haber
Party San Metal Open Air Festival 2011 Kritiği
PARTY.SAN METAL OPEN AIR FESTIVAL
12-13-14 AGUSTOS 2011 SCHLOTHEIM ALMANYA
Söze şöyle girmek istiyorum: Bu Almanlar festival yapmayı iyi beceriyorlar arkadaşlar. İşte bu
Alman festivallerinden size en extreme olanını tanıtıyorum şuan!
Party.San Open Air Festivali, Avrupa’nın en extreme black ve …

PARTY.SAN METAL OPEN AIR FESTIVAL
12-13-14 AGUSTOS 2011 SCHLOTHEIM ALMANYA
Söze şöyle girmek istiyorum: Bu Almanlar festival yapmayı iyi beceriyorlar arkadaşlar. İşte bu
Alman festivallerinden size en extreme olanını tanıtıyorum şuan!
Party.San Open Air Festivali, Avrupa’nın en extreme black ve death metal festivali
olarak bilinir. 1996 yılından beri, müzik dünyasının black ve death metal gruplarının en
popülerlerinden, köklülerinden tutun da; yeni yeni albümlerle piyasaya yeni giren grupların da
bulunduğu, her sene, aralıksız mükemmel bir line up hazırlıyorlar. Bir black metal sevdalısı
olarak, bir kere gittim ve tadı damağımda kaldı. Seneye ve her sene gitmek için elimden gelen
her şeyi yapacağım. Eğer siz de yazının sonunda bana katılacak olursanız; hadi kalkın seneye
beraber gidiyoruz!
Bu sene Party.San her zamanki yerinden (Bad Berka denilen Almanya’nın bir köyünde idi) çok
daha başka bir yerde yapıldı. Geçen sene giden arkadaşlarımdan duyduğum üzere, Bad Berka’da
yağmur bulutları hiç durmamış. Geldiklerinde çim olan yerler, birinci günün başında çamura
dönmüş ve yağmur festival boyu hiç durmamış. Bu sebepten dolayı, geçen sene çok eziyet
çekmişler ve bu sene (benim şansıma) Schlotheim denilen yerde, bir havaalanında festivali
düzenlediler. Bildiğiniz uçağın pistinde çadırlarımızı kurduk. Yine şansıma yağmur kısa aralıklarla
yağdı ve çadır alanlarında hiç çamur oluşmadı. Festival başında çadırımızı temiz kurduk ve
festival sonunda çadırımızı temiz topladık.
Festival ve kamp alanından bahsediyorum biraz da..
(Şimdi ben, festivale de gitsem, çamur içinde de yüzsem, çok titiz bir insan olmaya çalışmaktan
ötürü, tüm festival yazılarıma, büyük bir paragrafımı, ‘duş ve tuvalet temizliği’ne ayırıyorum.
Bu sefer böyle bir şey yapmamaya çalışacağım.)
Tam sayıyı bilemesem de, her sene 20.000 insanın geldiği söyleniyor. Gelen insanların profili
de; full siyah kıyafetler (tam anlamıyla Blackçi tipi denilen bir kıyafet tarzı ile) herkesin
belinde mermi kemerler, bazılarının suratında corpse paint olan,sadece müzik dinlemeye ve
içmeye geldik rahatlığıyla dolaşan, 25-35 yaş arası, çoğunluğunun erkek olduğu bir metalsever
topluluğu mevcuttu. Kısacası, çoğu ağır abi tipli insanlardı. Benimle tanışmak isteyen birkaç
yabancıya, sorularının karşılığı olarak Türk’üm ve Türkiye’den geliyorum cevabını verdiğimde,
çok şaşırdılar. Ben de bu şaşırma olayına da iyice alıştım. Eğer ilerde aynı soruyla karşılaşacak
olursanız, Türkiye’den geliyorum yerine, Istanbul’dan geliyorum deyiniz. Çünkü adamların
kafasındaki Türkiye ile Istanbul ayrı tellerde çalıyorlar ya da ‘eh bu büyük şehirden gelmiş,
azcık yol yordam biliyordur..’ kafasında oluyorlar.
İnsan profilinden bahsettikten sonra, sıra gelsin kamp alanı hakkında konuşmaya..
Kamp alanı, havaalanı olmasından ötürü geniş bir düzlük ve rüzgarlı bir bayırdı. Kimse kimsenin
tepesine binmeden, rahatlıkla çadırımızı ve party çadırlarımızı kurabileceğimiz geniş alanlara
sahiptik. 6 tl karşılığında ‘Shit and Shower’ bilekleğimizi alıp, sınırsız tuvalet ve duş kullanımına
sahip olduk. (Dalga geçmiyorum, gerçekten bileklikte ‘Shit and Shower’ yazıyordu.)
Tuvaletler ve duşlar konusunda tek problem, az olmalarıydı. 20.000 kişiye 12 kız tuvaleti, 12
erkek tuvaleti ve 6şar duş yetmedi. Yetmezdi de zaten. Metalci insan pis diye bilinir ama pis
değiliz arkadaşlar. Ben bir tane bile ter kokan insan duymadım ki bininiz bir IETT otobüsüne,
ter kokusu duymamak mümkün değildir. Neyse!
Kamp alanı hakkındaki ikinci ayrıntı ise, gece 2den sonra kamp alanında müzik çalan insan
bulamazsınız. Çünkü festivalin bir Party Tent’i vardır ve sabah 4-5e kadar kesintisiz extreme
müzik orada devam eder. İnsanlar kamp alanında uyuyanları kendi müzikleriyle rahatsız
etmemek adına, bir vakitten sonra partilerine Party Tent’te devam ederler. İnsanlar da günün
o büyük yorgunluğundan sonra, huzurlu bir şekilde uyurlar.
Festival ve kamp alanı hakkındaki genel bilgilerden sonra şimdi de size biraz gruplardan
bahsetmek istiyorum.
Bu sene line up öp başına koy cinsindendi. At The Gates, Taake, Enslaved, Urgehal, Morbid
Angel, Absu, Watain, Melechesh, Cliteater ve daha nicelerini aynı sahnede görme şansını
yakaladım. Şimdi de sizlere gün ve çıkış sıralarına göre grupların performanslarından sırasıyla
bahsedeceğim.
Ilk Gün 12 Ağustos 2011
Perşembe gününün grupları, rüzgarin azizliğine uğradılar. Çok şiddetli rüzgar, büyük sahnenin
çatısını aldı götürdü. Zamanında düzeltemediler. O yüzden o günün tüm grupları küçük sahnede
yer aldılar.
Günün ilk grubu kuzeyden, İskandinav taraflarından, tam olarak Norveç’ten…
BYFROST (Black ve Thrash Metal)
Patricia Thomas denen bir menejer vardır; bilen bilir. 101 Dalmaçyalı filmindeki kadınınkine
benzer siyah üstüne beyaz röfleleri olan, tombik ve yaşlı bir hatundur kendileri. İnsanın ‘Sen
neden benim ananem babannem değilsin!’i, içten hissettiği bir durum yaratır insanın içinde,
derinde bir yerde.. İşte bu kadın, bu grubun ve daha bir nicelerinin menejerliğini yapmaktadır.
Hep mi güzel grupların menejeri olunur arkadaş! Ondan bir sitesine uğrayın ve listedeki tüm
grupları dinleyin. Hiçbiri gereksiz değildir. Ayrıca Episode 13 adlı Türk Black Metal grubumuzun
da menejeridir kendisi. Neyse demek istiyorum ki, bu grup sahnede çok iyiydi. Büyük sahnede
çalamadılar ama fark etmedi. Küçük party çadırında, sıkış tepiş, üstüste izledik. Keyfimiz
yerine geldi.
DEW SCENTED (Alman Thrash ve Death Metal)
Bu grupla ilgili ilginç bir bilgi vermek istiyorum. Bu grubun 1993 yılından beri çıkardıkları her
albümün ismi ‘’I’’ ile başlamaktadır. Sanırım tesadüf değil ve diğer bir ayrıntı da, bunların
memleketi Braunschweig’mış.. Haha. Ben burda erasmusumu yaptım, 4 ayım tam olarak
Braunschweig’ta geçti ve herhangi bir grubun, oradan çıkma ihtimalini düşünmemiştim, aklımın
ucundan bile geçmezdi böyle bir şey.. Neyse neyden ilham aldılar, hangi şartlarda kendilerini
geliştirdiler bilmiyorum ama iyi olmuş. Sahne performansları iyiydi, ses sistemi zaten Party San
ekibi sağolsun muhteşemdi. Umarım tekrar izleme fırsatı yakalarım gelecekte..
ABORTED (Belçika’lı Brutal Death Metal)
Aborted sahneye çıktığı zaman, çadırda birden adım atacak yer kalmadı. Başladığı andan
bitişine kadar, hem grup hem de izleyici birbiriyle o kadar iletişimdeydi ki, herkes çok
iyi bir konser izledi. Karşılıklı pozitif enerji veriştik. Ayrıca tamam, kalabalıkla bir grup
izlemek çok güzel bir duygu ama mümkünse açık havada olsun bu işlem. Tabii ki ilk gün,
büyük sahnenin kamuflajının gazabı, herkesi derinden etkiledi ve herkes bu durumdan nasibini
Aborted konserinde yeterince aldı. Oksijen oranı yok denecek kadar azdı. Sıcaklık bir saunanın
sıcaklığına eş değerdi…
NEGURA BUNGET (Romanyadan Progressive Folk Atmosferik Black Metal)
Karanlık Sisli Orman anlamına gelen Negura Bunget, ayrıca önümüzdeki ayda (25 Aralık’ta)
yine Chaos Magazin ve Metal Tr katkılarıyla Rock’n Rolla’ya gelmektedir. Bence kaçırmayın,
izlenmesi gereken bir grup. Hem de en önden çünkü sahne performansları gerçekten çok iyi.
Açıkcası ben orada olacağım. Yeniden izlemek istiyorum. Geliyor olmaları süper oldu.
Ikinci gün, ana sahne düzelmişti ve gruplar birer birer, öğleden sonra sahne almaya başladılar.
İkinci günün ilk grubu benim için:
Isveçli Death Metal grubu PUTERAEON idi.
Daha 2008’de kurulmuş olmalarına rağmen, Party San’da sahne aldılar. Vay be denilesi bir
durum. Ayrıca sahnede de çok iyiydiler. Ses sistemi her zamanki gibi muhteşemdi. Sabah
sabah bizim uykumuzu açtılar. Akşam içip sızanlar için çok iyi bir açıcı oldular.
TRUPPENSTURM (Alman Death ve Black Metal)
Deathten çok Black Metal görüntüsü içerisindeydiler. Elemanların yüzü kırmızı boyayla
boyalıydı. Şeytan misali. Ben çok Death Metal melodisi hatırlamıyorum niyeyse. Çok fazla
izleyemedim, belki sebebi odur ama yine izlediğim iyi oldu. Gözüm gönlüm açıldı sahnede böyle
insanlar gördükten sonra. Gelecek gruplara iyi hazırladılar beni.
URGEHAL (Norveç Black Metali)
Ne zamandır izlemek istediğim gruptu. Hatta Black Metali keşfettiğim andan itibaren
diyebilirim.. Çok çok çok iyilerdi. Enzifer’in kıyafetini incelemem benim neredeyse 15 dakikamı
aldı. Dedim o adam nasıl bir yerlerini çizmeden, kanatmadan o spikeları giymiş orasına burasına
takıştırmış dedim.. Neyse, etrafta kan falan yoktu ama seyircilerden resmen kan çıktı.
Çok fazla iyiydiler. Yani kelime yok, anlatamam çok üzgünüm. Zaten heyecanlıydım onları
izleyeceğimden ötürü. Hayran hayran, kıpraşmadan tüm konseri izledim. Gerçi yine de Trondr
Nefas’ı kesmedi bu topluluk ve üzerime alınmasam da topluluğa ‘’If you don’t bang your heads
now, I will sodomize you all’’ Bunu çevirmeyeceğim, gidin kendiniz sodomize kelimesinin ne
anlama geldiğine bakın hehe. Tabii yine de bu lafın üstüne de olsa, umarım bir gün Istanbul’a
gelirler, bizi toptan kasıp kavururlar.
SKELETONWITCH (Amerikalı Thrash ve Black Metal)
Bana nedense bu grup Death Metal gibi gelmişti. Yani hatta öyle olduğunu savunabilirim şuan.
Albümlerini digitalden dinlemedim, ancak bu yaz iki kere izleme fırsatını yakaladım. Tamamen
Death grubu konseri izledim diyebilirim. Bu demek oluyor ki sahnede çok iyiydiler. Gitaristleri
vardı bir tane. Hep denk geldim internet ortamında fotoğraflarına. Fotoğrafçılar hep onu
çekmişler. Yakışıklı bir herifti ama yani müzik müzik müzik diyorum ve CDlerini alabilme şansınız
varsa, edinin uyarısında bulunuyorum.
ABSU (Amerikalı Black Thrash Metal)
Metalfest kritiğimi okumuşsanız hatırlıyor olabilirsiniz. Milking the Goatmachine’ın davulcusunun
aynı zamanda vokal olduğunun ayrıntısını vermiştim size. Ancak öyle vokal ve davulun bir
arada bulunduğu tek bildiğim grubun o olduğunu söylemiştim. Yanılmışım! Aynı şey Absu için
de geçerliymiş. Davulcu ayrıca vokaldi ve ben Absu’yu bildiğim halde bunu fena halde gözden
kaçırmışım. Herhangi bir şekilde araştırmasını yapmamışım. Büyük bir hata ve bu hata benim!
Absu’nun performansı hakkında konuşmak gerekirse, kesinlikle muhteşemdi. Absu’yu görmek ya
da onların herhangi bir konserini yakalamak çok zordur. Ben gibi binlerce insan, Absu’yu izlemek
için o anda oradaydı ve bize muhteşem bir performans sergiledir. Artık, vokalin ayrıca davulcu
olduğu gruplara farklı bir hayranlık duyuyorum.
PRIMORDIAL (Irlanda’dan Celtic Folk Black Metal)
Bu sene bol bol Primordial izledim. Bu performansları da güzeldi ancak onların şansızlığına,
sahnedeki amfilerden biri sürekli cızırtı yaptı ve bu sebeple ses konusunda çok iyi değillerdi.
Ancak Alan Averill her zamanki gibi, Irlandalı kanından vazgeçmeyerek, Jack Daniels viskisinin
içerek, kendinden geçerek, elinden geldiğince güzel bir performans sergilemeye çalıştı.
Primordial güzel gruptur. Bilmeyen mutlaka dinlemeye başlamalıdır.
MELECHESH (Israilli ama Hollanda’da yaşayan Black Death ve Middle Eastern Folk Metal)
Melechesh’in anlamı ‘King of Fire’dır. Israil’den taşınmalarının sebebi ise, orada yaşadıkları
problemmiş. Hollanda’ya taşınıp rahat etmişler. Çok güzel bir grup arkadaşlar. Doğunun
ezgilerini, death ve black metalle harmanlandığı en güzel gruplardan biri. Bu işi çok iyi
başarıyorlar. Bu adamlar gerçekten müzik yapmasını seviyorlar. Ayrıca solistin de sevgilisi bir
Türk kızıydı. Party San’da back stagete denk geldim. Arada Türkçe kelimeler söyledi ama ben
tam emin olamadığım için, hey ben de Türk’üm, tanışalım mı, Türk Türk’ün kardeşidir gibi bir
muhabbete girmedim. Aranızdan kesin tanıyan vardır ama bu hatunu.. Eminim.
BELPHEGOR (Avusturya’dan Death Black Metal)
Bu grubu Alman insanları bir ayrı seviyor ya da diyebilirim ki; kesinlikle akşam sahneye
çıkıyorlar. Öyle çok büyük bir grup değiller ama seveni çok fazla. Performanslarına lafım yok,
çok iyiler ama hangi arada derede, bu kadar sevildiler, ben o noktayı kaçırdım. Gerçi 1993
yılında kurulmuşlar.. Neyse benim takipsizliğim sanırım. Eveeet performans hakkında konuşacak
olursak, Pure Evil bir şov sergilediler diyebilirim. Sahneye onların çıkmasıyla, ses sisteminin
limitleri aşıldı, kalabalık oranı arttı, hava hafiften soğudu ama kanımız iyice kaynadı.
1349 (Norveç’ten Black Metal)
Sahnede çok evil bir grup olduğunu bilmeyen bile anlardı. Kırmızı ışıklar, tam anlamıyla Black
Metal’in pirlerinden 1349 sahnedeydi. Ses sistemi yine tavandı. Kalabalıklık oranı her geçen
grupla artıyordu. Havanın soğukluğunu hissetmez olduk. Büyük sahnenin tam üstünde yazan ‘’Hell
is here’’ yazısının bu kadar anlamlı olduğunu, bu performansla anladım ve garantisini hissettim.
ENSIFERUM (Finlandiyalı Folk Metal)
Ensiferum hayranı olarak, onları 3. kere izlemenin verdiği huzur, en önden grup fotoğraflarını
çekme fırsatı ve yine çok güzel bir line up ile, azıcık da bizi ıslatmaya başlayan yağmuru
tınlamadan, o andan zevk almayı sağlatan favori gruplarımdan birisidir. Açıkcası Ensiferum
Party San’da, nasıl ana gruptan bir önceki grup olarak çıkar ve bu nasıl karşılanır endişesi
içerisindeydim. Çünkü Party San’ın çok ruhuna uyan bir grup değildi ve seyirci kitlesi de bu
durumdan mutluluk duyacak gibi görünmüyordu… Ancak ben fena halde yanılmışım. Konseri
izleyen çok büyük kitle vardı ve herkes Ensiferum’u izlemekten mutluluk duyuyordu… En black
metalcisi bile…
MORBID ANGEL (Amerika’dan Death Metal)
Morbid Angel, ikinci günün headlineı idi ve ben yine dibinden fotoğraf çekme imkanını
yakaladım. Ses sistemi artık son sınırlarındaydı. İnsanlar Morbid Angel dinlemekten mutluluk
duyuyordu. Ben de ilk kez izledim, canlı izlemek istediğim uzunca bir listem içinde yer
almaktaydılar kendileri. Çok süper bir konserdi. Uzundu, yorucu bir günün ardından insan çok
dayanamıyor; daha fazla izleyecek enerji bulamıyor. Ancak sahnede Morbid Angel olunca,
gözlere kürdan yerleştirerek, çim ıslak olsa bile oturarak, o andan zevk almaya çalışarak ve
ertesi gün ‘Ya dün ben Morbid Angel izledim’ hissini düşünerek, artık cehenneme huzurlu bir
yolculuk yapmaya hazır hissediyorsunuz kendinizi..
Ve…. Son gün! İlk grup sahnede..
DAWN OF DISEASE (Alman Death Metal)
Genç bir grup. 2003’te kurulmuşlar, iki tane albümleri var ama gayet başarıydılar.
CLITEATER (Hollandalı Goregrind Metal)
Goregrind gruplarının konserlerini çok seviyorum. Hem kitle hem de grup bir acayip oluyor.
Farklı bir atmosferi var. Grubun ismi de tam goregrind metaline uygun bir isim haha.
Performansları çok iyiydi. Beş altı kişilik bir grup, ellerinde kittie düdükleri ve oyuncak
silahlarla, kendilerince eğlendiler. Ben de tam arkalarındaydım. Bu sebeple fotoğraf karelerimin
içinde hepsivyer almaktalar.
Kittieleri gördükten sonra şaşırmayınız diye söylüyorum.
WITCHBURNER (Alman Thrash Metal)
Böyle thrash metal grupları dinledikçe, thrashı sevesim geliyor, çünkü sevdiriyorlar. Bunlar da
yine bize güzel bir konser yaşattılar. Umarım tekrar izleme şansı yakalarım.
PANZERCHRIST (Danimarkalı Death Black Metal)
Solistleri sürekli ‘’Comeeee ooooon’’ diyordu ama sessiz bir şekide. Onun o yüz şekli benim biraz
sinirimi bozdu. Halbu ki güzel bir grup ve iyi bir performanstı ama ben daha fazla o faketen
comeee on’lara dayanamadım, konserin 4. şarkısında sanırım alanı terk ettim.
HEIDEVOLK (Hollandalı Folk Viking Metal)
Sahnede çok fazla kaslı erkek vardı. Sahne bir anda küçük geldi insanların gözlerine.
Performansları çok iyiydi. Yine Party San ruhuna bence uygun olmayan bir grup olmasına
rağmen, yine de izleyeni çoktu. Böyle mola gibi geldi. Black ve Death metale, Folk molası
verdik, kulaklarımız dinlendi.
TAAKE (Norveçli Black Metal)
Taake benim favori grubum. En çok sevdiğim ve dinlemekten hiç bıkmadığım en en en favori
grubumdur kendileri. O sebeple izlerken çok fazla heyecanlandım. Bir yandan mutluydum, bir
yandan heyecanlıydım, bir yandan gözlerimi sahneden alamadım, bir yandan Metal TR için
fotoğraf çekmeye çalıştım. Böyle çok ilginçti. Bittiğinde hiç Taake izlememişim gibi hissettim.
Yani abartmıyorum, 10 saat durmadan çalsalar, ben sıkılmadan, yerimden kıpırdamadan oturur,
zevk alarak başından sonuna kadar izlerim. Neyse fotoğraflarım her şeyi yeterince anlatıyor
zaten. Onlara bakmanızı öneriyorum.
HAIL OF BULLETS (Hollandalı Death Metal)
2006’da kuruldular daha çok yeni bir grup ama elemanlar yaşlı hehe. Canlı performansları
güzeldi. Arada alevlere maruz kaldık, sıcak olan havanın derecesi hem alevlerle, hem de o güzel
müzikleriyle kaynadı.
WATAIN (Isveçli Black Metal)
Watain de benim en sevdiğim favori gruplarımdandır. Metalfest’teki performanslarından çok
çok çok çok daha iyisini sergilediler. Hem büyük sahnedeydiler, hem kalabalık çok iyiydi. Kendi
ruhları da Hell is here’la bütünleşiyordu ve gerçekten o anda ‘Biz Cehennemdeyiz’ dedim ve bunu
içten hissettim. Ses sistemi de muhteşemdi. Fotoğraflarım da harika haha.
MORGOTH (Alman Death Metal)
Bu grubu da bekleyeni çoktu. Her sorduğum insan bir Morgoth iki de At The Gates diyordu.
İkisi de aynı gün sahneyi paylaştılar. Performansları çok iyiydi. Ancak yarısını izlemek
durumunda kaldım. Makinemin şarjı bitmek üzereydi. Enslaved ve At The Gates için depolamam
gerekiyordu ve yarısında kampıma geri döndüm.
ENSLAVED (Norveçli Progressive Black Metal)
Enslaved’i ne zamandır izlemek istiyordum, bu sene şansıma iki kere denk geldim ve bu
performansları gerçekten çok iyiydi. Sahnede bana göre döktürdüler. Diğer Enslaved’i bilmem
kaç kere izlemiş arkadaşlarım için çok normal bir sahneydi ama ben mutluluktan geberiyordum.
Onun heyecanı ayrı bir şey ya. Ben her zaman onlardan daha şanslı hissettim kendimi. Daha
henüz konserlerden bıkmış bir insana dönüşmedim sonuç olarak haha.
AT THE GATES (Isveçli Melodic Death Metal)
Konserlere çıkmayı bıraktıklarını söyledikten sonra, onları asla izleyebileceğim aklıma gelmezdi.
Şuan kendimi çok şanslı hissediyorum. At The Gates’i sahnede izledim! Yağmur yağdı, umrumda
olmadı. Yorgunluktan geberdim, yine de ayakta oturmadan izledim. Gerçekten Party San’ı çok
güzel kapattılar. Tadı damağımızda kalarak bitirdik sezonu.
Ve Party San’ın üç gününden birkaç kareyle bu yazımı bitirmek istiyorum.
Kesinlikle eğer Black Metal’i seviyorsanız, Party San’a gitmeden öleyim demeyin.
Bu yazımdan sonra da size Summer Breeze 2011 kritiğiyle geleceğim. En yakın zamanda tekrar
görüşmek üzere. Stay Metalllllllllllllllllllllllllllll!!!!!
Party San 2011 Sinem Uzunoglu Kritik
haber
MEGADETH, yeni sinema belgeseli Megadeth: Behind The Mask
MEGADETH, yeni sinema belgeseli Megadeth: Behind The Mask için fragmanı yayınladı. Film, 22 Ocak’ta dünya genelinde sınırlı süreyle sinemalarda gösterime girecek ve grubun 23 Ocak’ta çıkacak son stüdyo albümünden bir gün önce izleyiciyle buluşacak.
Fragmanı izlemek için haberin devamına gö…


MEGADETH, yeni sinema belgeseli Megadeth: Behind The Mask için fragmanı yayınladı. Film, 22 Ocak’ta dünya genelinde sınırlı süreyle sinemalarda gösterime girecek ve grubun 23 Ocak’ta çıkacak son stüdyo albümünden bir gün önce izleyiciyle buluşacak.
Fragmanı izlemek için haberin devamına göz atabilirsiniz.
haber
Brezilyalı gitarist Kiko Loureiro, sinema dünyasına ilk adımını attı
Brezilyalı gitarist Kiko Loureiro, sinema dünyasına ilk adımını Theory of Mind filminin fragmanını yayımlayarak duyurdu. Daha önce Megadeth ve Angra gibi gruplarla tanınan Loureiro, filmde yürütücü yapımcı olarak yer alıyor ve aynı zamanda yapımın müziklerini de hazırlıyor. Filmin 2026 yılında gös…


Brezilyalı gitarist Kiko Loureiro, sinema dünyasına ilk adımını Theory of Mind filminin fragmanını yayımlayarak duyurdu. Daha önce Megadeth ve Angra gibi gruplarla tanınan Loureiro, filmde yürütücü yapımcı olarak yer alıyor ve aynı zamanda yapımın müziklerini de hazırlıyor. Filmin 2026 yılında gösterime girmesi planlanıyor.
Fragmanı izlemek için haberin devamında.
haber
Avenged Sevenfold yeni şarkısı Magic
Avenged Sevenfold, Call of Duty için hazırladığı yeni şarkısı Magic’i yayınladı
Avenged Sevenfold, Call of Duty’nin özel müzik içerikleri kapsamında ürettiği yeni single’ı Magic’i dinleyicilerle paylaştı. Grup uzun süredir sessizliğini koruyordu ve Magic, hem metal dinleyicilerine hem oyunc…


Avenged Sevenfold, Call of Duty için hazırladığı yeni şarkısı Magic’i yayınladı
Avenged Sevenfold, Call of Duty’nin özel müzik içerikleri kapsamında ürettiği yeni single’ı Magic’i dinleyicilerle paylaştı. Grup uzun süredir sessizliğini koruyordu ve Magic, hem metal dinleyicilerine hem oyunculara hitap eden güçlü bir dönüş niteliği taşıyor.
Yeni Magic videosu haberin devamında yer alıyor.
Entertainment9 yıl agoThe final 6 ‘Game of Thrones’ episodes might feel like a full season
Entertainment9 yıl agoThe old and New Edition cast comes together to perform
Entertainment9 yıl agoDisney’s live-action Aladdin finally finds its stars
Entertainment9 yıl agoMod turns ‘Counter-Strike’ into a ‘Tekken’ clone with fighting chickens
Entertainment9 yıl ago10 Artists who retired from music and made a comeback
Entertainment9 yıl ago‘Better Call Saul’ has been renewed for a fourth season
- yerligrup21 yıl ago
…aaaarrghh…
- yerligrup17 yıl ago
NECROTOMY



