yerligrup
Özge ÖZKAN Röportajı
Ülkemizin en iyi gruplarından birinin vokali, yepyeni albümü ile tek başınada müthiş işler ortaya koyan ve bunlara yenilerini ekleyen Özge ÖZKAN! İçten cevapları ve keyifli sohbeti ile MetalTR üyeleri için sorulamızı yanıtlayan sanatçı hakkında merak ettikleriniz varsa;
[ Röportaj Haberin Dev…

Ülkemizin en iyi gruplarından birinin vokali, yepyeni albümü ile tek başınada müthiş işler ortaya koyan ve bunlara yenilerini ekleyen Özge ÖZKAN! İçten cevapları ve keyifli sohbeti ile MetalTR üyeleri için sorulamızı yanıtlayan sanatçı hakkında merak ettikleriniz varsa;
[ Röportaj Haberin Devamında ]

• Güven: Merhaba Özge, nasılsın?
Çok iyiyim, teşekkür ederim. Bir süreliğine Estonya’da yaşıyorum. Burası bembeyaz ve çok soğuk! Uzun zamandır özlediğim bir şeydi bu.
• Güven: Geçtiğimiz günlerde ilk solo çalışman olan In Your Heart piyasaya sürüldü. Tepkiler nasıl E.P hakkında?
Çok olumlu tepkiler aldım. Aslında hiçbir beklentim yoktu ama beğenildiğine sevindim. Müzisyen olarak üretimlerimi paylaştım ve sonuç beni mutlu etti.
• Güven: Albüm CTF Records tarafından piyasaya sürüldü. Albüm kayıt süreci nasıl ilerledi?
Uzun süredir şarkı yapıyorum ama albüm söz konusu olunca biraz daha ince eleyip sık dokuyorsunuz. İlk fikir ortaya çıktıktan sonra birbirine yakışır şarkıları seçtik ve düzenlemeleri üzerine çalışmaya başladık. Arın bu konuda bana çok yardımcı oldu çünkü enstrumanlar, soundlar ve kayıt hakkında çok bilgili ve çok yetenekli. Aklımdakileri somut hale getiren o oldu. Kayıt oldukça kısa sürdü çünkü “In Your Heart” 5 şarkıdan oluşuyor. Bu bize bazı şeyler üzerinde daha hassas davranabileceğimiz bir zaman kazandırdı ve akustik enstrumanlar kullanmak için cesaret verdi.
• Güven: Bu zaman kadar birçok konserde ve şehirde sahne aldın. En hoşuna giden konser hangisiydi?
Grup olarak seyircisi ve atmosferi bakımından en sevdiğimiz konser Zeytinli Rock Fest. ama ben daha küçük yerlerde yaptığımız konserleri de seviyorum. İnsanlara daha yakın oluyorsunuz. Hatta bir keresinde böyle bir konserde biri uzanıp beni öpmüştü işte onu hiç unutmuyorum 🙂

• Güven: Catafalque olarak değil de Özge ÖZKAN olarak konser verecek misin?
Elbette. Performans grubum bunun için var.
• Güven: Piano öğretmenliği okuduğunu duydum, peki hiç mesleğini yapmak istedin mi?
Piano eğitimi aldım. Piano öğretmenliği okumadım. Ama çocuklarla çalışmayı çok sevdim. Bu yüzden birkaç yıl 6-12 yaş arası çocuklarla çalıştım.
• Güven: Bundan sonra ki projelerin nelerdir?
Mezun olup Türkiye’ye dönünce iş hayatım daha da yoğunlaşacak ama bununla birlikte master öğrencisi olarak okul hayatım, solo projem ve Catafalque da devam edecek.
• Güven: Bir sitede %100 isimli bir yazını okudum. Çok güzel bir yazıydı ve sonuna kadar hak verdim sana. O yazıda Estonya’dan bahsetmiştin. Sence Türk insanı ile bir Estonya’lı yı karşılaştırdığında ortaya ne gibi sonuçlar çıkıyor?
Özellikle karakter olarak onlardan çok farklıyız. Şiddete ve öfkeye sarılmadan başkaldıran başka bir ülke daha görmedim. Bunun hakkında daha fazla bilgi edinmek için mutlaka izlemeniz gereken film; “Singing Revolution”. Ama sorarsanız duygusallar mı? Kesinlikle değiller. Daha doğrusu, bizden belki de daha hassaslar ama çok soru sormayan, fazla konuşmayan, dokunarak iletişim kurmayan, sabretmeyi bilen, duygularını belli etmeyen bir ülke burası. Kuzey ülkelerinin tüm özellikleri burada da görülüyor ama aynı zamanda gizli bir içtenlikleri de var. Görülmeye değer. Çok medeni bir yer burası.
Güven: Bu şekilde yazı yazmaya devam edecekmisin?
Devam etmek istiyorum. Bunları anlatmak hem yazı yazmayı çok sevdiğim için beni mutlu ediyor hem de anlattığım şeylerin okuyucuya yararlı olacağını düşünerek cesaret alıyorum. O yüzden anlatacak özel bir konum olduğu sürece yazacağım.
• Güven: Albümde konuk olarak Soul Sacrifice ve Murder King gibi gruplardan tanıdığımız Özgür ÖZKAN bir şarkıda sana eşlik etmiş ve gördüğüm kadarıyla tepkiler çok iyi… Sen bu konuda ne düşünüyorsun, nerden aklınıza geldi düet yapmak…
My Cold One şarkısını sevgilim Arın Baykurt’a yazdım diğer şarkılarımdan farklı olarak. Soru cevap ilişkisi daha düet fikri ortada yokken vardı. Sözleri farklı biçimlerde söylemeyi düşünmüştüm ama bir erkeğin varlığı parçayı çok daha gerçekçi kıldı ve daha renkli bir hale getirdi.
• Güven: Özgür ile daha önce Metehan askerdeyken Catafalque’ta beraberdiniz ve şimdide düet, ileride birlikte bir projeniz olacak mı?
Özgür’ün clean sesini – sanırım böyle tabir etmeliyim – işte o zaman duymuştum ve çok hoşuma gitmişti. Diğer gruplarında kullanmıyor olması beni şaşırtmıştı. Onun o vokalini albümümde duyurmak istedim ve herkes çok beğendi. Beğenileceğini biliyordum, onun üzerine vokal tanımıyorum. Gelecekte daha çok şey yapabiliriz, neden olmasın.
• Güven: Bir süre önce bir belgesel projesi olduğunu duyduk. Bu konudan bahseder misin?
Bir süredir üzerinde çalıştığım bir projeydi bu. Kısa bir versiyonunu öğrenci projem olarak sundum. Paylaşacağım şekli ise daha uzun ve daha derin. Yurtdışında metalci olmakla Türkiye’de metalci olmak bence farklı şeyler. Eğer Türkiye’nin metal dinleyicisi ve müzisyenleri ile ilgili bir şey yapacaksam daha derin olmalı diye düşündüm dolayısıyla bu proje, Türkiye’nin metal müzik piyasasını tanıtmaktan ziyade, ne denli özgür ruhlu ve dışavurumcu olduğumuzu anlatıyor. Kişisel duruşuyla Art Diktator, sahnedeki dışavurumuyla Tanju Can, iş sahibi ve müzisyen kimliğiyle Alper Tabakçılar ve aile babası Umur Akaydın, hepimizin toplumdaki farklı yerini temsil ediyor ve ortak konu kendini ifade etmek. Bu projeyi hazırlarken çok keyif aldım umarım seyirci de keyif alır.
• Güven: Catafalque’ta durumlar nasıl? Yeni projeleriniz var mı?
Elbette. 3. Albüm! Ama bunun hakkında konuşmak için henüz erken. Yine de şunu diyebiliriz, bizden yine farklı bir şey dinleyeceksiniz, her zamanki gibi.
• Güven: Türkiye’de Gothic metal piyasası sana göre nasıl?
Türkiye’de henüz hiç bir türün iyi bir piyasası yok. Gothic Metal için de bu geçerli. Konserleriyle tanınma savaşı veren gruplarımız albüm yapamıyor. Biz çok şanslıyız tabi bunda bazı ilkelerimiz de bize yön verdi ama bu ülkede çok iyi gruplar var, güzel albümler yapabilirler. Gothic Metal dinleyen daha doğrusu bu türden hoşlanan ve imajını seven ciddi bir kitle var Türkiye’de. İsterdim ki onlar yabancı grupları takip ettikleri kadar yerli grupları da desteklesinler.

• Güven: Peki ülkede ki Metal müzik olarak piyasayı nasıl görüyorsun?
Grup sayısı artıyor, dinleyici de öyle. Bu iyi bir şey. Onun dışında yapılan müzik üzerine konuşmayı çok da doğru bulmuyorum. Türkiye’de iyi gruplar da var kötü gruplar da ve bunun ayrımına varabilmek için bu iki tarafın da varolması gerekiyor. Zaten küçücük bir kitleyiz. “O kötü müzik yapıyor, yapmasın”,
“şu kötü çalıyor, çalmasın” diyerek ileri gidemeyiz.
• Güven: Myspace konusunda ne düşünüyorsun? Senin de iki adet hesabın var 🙂
Evet. Bir tanesi Catafalque ile ilgili olarak kişisel bir sayfa diğeri ise şarkı koyabilmek için müzisyen sayfası. Myspace bence çok etkili ve çok da kolay. Resmi sitelerden daha anlaşılır çünkü ortak bir kullanım şekli var herkes aşina olup rahatça gezebiliyor. Sadece müzisyen için değil dinleyici için de grupları keşfetmek adına çok kullanışlı.
• Güven: Dinlediğin gruplar hangileri? Kimlerden ilham alıyorsun?
Sadece gruplardan değil, müzikten ve müzisyenler etkileniyorum. Belki o anda ilham almıyorum ama genel olarak dinlediklerim, sözlerimi ve müziğimi etkiliyor. Kısaca şöyle özetleyebilirim;
Klasik müziği çok seviyorum. İsim vermek gerekirse Bach ve Eric Satie..
Rock, metal, celtic ve elektronik müzik dinlediğim diğer türler.
The cure, Depeche mode ve Morrissey çok seviyorum.
En sevdiğim metal grupları geçmişte Sepultura, My Dying Bride bugün Madder Mortem.
Aziza Mustafa Zadeh ve Tori Amos dinleyerek piano öğrenmeye başladım, hala severek dinlerim, bende iz bırakan albümleri var.
Kitap okurken müzik dinlemem, müzik dinlerken başka bir şey yapamam ama genel olarak evimde Frank Sinatra ve Noel şarkıları çalıyor olması hoşuma gider.
• Güven: Catafalque neden tarz değişimi yaşadı?
Çünkü Catafalque, yaptığı şeyi tekrarlamak isteyen bir grup değil.
• Güven: En çok hangi şehirde sahne almak istersin?
Avrupa! Şehir hiç önemli değil. Bu müziğin kalbi burada atıyor.
• Güven: MetalTR Ve Karanlık Oda hakkında düşüncelerin nelerdir?
Türk metal gruplarını destekleyen oluşumlardan birisiniz. “Yerli gruplarına sahip çık!” sloganının arkasındayım. Türk metaline dair haberler, duyurular, tanıtımlar ve bilgi alışverişiyle, bu tip oluşumlar bizi bir arada tutan yegane şey. Gereklisiniz.

yerligrup
Pentagram’ın bir albümü ilk kez plak formatında çıktı
PENTAGRAM’IN “BİR” ALBÜMÜ 24 YIL SONRA İLK KEZ PLAKTA!
TÜRK METALİNİN DÖNÜM NOKTASI ÖZEL PLAK BASKISIYLA!
Türk metalinin adını altın harflerle yazdıran Pentagram, 2002 yılında yayımladığı ve hala tartışmasız bir dönüm noktası olarak görülen “Bir” albümünü, tam 24 yıl sonra ilk kez Sony Music T…


PENTAGRAM’IN “BİR” ALBÜMÜ 24 YIL SONRA İLK KEZ PLAKTA!
TÜRK METALİNİN DÖNÜM NOKTASI ÖZEL PLAK BASKISIYLA!
Türk metalinin adını altın harflerle yazdıran Pentagram, 2002 yılında yayımladığı ve hala tartışmasız bir dönüm noktası olarak görülen “Bir” albümünü, tam 24 yıl sonra ilk kez Sony Music Türkiye etiketiyle plak formatında müzikseverlerle buluşturuyor.
yerligrup
Leyan Senay’ın Yeni Şarkısı ‘’Afterlife’’ Yayında
MEDUSA’NIN BATERİYLE MİTOLOJİK YOLCULUĞU!
LEYAN SENAY’IN YENİ ŞARKISI ‘’AFTERLIFE’’ YAYINDA!
Davulcu Leyan Senay, enstrümantal müzikte alışılmadık bir hikayeyle Medusa’ya tekrardan hayat veriyor.
Daha önce ‘Bluetiful’ isimli şarkısıyla 9/8 ve Türk müziğini dünyaya tanıtar…


MEDUSA’NIN BATERİYLE MİTOLOJİK YOLCULUĞU!
LEYAN SENAY’IN YENİ ŞARKISI ‘’AFTERLIFE’’ YAYINDA!
Davulcu Leyan Senay, enstrümantal müzikte alışılmadık bir hikayeyle Medusa’ya tekrardan hayat veriyor.
Daha önce ‘Bluetiful’ isimli şarkısıyla 9/8 ve Türk müziğini dünyaya tanıtarak, dünyaca ünlü müzik dergisi Metal Hammer’da haftanın şarkısı seçilerek ülkemize birincilik getiren Leyan Senay, ‘Afterlife’ ile de aynı başarıyı hedefliyor.
Duayen isimden büyük destek!
yerligrup
SECURIS yeni Albümünü yayınladı.
Securis yeni E.P. Ve yeni albümünü dinleyicilerin beğenisine sundu.

Entertainment9 yıl agoThe final 6 ‘Game of Thrones’ episodes might feel like a full season
Entertainment9 yıl agoThe old and New Edition cast comes together to perform
Entertainment9 yıl agoDisney’s live-action Aladdin finally finds its stars
Entertainment9 yıl agoMod turns ‘Counter-Strike’ into a ‘Tekken’ clone with fighting chickens
Entertainment9 yıl ago10 Artists who retired from music and made a comeback
Entertainment9 yıl ago‘Better Call Saul’ has been renewed for a fourth season
- album21 yıl ago
Cradle Of Filth – Nymphetamine
Entertainment9 yıl agoRappers are blowing up Twitter with praise for Jay Z and ‘4:44’





HeiroftheMetaL
21 Şubat 2009 at 23:03
Özge Özkan sadece icra ettiği müzik çerçevesinde değerlendirilmemesi gereken önemli biri bence. Belli bir kalıba bağlı kalmayan, kendi iç dinamikleri ile birlikte bir dünya ve müzik görüşüne sahip, bunu albenisi ve sesiyle tek vücutta toplayarak beni benden almıştır. Sahne önündeki öpen o arkadasın yerinde olmak isterdim 🙂 Çok güzel bir röportaj olmuş Güven abi emeğine sağlık 🙂
ImpLosioN
22 Şubat 2009 at 16:10
Bahsi geçen %100 adlı yazı;
Bazılarınız biliyordur belki, 1 Şubat tarihinden itibaren Estonya’dayım. Bu nedenle Estonya ile ilgili gözüme ilişen her şeye bir göz atıyorum. Geçen gün de bir kitabevinde devasa bir dünya atlasına rastladım. Hemen Estonya’yı bulup bir baktım ve de İskandinav ülkelerine… Ülkelerin genel özellikleri kısmında okur – yazar oranları var. İlginçtir ki bütün kuzey ülkelerinde bu oran % 100.
Estonya ile ilgili pek çok şey öğreniyorum son zamanlarda. Birçok kişiyle yazışıyorum ve tanıdıklarım da var. Oldukça sıcak insanlar olduklarını söyleyebilirim. Yardımsever ve iyi niyetliler.Bu ister istemez beni, hayata bakışlarını ve geçmişlerini düşünmeye sevk etti; sosyalizmin ve küçük bir ülke olmanın getirdiği özellikleri. Tanju Can’la(Asafated, Uçk Grind) yaptığım kısa belgesel – bu konuya bir sonraki yazımda yer vereceğim- çekimlerinde anlattığı ufak bir şey aklıma geldi. Dedi ki “burada siz bir ekmek alırsınız, bakkal size onu tercih ettiğiniz için teşekkür eder, ama ekmek alabildiğimiz için biz bakkala teşekkür ederdik.” Bu tip bir yaşam, insanların kendini, kendi evreninin patronu sanmasını engellemiştir diye düşünüyorum, bencillikleri ortadan kaldırmıştır ama elbette hiçbir toplumun baskıyı hak ettiğini sanmıyorum.
Kuzey doğunun en güzel yanı ülkelerin ta kendisi. Savaşlardan zarar görmemiş bir görüntü, tarihi eserler, tarihi binalar… Estonya’nın neye benzediğini ilk gördüğünüzde yaşamdan zevk alınacak bir yer olduğunu anlıyorsunuz. Küçük ama görkemli. Geçen gün bir arkadaşımla metroda ayak üstü sohbet ederken Estonya’da hala Ruslardan kalma trenlerin kullanıldığından söz ediyordum. Karşılığı ilginçti “E öyle olması gerek tabi. Her tür insan binecek, incelikli-zevkli olmamalı, kullanışlı ve dayanıklı olmalı” Konu oradan başka bir yere daha gitti. Geçen gün bir şey görmüş, çok bozulmuş. İki genç sahil kenarında bir bankın yerinden oynadığını fark edince tutup denize atmışlar. Bir an için ciddi bir şekilde Vandalizm mi var ülkemizde diye düşünürken, Vandal kişinin bu tip şeyler yapması için bir seçim yapmış olması, belli bir bilinçle hareket etmiş olması gerektiğine vardık ve konu yine cahilliğe geldi. % 100 okur – yazar oranımız olsa daha mı değişik olurdu acaba?
Müziğe gelince, birkaç tane metal grubu buldum ve dinledim. Çoğu başkent Tallinn’de ama orası pek İstanbul gibi değil tabi. Estonya’nın nüfusu 1.400.000. Tallinn 4000 kişi ama oldukça müzik grubu var. Ülkeye çok fazla ithal enstrüman girdiğini sanmıyorum çünkü talep az, kişi az. Ama komşu ülkelere rahatça gidip gelindiği için bizim ulaşamadıklarımızı alıyorlardır herhalde. Benim bütün bunlarla beraber gördüğüm tablo şu; vitrinlerini gitarların süslediği bin bir çeşit mağazanın önünden geçerken – ki yok – “hadi kızım sana piano alalım, oğlum sana da gitar alalım “ diye bir şey söz konusu olmuyor sanırım. SEN istiyorsun, SEN zahmete girip alıyorsun ve bundan yine SEN karlı çıkıyorsun. Çünkü zahmetle aldığın şeye gözün gibi bakıp, o hobini ilerletiyorsun, pat diye ertesi gün bir yere bırakıp toz tutturmuyorsun. Elbette bunun cahillikle ilgisi yok. Bulabilme, alabilme, bozabilme, kırabilmeyle ilgisi var. Peki alamasak ne olur? O zaman da gelişemeyiz, yeni ve farklı şeyler olmaz. Bir toplum rengarenk olmalı, kendini farklı biçimlerde ifade eden, farklı duygulara ve düşüncelere sahip ve yaşadığı topluma her koşulda yararlı olan bireylerden oluşmalı.
Aslında Yerli Malı Ve Tutum Haftasında sunmam gereken yazımı, zaman dilimine göre değişmeyecek olan bir mesaj vermek üzere bu ay sunuyorum. Aldığınız şeylere iyi bakın, kullanmayacağınız şeyi almayın, kamu mallarına zarar vermeyin, verenleri uyarın. Bu, sinemada ayakkabılarını öndeki koltuğun başına dayayan biri de olabilir, otobüs koltuklarına yazı yazan biri de olabilir. Yerine yenisinin konması için kaynakların daha da tüketildiğini unutmayın. Sonra amca gelip bize kızmasın.
Erdener
24 Şubat 2009 at 15:17
Hatun hoş tabii ama yaptıkları ashes you leave,sireniadan öte bişi değil.Amerikayı tekrar tekrar keşfetmek bizim grupların tarzı galiba.canlı performans olarak catafalque da dinledim ve övüldüğü kadar olmadığını hatta balon olduğunu bile söylemek mümkün.Genede emeğe saygı duyuyorum tabii.Bunlar benim kişisel görüşlerimdir avukatlara duyurulur:)