilme sebebini, sizin açınızdan verdiği mesajı öğrenebilir miyim?
Cenker: Aslında “Person – A” albümünde olduğu kadar farklı bir semantik anlayış yaratma peşinde koştuğumuz söylenemez. Bu kapakta anlatmak istediğimiz hiç olmadığı kadar direk, net gösteriyor kendini. Hayatta gerçekten bir şeyler elde etmek istiyorsan, sızlanmadan, ağlamadan, isyan etmeden sadece mücadele edip ayakta kalmak gibi bir amacın varsa eğer elini ateşe sokmalısın. Yani bizim sözlerimiz ne kadar takip ediliyor bilmiyorum ama özellikle yeni jenerasyonun alabileceği çok güzel tavsiyeler barındırıyor. Albüm kapağının esas temasını anonim bir resim olarak Mumu buldu, kalite ve çizim anlamında o haliyle kullanılacak formatta olmadığı için Ravenwoods grubundan tanıdığımız ressam ve grafiker Cihan Engin bizi kırmayarak yeni baştan temaya sadık kalarak mükemmel bir restorasyon çalışması yaptı, böylelikle son halini almış oldu.

Oktay: Daha önceki albümleri –hemen hemen her Türk grup gibi hep kendi imkânlarınızla bir yerlere getirmeye çalıştınız. Bu albüm de sanırım yine böyle bir emek sonucu dinleyicilerle buluştu. Özellikle şirket bağlamında yurtdışı ile herhangi bir temas oldu mu?
Cenker: Evet haklısın, her ne olursa olsun biz bu şekilde çalışmayı seviyoruz. Hakimiyetin bizim elimizde olduğunu bilmek doğru ve yanlışıyla birlikte tamamen bize ait olması güzel bir his yaratıyor tüm grupta.“Mislead” zamanından beri her ürünümüz için önce yurt dışıyla ilgili fizibilite çalışmaları yapıyoruz. Bu albüm için de çeşitli yazışmalarımız oldu. Orta ya da küçük ölçekli ama çalışkan bir yabancı şirket bulma amacımız vardı. 3-4 şirketle çok ciddi görüşmeler sürdü ve en sonunda bunu tek bir şirkete indirgedik. Anlaşmamızı yaptık ve artık son baskı aşamasına geldiğimizde bazı pürüzler yaşadık. Bundan sonra biz de fiziksel cd basma işini bir kenara koyduk ve dijital ortamda albümü yayınladık.
Oktay: Şu ana kadarki görüntüye bakarsak albüm sadece internet üzerinden alınabiliyor. İlerleyen günlerde müzik marketlerde görebilecek miyiz?
Cenker: Doğru, şimdilik sabit durum böyle. Ama ilerleyen günlerde belki FT ailesine bir sürpriz yapabiliriz.
Oktay: İlk albümden ‘Dead Center’ a kadar uzanan süreçte yapmak istediğiniz tarzı gerçekleştirmiş gibisiniz (en azından ben dinlerken bu izlenime kapıldım). Uzun süredir bu piyasada olduğunuzu da göz önünde bulundurursak, yaşadıklarınız, tecrübe edindikleriniz, bu albüme nasıl yansıdı?
Cenker: Doğru. Bundan önceki röportajlarımızda da bunu çok defa vurguladık. İlk albümlerimizde tarz belirleme konusunda emekleme sürecinden geçtiğimizi biliyorduk. Biz bunu problem yapmadık sadece tadını çıkardık. Çünkü o noktada farklı müzik anlayışlarına sahip insanların bir araya gelip müzik yapması çok da kolay bir iş değildi. Hepimiz biraz birbirimize yaklaştık biraz uzaklaştık kısacası esnedik, şekil değiştirdik, uyum sağladık. Yani tecrübeler anlamında değerlendirirsek bize yaşadıklarımızın en önemli katkısı bence kayıt alanında yansıyor. Artık ne istediğimizi biliyoruz, her ses frekansının nasıl tonlanması gerektiğini, neye ihtiyacımız olduğunu hızlıca düşünüp karara bağlayabiliyoruz. Onun dışında herkesin müzikal anlayışı, sesi duyuş ve anlamlandırma biçimi birbirinden farklı. Biz de FT olarak ruhumuzu tam olarak müziğimize yansıttığımızı düşünüyorum.

Oktay: Yine bu bağlamda değerlendirirsek; Self Torture geçen bu zaman diliminde yeterince olgunlaştı mı? Piyasadan, dinleyicilerden vs. alınan geri dönüş nasıldı ve sizin pencerenizden gelecek için beklentiler ne yönde?
Cenker: Bizim grup içindeki en önemli özelliğimiz arkadaşlığımızın çok iyi olması. Bu iyi arkadaşlığın yanında bir de müzik yapıyoruz. Olgunluk ne olarak tanımlanabilir, bir grup nasıl olgunlaşır bununla ilgili belirgin bir fikir ortaya koyamam ama tek söyleyebileceğim bir nehrin içinde yıllar boyu oradan oraya savrulan sivri bir çakıl taşı nasıl törpülenip keskin yerlerini kaybediyorsa biz de şu anda dingin ruh halimizle bu şekildeyiz. Piyasa bizim pek umurumuzda değil açıkçası, ülkemiz piyasasının ne olduğunu da anlayabildiğimiz söylenemez. Bizi tek tatmin eden şey bizden samimiyetini esirgemeden olabildiğince doğal sadece doğal, maskesiz insanların oluşturduğu kitleye müzik yapmak ve kimi zaman da böyle güzel ortamlarda çaldığımız oluyor. Genelde gelecekle ilgili plan yapmıyoruz, spontane olmayı tercih ediyoruz. Önemli olan o an ne yaptığındır.
Oktay: Reklamın her zaman belirleyici bir unsur olmasının yanında internetin de bu konuda büyük etken olması, sizler için oldukça cazip bir fırsat olmalı. Pek çok grup, yeni ürünleriyle birlikte özellikle MySpace üzerinden yaptığı değişik çalışmalar (tema vs.) ile bu durumu daha ilgi çekici kılıyor. Fakat yeni albüm çıkarmış olmanıza (üstelik şu an sadece internetten ulaşılmasına) rağmen MySpace sayfanız gayet tekdüze. Bu konuda bir çalışmanız var mı hâlihazırda?
Cenker: Evet haklısın bu söylediğin profilleri biz de görüyoruz, çünkü etrafta neler olup neler bittiğini takip ediyoruz. “Dead Center” zamanı ufak bir profil düzenleme denememiz olmuştu, ama çok çabuk sıkılıp bu haline tekrar getirmiştik. Şimdi her grup istediği gibi davranmakta özgürdür. Kendini hiç olmadığı kadar büyük bir grupmuş gibi gösterebilir. Çeşitli grafik programları kullanarak inanılmaz tasarımlarla yeni bir boyutun kapılarını açmış gibi kendini sunabilir. Şimdi bir gecekondunun önüne yüzme havuzu yapsan da bu oranın gecekondu olduğu gerçeğini değiştirmez. Biz FT olarak biraz eski kafalı adamlarız, minimal işleri severiz, olanı olduğu gibi sunarız ki bu tamamen hardcore ruhumuzdan kaynaklanıyor diye düşünüyorum, ama yine de internetin aktif kullanıldığını, bu tarz tanıtım işlerinde etkili olduğunu çok iyi biliyoruz. Sadece abartıya kaçmadan gerektiği kadar yapmayı tercih ediyoruz. Bu da tamamen grubun amaç, beklenti, hedef gibi düşünsel ve hırs, açgözlülük gibi duygusal tabanlı davranış yönetiminden kaynaklanıyor.
Oktay: Son birkaç yıldır Türk metal gruplarının (Cenotaph, Episode 13, Moribund Oblivion,…) dünyaya açılmaya başladığını açıkça görüyoruz. Üstelik tek bir konser için değil, turne de düzenlemeye başladılar. Bu noktada ülke çapında pek çok konser veren ve tecrübeli bir grup olarak, sizlerin bu noktadaki hedefleri, düşünceleri neler? Yurtdışından da bu yönde bir talep var mı?
Cenker: Türk grupları kendi cebinden para vermeden turlamaya başladığı zaman bu işin hakkı verilmiş olacaktır. Herkes ne yaptığının farkında olsun kimse kimseyi kandırmasın. Şu an itibariyle bütün masraflarını karşıladıktan sonra her yerde çalabilirsin. Bunu pazarlama stratejisi olarak kullanan yabancı festivaller bile hortladı. Bizim de eğer uçak biletimiz gönderilir ve diğer kişisel ihtiyaçlarımızın karşılanması anlamında yetecek kadar garanti verilirse Namibya’ da bile çalarız :). Konserlerle ilgili de çok fazla diyalogumuz oldu tabiî ki yurt dışıyla ama sonuç olarak bizim ekonomik ihtiyaçlarımıza cevap veremedikleri için kabul etmedik.

Oktay: Hatırladığım kadarıyla daha önce bir röportajda Mumu’nun bar grubu olmadığınızı söylediğini okumuştum. 2010 yılı içersinde şu ana kadar açıklanan açık hava organizasyonlarından birinde boy gösterecek misiniz? Yakın tarihlerdeki diğer konserlerinizi de öğrenelim bu arada 🙂
Cenker: Bizim çok belirgin prensiplerimiz var, koşullar uygun bir durumda bize sunulursa her yerde en güçlü performansımızı sergileyebiliriz. Açık hava festivallerinde çalmayacağız, hiç biriyle herhangi bir görüşmemiz olmadı. En yakın tarih olarak 1 Mayıs günü Karakatliam adlı organizasyonda yer alacağımızı söyleyebilirim.
Oktay: Bu arada Mumu’nun Türkiye’ye giriş yapamadığına dair bir duyum aldım. Doğru mudur? Sebebi nedir?
Cenker: Dönem tatilinde Mumu babasını ziyaret için Amerika’ya gitti, planlar kısa bir süre orada kalıp dönmesi üzerineydi. Ama bir takım aksilikler yaşandı ve bu süre uzadı. Bir süre daha orda kalması gerekiyor, muhtemelen yaz sonu dönmüş olacaktır.
Oktay: Benim grup hakkında aklıma takılan, merak ettiğim hususlar bunlar. Bu küçük söyleşi için MetalTR ailesi ve Karanlık Oda Dergisi adına sana teşekkür ediyorum. Senin Self Torture adına bu röportaj aracılığıyla dinleyicilerinize, sevenlerinize söylemek veya eklemek istediklerin varsa alalım 🙂
Cenker: Biz de sana ve çalışma arkadaşlarına teşekkür ederiz. Buradan herkese grubum adına selamlarımızı iletiyorum, bizi sevenler doğal ve samimi olsunlar ve her zaman sahne sonrası ya da öncesi beraber birkaç bira içip sohbet etmek için bir an bile tereddüt yaşamadan yanımızda olsunlar.
Hazırlayan: Oktay ATEŞ (HeiroftheMetaL)
roportaj
Niklas Kvarforth video röportajı
Shining’in kurucusu Niklas Kvarforth’un Prozac artık Yetmediğinde adlı kitabına dair video röportaj yayınlandı!
Video Röportaj haberin devamında!

Shining’in kurucusu Niklas Kvarforth’un Prozac artık Yetmediğinde adlı kitabına dair video röportaj yayınlandı!
Video Röportaj haberin devamında!
roportaj
Papa Roachtan Jacoby ile Röportaj
Yeni albümün kayıtları sırasında yaşadıklarını Jacoby Shaddix James Micheal’a anlatıyor. Bakın nelerden bahsediyor;
“Kayıtlar sırasında beni intiharın eşiğine götüren bir dönem vardı. Bitmiştim. Artık bunu yapamayacağımı, bu acıya katlanamayacağımı söylüyordum kendime. Çok yalnız, kırgın ve y…

Yeni albümün kayıtları sırasında yaşadıklarını Jacoby Shaddix James Micheal’a anlatıyor. Bakın nelerden bahsediyor;
“Kayıtlar sırasında beni intiharın eşiğine götüren bir dönem vardı. Bitmiştim. Artık bunu yapamayacağımı, bu acıya katlanamayacağımı söylüyordum kendime. Çok yalnız, kırgın ve yorgun hissediyordum. Hayatımda çalıştığım her şey için bunları hissediyordum. Ve kendi kendime babam gibi olmayacağıma söz verdiğim şeylere baktım. O sarhoş gibiydim – ki o ailesini dağıtmıştı-. Ben de… Asla yapmayacağımı söylediğim her şeyi yapmış gibi, öylece oturuyordum.”
roportaj
Manowar Yeni Albümüyle İlgili Sorulara Cevap Verdi!
MANOWAR üyeleri, yaz aylarında çıkarmayı umdukları yeni albümleri üzerinde çalışmak üzere stüdyoya girdiler. Ünlü grup, kayıtlara biraz ara vererek kendilerine yöneltilen hayran sorularına cevaplar verdiler.
Röportajın devamını okumak için devamına tıklayın…

MANOWAR üyeleri, yaz aylarında çıkarmayı umdukları yeni albümleri üzerinde çalışmak üzere stüdyoya girdiler. Ünlü grup, kayıtlara biraz ara vererek kendilerine yöneltilen hayran sorularına cevaplar verdiler.
Entertainment9 yıl agoThe final 6 ‘Game of Thrones’ episodes might feel like a full season
Entertainment9 yıl agoThe old and New Edition cast comes together to perform
Entertainment9 yıl agoDisney’s live-action Aladdin finally finds its stars
Entertainment9 yıl agoMod turns ‘Counter-Strike’ into a ‘Tekken’ clone with fighting chickens
Entertainment9 yıl ago10 Artists who retired from music and made a comeback
Entertainment9 yıl ago‘Better Call Saul’ has been renewed for a fourth season
- album21 yıl ago
Cradle Of Filth – Nymphetamine
Entertainment9 yıl agoRappers are blowing up Twitter with praise for Jay Z and ‘4:44’



