biyografi
LAMB OF GOD
1990 senesinden beri inançları uğruna savaştılar. Müziklerini daha çok kendileri için, kendi istedikleri müzik tarzını piyasada bulamadıkları için yapıyorlardı. Gerçek birer sanatçı olarak sadece kendi kalplerinin seslerini dinliyorlardı… İç ve dış politika ile ilgili tokat gibi sözleri, birbirinden…

1990 senesinden beri inançları uğruna savaştılar. Müziklerini daha çok kendileri için, kendi istedikleri müzik tarzını piyasada bulamadıkları için yapıyorlardı. Gerçek birer sanatçı olarak sadece kendi kalplerinin seslerini dinliyorlardı… İç ve dış politika ile ilgili tokat gibi sözleri, birbirinden mükemmel parçalarıyla en tepeye çıkmak konusunda pek zorlanmayan grup Lamb Of God hakkında daha çok şey öğrenmek istiyorsanız;

Lamb Of God adlı grubun kökleri 1990 senesinde ABD’deki Virjinya Eyalet Üniversitesinden oda arkadaşı olan üç arkadaş; Mark Morton, Chris Adler ve John Campbell tarafından atıldı. Üçlü ilk çalışmalarını Adler’in Richmond’daki buz gibi soğuk evinde gerçekleştirdiler. Champbell bazı röportajlarında hala evin soğukluğunu hatırladığını söyler ve “O evde ısıya dair hiçbir şey yoktu. İlk zamanlarda k.çmız donmasın diye önce gazyağıyla çalışan ısıtıcılar eşliğinde metal şarkıları yazmaya çalışırdık. Sonrasında gazyağı tütmeye başlardı ve Black Label markalı biralarımız bizim tek ısı kaynağımız olurdu.” diyerek o günlerden dem vurur.
1994 senesinde mezuniyetten sonra, Morton Lisansüstü eğitimi almak amacıyla Şikago’ya gittiğinde, grup yoluna Mortonsuz devam etmek zorunda kaldı. Yeni gitarist Abe Spear, Morton ile yer değiştirdi ve gruba üniversite zamanlarında kendilerinden bir üst sınıfta bulunan Randy Blythe vokal olarak dâhil oldu. Böylelikle grup enstrümantal müzik yapmaktan vazgeçti, yaptıkları şarkılara sözler de eklemeye başladılar. Bu sıralarda grup “Lamb Of God” değildi. Önceleri “Burn The Priest” olarak Richmond’da adını duyurmaya başlamış, hatta buradaki piyasada bir demirbaş haline gelmişlerdi.

Oldukça hırslı olan grup elemanları, kendileriyle aynı seviyede olan diğer gruplarla yarışabilmek adına katı bir prova programı hazırladılar. Campbell bu sıkı provaları bazı röportajlarında şu şekilde anlatır; “Haftada beş gün prova yapıyorduk ve gerçekten önemli işlerimiz olmadıkça provaları atlamıyorduk. Eğer sürekli çalışmazsan Richmond’daki gruplar bir anda öne geçebilir ve seni sahneden fırlatır atarlar. Özellikle yerel metal grupları olan Breadwinner ve Sliang Laos gibi gruplar deli gibi karmaşık notaları bile sanki çok basitmişçesine mükemmel şekilde çalabiliyorlar. Bu yarış hali bizim müzikal seviyemizi yükseltti ve bize başarıya ulaşmak için işin ahlakına uygun bir şekilde çok çalışmamızı öğretti.”
Grup Virjinya çevresinde de tanınmaya başladıktan sonra Legion Records’dan “Burn The Priest” adı ile uzun soluklu bir albüm çıkarttılar. Albümün çıkışından kısa süre sonra Abe kişisel sorunları nedeniyle gruptan ayrılmak zorunda kaldı. Virjinya’da Williamsburg’daki bir rehabilitasyon merkezine gitmek üzere gruptan ayrıldığı da söylentiler arasında… Bu dönemde, Şikago’dan dönen Morton, Abe’e devrettiği görevini geri aldı. Abe’in gruptan ayrılışı bir bakıma Chris’in kardeşi Willie Adler için yer açılması anlamına geliyordu. 1 yıl sonra Willie de gruba dâhil olarak gitaristlik işini üstlendi.

Grup, ismini “Lamb Of God” olarak değiştirip Prosthetic Records ile kayıt yapmak üzere anlaşma imzaladı. Grubun yükselişi ve aynı zamanda piyasaya tanıtılış albümleri “New American Gospel”, 2000 senesinde piyasaya sürülmüştür. Bu albüm piyasaya bir tokat gibi çarpmış, Death Metal konusunda usta kalemler tarafından büyük destek görmüştür. Bu başarının ardından grup iki sene boyunca turnelere çıkmıştır. Morton’a göre bu albüm riffleriyle birlikte ritmik ve vurucu müzikal bir zenginlik teşkil etmekteydi. Baterist Addler’e göre ise bu albüm klasik bir kayıttı. Bütün üyeler bir araya gelerek kariyerleri için heyecan verici ve güçlü bir albüm kaydetmek istiyorlardı. Addler’e göre sınırlanmalarına imkân yoktu ve o an için ne yarattıklarının farkında değillerdi.
2003 senesinde “As The Palaces Burn” albümünü çıkartan grup, Revolver ve Metal Hammer gibi saygın dergilerce “Yılın Kaydı” olarak onurlandırıldı. Grup geniş çaplı bir konsere çıkmak üzere yollara düştü. 2003 yılı sonbaharında grubun katıldığı MTV Headbanger’s Ball Konserleri grubu yeraltından yerüstüne yükseltti ve daha geniş çapta tanınmasını sağladı. Grup sonrasında “Terror and Hubris” adında, grubun ilk zamanlarındaki performanslarını kapsayan bir DVD piyasaya sürdü. Bu DVD de gruba başarı sağladı ve DVD listelerine 32. Sıradan giriş yaptı.

Lamb Of God, ektiğini yavaş yavaş biçmeye başlamıştı. 2003’te çıkardıkları “As The Palace Burn”, gruba saygı ve hayranlık kazandırmıştı. 2003 senesi sonlarında grup, Epic Records ile anlaşma sağladıktan sonra, 2004’te Epic Records tarafından yayınlanan “Ashes Of The Wake” adlı albümleri, Lamb Of God’ın metal yapan diğer gruplar arasından sıyrılarak daha büyük sayılabilecek olan gruplarla yarışabilir hale gelmesini sağladı. 2006 ortalarında bu albüm yaklaşık 275,000 adet satılmıştı. Revolver dergisi, yılın albümü olarak bu albümü değerlendirmeye alırken, Guitar World okuyucuları bu albümü resmî olmayan bir anketle “En İyi Metal Albümü” olarak seçtiler. Grup bu albümle “En Değerli Müzisyenler”, “En İyi Parçalar” ve “En İyi Riffler” gibi ödüller aldılar. Ayrıca “Now You’ve Got Something To Die For” isimli videoları da Headbanger’s Ball ve Revolver tarafından “En İyi Video” ödülüne layık görüldü. “Killadelphia” isimli, grubun turneleri ve yollardaki hayatlarını içeren DVD’leri de RIAA tarafından altın sertifika ile ödüllendirildi.
“As The Palaces Burn” adlı albümdeki şarkı sözlerini tetikleyen korku, “Ashes Of The” Wake adlı albümde azalmamıştır. Her nasılsa, Blythe’ın şarkı sözü yazarlığı konusundaki kişisel sorumluluğu konusundaki planları hızla değişti. Blythe bu albümle ilgili şunları söylemektedir; “Genellikle şarkı sözlerinin çoğunu Mark ile beraber yazardık. Bu albümün başında da dış politika yerine iç politikaya yönelmek konusunda karara vardık. Ama çalışmaya başladıktan sonra, dünyanın bugünkü koşullarını da göz önünde bulundurarak, sanatçılara yorum katmak konusunda sorumlu olduğumuzu düşündük ki, bu da güçlerin karşısında bazı küçük suçlamalarda bulunmamız anlamına geliyordu. Sonunda albümün daha güçlü olacağını düşünmüştüm. Çünkü biz iç ve dış politika arasındaki ilişkiyi sadece birine odaklanmaksızın gözler önüne seriyorduk. Bu şarkılar gerçeklerin denetimi gibiydi, çünkü yanlış kişilerin başa geçtiği hükümeti parmaklık arkasına alıyor ve hükümeti yok sayarak onun bu şekilde var olmasına duyarsız kalan insanları karşısına alıyordu.”

“Ashes Of The Wake” sonrasında, “New American Gospel” isimli debut albümleri 25 Ocak 2006 tarihinde tekrar piyasaya sürüldü. Aslında bu album daha önce “Burn The Priest” adı altında çıkmıştı. İlk albüm Steve Austin prodüktörlüğünde ortaya çıktı. Sonradan piyasaya sürülen albümde yeniden düzenlemelere gidildi ve araya yeni parçalar da eklendi. Bu yeniden düzenlemeyi de Ken Adams üstlenmişti.
2005 sonlarında, grup bütün turneleri durdurarak yeni şarkılar yazmak üzere Virjinya Richmond’a geri döndü. Baterist Chris Adler “Haftada 5-6 gün, günde 8 saat çalışarak neredeyse kendimizi öldürüyorduk. Birçok defa içimizden birisi ‘Bunu çalabileceğimi sanmıyorum” demiştir. Buna karşılık içimizdeki sorumluluk bize ‘Çok iyi… Buna karar vermek için önünde bir sene var’ der. Bizler kendimizi bu işe yoğunlaştırdık ve bir sürü şeyi bunun dışında bıraktık. Çünkü sadece en iyisi için ısrar ediyorduk.” diye o dönemlerdeki yoğun çalışmalarını bazı röportajlarında dile getirmektedir. Lamb Of God’ın kendilerini bu kadar zorlamalarının bir nedeni de sınıflandırılmamış, kategorize edilmemiş veya olduğundan daha aşağı bir durumda görünmeyen birşeyler yaratma isteklerinden kaynaklanıyordu…

“Sacrament” adlı albümleri piyasaya sürülmeden önce, grup 2006 senesinde “The Unholy Alliance” turnesine katılarak Slayer, Mastodon, Children Of Bodom ve Thine Eyes Bleed gibi gruplarla Kuzey Amerika’yı, Mastodon yerine In Flames ile birlikte Avrupa’yı dolaşmıştır. Sacrament piyasaya sürüldükten sonra, Megadeth, Arch Enemy, Opeth ve Overkill ile birlikte Gigantour’a katılmışlardır. Ayrıca Trivium, Machine Head ve Gojira gibi gruplarla da turneye çıktılar. Ayrıca GWAR grubuyla da aynı şehirden, aynı okullardan olmaları sebebiyle uzun süreli dostlukları vardı.
22 Ağustos 2006’da piyasaya sürülen “Sacrament”, çok çeşitli, anlaşılır ve yumruk etkisi yaratabilecek bir metal müziğin olabileceğine dair şaşırtıcı bir örnekti. Bu öyle bir kayıttı ki, gruptakilerin nasıl birer müzisyen, yazar ve insan oldukları ve zorlukların ardından nasıl doğru bir zafer anıtı gibi durduklarını vurguluyordu. “Sacrament” ile birlikte Lamb Of God, eti kemiğinden sıyırarak, katliamı sorgulayarak yangına ateşle gitmiştir. Şarkılar karanlık ve iç karartıcı olmakla birlikte, nefessiz bırakabilecek perdelerle, neşelendirip dehşete düşürerek kelimenin tam anlamıyla müzikleri açısından “overdose” etkisi yaratmaktadırlar. Grup bu albümleriyle Amerikan listelerine 8. Sıradan giriş yapmıştır. Sacrament’in piyasaya sürüldüğü gün, grubun fan klübü olan The Congregation da açılmıştır. Ayrıca 2006 senesinde 49. Grammy Ödüllerinde “Sacrament” adlı albümlerindeki “Redneck” adlı şarkıları sayesinde “En iyi metal performansı” ödülünü de almışlardır.
Gitarist ve yardımcı şarkı sözü yazarı Mark Morton grubun “Sacrament”(ayin) ismini seçmelerinin daha geniş bir perspektiften, kendine has lirik bir ima amacını taşıdığını belirtmiştir. “Bu albüm ismini çok beğenmiştik çünkü inançta bir üst seviyeye yükselmek için yapılan rituel ayini de anımsatmaktadır.” Blythe’e gore; “Bu albüm tamamen kişisel bir kayıt ve şimdiye kadar yaptıklarımız arasında en karanlığı… Depresyon ve s.k.lmiş bir dünya anlayışından ileri geliyor. Son birkaç yıldır birçok tuhaf ve b.ktan olay yaşadım.”

“Sacrament” ve “Ashes of the Wake” arasındaki en büyük fark; lirik içeriktir. Geçmişte Lamb Of God, lirik anlamda kaynağını politikacılar ve politikadaki riya, açgözlülük ve karışıklıktan alırken, grup şimdi kaynağını umutsuzluk ve hayalkırıklığından alıyordu.
“Pathetic” ve “Descending” gibi şarkılar örneğin alkolizm gibi bağımlılığı, “Walk With Me In Hell” gibi şarkılar da bunların yıkıcı ve birbirilerini destekleyici özelliklerini, “Blacken the Cursed Sun” ise intihara eğilimli depresyonu anlatır. Blythe şarkı sözlerini kayıt sırasında çok heyecanlandırıcı bulduğunu, bunun nefes almaktan çok, acı solumak gibi bir duygu olduğunu ifade eder. “Kayıtlar bittikten sonra, iki ay boyunca kaydı dinleyememiştim. Bunu kaldıramayacağımı düşünerek ondan uzaklaşmak istiyordum.” diyor Blythe.
Metalin en durağan döneminde, kimsenin ne çaldığına bakmaksızın telaş içinde ve asap bozucu şekilde sürekli çalışan Lamb Of God her zaman için gözüpeklikle yüreklerinin sesini dinlemişlerdir. Ve ona uygun davranmak konusunda bir an bile tereddüte düşmemişlerdir.

Randy Blythe “Bu grup, dinlemek istediğimiz müziği başka hiçbir grup yapmadığı için kuruldu. Bu nedenlerle müzik yapmaya karar verdik. O noktadan sonra bu felsefemizin bir getirisi haline geldi. Hiçbir şeyi bir kimseye daha iyi görünmek ya da birilerini yatıştırmak için yapmadık. Kendimizden başka hiç kimseden bunları yapmak için izin almadık.” diyerek grubun diğer grupları göz önünde bulundurarak ya da halkın ne istediğini düşünerek ya da başka nedenlerden ötürü bu müziği yapmadıklarını ileri sürmüştür.
9 Şubat 2007’de bir ilk gerçekleşti ve grup “Late Night with Conan O’Brien” adlı TV programına katılarak, burada “Sacrament” adlı albümlerinden “Pathetic” adlı şarkıyı çalmışlardır. Bu deneyimle ilgili grubun bateristi Chris Adler şunları söylemektedir; “Ulusal bir kanalın bizim gibi bir metal grubunu yayına alması gerçekten heyecan verici. Kendimiz için değil ama Heavy Metal’in önünde açılacak olan kapılar için oldukça heyecanlandık. Bu duruma gelebildiğimiz için göklere uçuyorduk. Conan’a ve ekibine bizi davet ettikleri için minnettardık ayrıca bir de bazı ciddi k.çları ulusal kanalda gururla tekmelemek için bekliyorduk!!!”

TV programının hemen ardından, Lamb Of God 29 Şubat’ta Birleşik Krallık’taki “Download Festival”’e katıldılar. 11 Temmuz’da ise Metal Hammer Altın Tanrılar Ödül Merasiminde “En İyi Canlı Çalan Grup” ödülü aldılar. Ayrıca yine bu yıl hatta bu günlerde Ozzy Osbourne, Static-X ve Lordi’nin de katıldığı Ozzfest’te de yer almaktadırlar.

Grup üyeleri,
Randy Blythe – vocal (1995’ten beri)
Mark Morton – gitar (1990’dan beri)
Willie Adler – gitar (1999’dan beri)
John Campbell – bass (1990’dan beri)
Chris Adler – bateri (1990’dan beri)
DİSKOGRAFİ
– 1995 – Burn The Priest (kendi çabalarıyla çıkarıldı)
– 1997 – Burn The Priest / Zed Split 7” (Goatboy Farms Recording)
– 1998 – Burn The Priest / Agents Of Satan Split 7” (Deaf American Recordings)
– 1998 – Seven And More / mp3.com
– 1998/2005 – Burn The Priest (’98-Legion, ’05-Epic)
– 2000 – New American Gospel (Prosthetic Records)
– 2003 – As The Palace Burn (Prosthetic Records)
– 2004 – Terror And Hurbis (DVD) )(Sony/Epic)
– 2004 – Ashes Of The Wake (Sony/Epic)
– 2005 – Killadelphia (CD/DVD) (Sony/Epic)
– 2006 – Sacrament (Sony/Epic)
Link Havuzu;
– (Now You’ve Got Something To Die For) http://youtube.com/watch?v=njGppxBBb7E
– (Redneck) http://youtube.com/watch?v=Kk-1TKNnYhc
– (Black Label Live) http://youtube.com/watch?v=yD4YE3F0btI
– (Laid To Rest) http://youtube.com/watch?v=fOWB6rmSd4I
– (Pathetic) http://youtube.com/watch?v=mq5JWQ0AXpI
– (Walk With Me In Hell) (Gigantour Montreal 2006) http://youtube.com/watch?v=roQdPh4UaOM
– (Wall Of Death) http://youtube.com/watch?v=jqK_0BbZGJY
– (Again We Rise) (Gigantour 2006) http://youtube.com/watch?v=nTurxZC2O_s
– (Blacken The Cursed Sun) (Live) http://youtube.com/watch?v=WnBtIDsf6E8

Kaynakça;
1- http://www.metaltr.net/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=13802
2- http://www.metaltr.net/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=2954&start=60
3- http://www.lamb-of-god.com/sacrament/info/bio.php
4- http://en.wikipedia.org/wiki/Lamb_of_God_(band)
5- http://www.answers.com/topic/lamb-of-god-band?cat=entertainment
6- http://artists.letssingit.com/lamb-of-god-2nsb8/overview
7- http://www.unratedmagazine.com/Bios/LambOfGod.cfm
8- http://www.hardzine.com/portal/viewtopic.php?t=2964&sid=ea929c94c832fc73fc1d8e01c31a42d0
9- http://www.yolgecenhani.biz/lamb-god-geri-donuyor-hazir-t35327.html?s=1495f3ca81609f6466f62995928c4053&
10- http://www.duman6.gen.tr/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=14044
11- http://www.fansiteproductions.com/lambofgod/index3.php
biyografi
Wintersun Biyografi
Başta Ensiferum ana vokali Jari’nin yan projesi olarak başlayan, sonradan ilk albümü çıkarabilmek için gruptan atılan Jari’nin ana projesi haline gelen, 2006 yılından beri ikinci albümünü beklediğimiz Wintersun kimdir? İşte haberin devamında buna ilişkin sorularınıza yanıtlar bulacaksınız…


Başta Ensiferum ana vokali Jari’nin yan projesi olarak başlayan, sonradan ilk albümü çıkarabilmek için gruptan atılan Jari’nin ana projesi haline gelen, 2006 yılından beri ikinci albümünü beklediğimiz Wintersun kimdir? İşte haberin devamında buna ilişkin sorularınıza yanıtlar bulacaksınız…
biyografi
Kontrast
Kontrast grubu 2008 yılında kurulmuş olup, 2009’da beste çalışmalarına başlamış ve grubun ilk albümü olan ‘Labirent’in temelleri atılmıştır. Alternatif metal tarzında müzik yapan grup, 2011 yılında albüm kaydını tamamlayarak sahnelerde yer almaya başladı. Albüm kayıtları Stüdyo FM’de Murat CUM taraf…

Kontrast grubu 2008 yılında kurulmuş olup, 2009’da beste çalışmalarına başlamış ve grubun ilk albümü olan ‘Labirent’in temelleri atılmıştır. Alternatif metal tarzında müzik yapan grup, 2011 yılında albüm kaydını tamamlayarak sahnelerde yer almaya başladı. Albüm kayıtları Stüdyo FM’de Murat CUM tarafından; Mix/Mastering ise Virüs Müzik Prodüksiyon’da Ümit KUZER ve Martin SPENCER tarafından yapılmıştır.
Devamı için haberin devamına tıklayınız
biyografi
Arkona
Arkona’nın doğuşu, yerel pagan topluluğu “Vyatichi” üyeleri Masha “Scream”(çığlık) Arhipova ve Alexander “Warlock” (büyücü) Korolyov’un kendi özgün felsefeleri ve müzik zevklerine ayna tutacak bir grup kurma fikrini benimsedikleri 2002 yıllarına dayanır.
Haberin Devamına Tıklayınız…

Arkona’nın doğuşu, yerel pagan topluluğu “Vyatichi” üyeleri Masha “Scream”(çığlık) Arhipova ve Alexander “Warlock” (büyücü) Korolyov’un kendi özgün felsefeleri ve müzik zevklerine ayna tutacak bir grup kurma fikrini benimsedikleri 2002 yıllarına dayanır.
Entertainment9 yıl agoThe final 6 ‘Game of Thrones’ episodes might feel like a full season
Entertainment9 yıl agoThe old and New Edition cast comes together to perform
Entertainment9 yıl agoDisney’s live-action Aladdin finally finds its stars
Entertainment9 yıl agoMod turns ‘Counter-Strike’ into a ‘Tekken’ clone with fighting chickens
Entertainment9 yıl ago10 Artists who retired from music and made a comeback
Entertainment9 yıl ago‘Better Call Saul’ has been renewed for a fourth season
- album21 yıl ago
Cradle Of Filth – Nymphetamine
Entertainment9 yıl agoRappers are blowing up Twitter with praise for Jay Z and ‘4:44’




ImpLosioN
30 Temmuz 2007 at 22:31
keşke aynı mantalite birazcik yerli gruplarımızdada olsa.. O kadar çok şey değişirdiki aslında o zaman.. Oldukça hoş bir biyografi olmuş. Ellerine ve parmak uçlarındaki tırnağının ojesinin 3. katmanına sağlık.
Uranos
31 Temmuz 2007 at 03:52
Tanrı Kuzusu? O da iyiymiş
ImpLosioN
31 Temmuz 2007 at 16:12
Kelime anlamı olarak çevrildi yağızcım 🙂
Blood_Of_The_Damned
31 Temmuz 2007 at 18:05
biyografi için teşekkürler….
Uranos
31 Temmuz 2007 at 19:52
E be guzelim kelime anlamı
“Tanrı’nın Kuzusu(koyunu)” olmasın o 🙂
ironclad
31 Temmuz 2007 at 21:08
Anlatım bozukluğu bir yana, grubun Lamb’i kullanma amacı kuzu değildir.
Lamb, Hz. İsa’nin isimlerinden biridir.Burdaki asıl anlamı budur. Ha diyorsanız ki espiri amaçlı filmlerde yapıldığı gibi direkt çevirdik, o zaman eyvallah 🙂
Blood_Of_The_Damned
31 Temmuz 2007 at 21:10
evet dogru lamb of god Hz.İsa demek….
AurorA
31 Temmuz 2007 at 22:00
Açıkcası başlığın önüne koyduğum şeyin nispeten ironik, ya da en belirgin özelliği vurgulayıcı ya da hiçbir anlam ifade etmeyen, sadece dikkat çekici bir şey olmasına önem veriyorum. Ve bunu çevirirken de bir an bile düşünmeden çevirdim. İsa mı demektir, burada doğruluk payı olan bir şey mi yazmam gerekir, vs vs… Bunları düşünmedim çünkü konunun aslı başlıkta değil, içeriktedir…
Öte yandan siz söyleyice gerçekten Lamb Of God’ın bana Hz. İbrahim’i çağrıştırdığını, ama İsa’yı çağrıştırmadığını fark ettim… Araştırdım biraz hoş bir şey buldum… Bilmem ne kadar doğrudur;
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=hz isa nin carmiha gerilmesi/%238412943
“bizim her kurban bayrami hatirladigimiz hikayenin hristiyan versiyonudur. hz ibrahim oglunu kurban ederken gokten inen koc, maalesef hz isa icin inmemistir. onun icindir ki isaya lamb of god denir.”
Sonuçta amacım polemiğe girmek değil ama, biraz da içeriğe baksanız? Çeşitli kaynaklardan bu bilgileri topladım, toplarken grubun ismi konusunda herhangi bir bilgiye de rastlamadım. Bu konuda kimseyi yanlış yönlendirdiğimi de sanmıyorum…
Keyifli okumalar…
ironclad
31 Temmuz 2007 at 22:33
Polemiklik birşey yok. Nasıl bilinsin diye hepimiz yazı yazıyorsak ben de bilinsin diye Lamb Of God deyiminin karşlığının Hz.isa olduğunu söyledim. Bu sözlüklerde kitaplarda kolay bulunan birşey değil, bizim deyimlerimizi nasıl onlar tam çeviremiyorsa biz de bilmeden doğal olarak Tanrının Kuzusu diye yazarız zaten.
ironclad
31 Temmuz 2007 at 22:38
Ayrıca çeviri için teşekkürler,arşiv için yararlı oldu.
AurorA
1 Ağustos 2007 at 12:44
Günlerce uğraşıp, birçok kaynaktan derlediğim bilgileri okumadan insanların sadece bir başlığa bakarak, yorum kısmını bu şekilde heba etmeleri açıkçası canımı sıktı…
Bence bu yapılan emeğe hakaret niteliği taşımakla beraber, kimse kimseye elinde değnekle zorla bir şeyler okutmaya çalışmıyor, kimse kimseye bir şeyler öğretmeye çalışmıyor… Site’de eminim gerçekten bu derlemeyi okumaktan zevk alan birileri vardır…
Burası ego tatmini yeri değil, paylaşım alanıdır. Bir şeyleri yıkmak çok kolay, bunları oluşturmaya çalışmak ise çok kolaydır… Lütfen öncelikle buna dikkat ediniz.
Eksik gördüğünüz yerler var ise; eksik kalan yerleri tamamlayabilirsiniz, hatalı yerleri düzeltebilirsiniz, ya da dilerseniz çevirmen grubumuza siz de dahil olabilirsiniz…
GlooM
1 Ağustos 2007 at 12:50
Eline sağlık Ece çok güzel bir biyografi hazırlamışın 🙂
ironclad
1 Ağustos 2007 at 13:59
Notum olsun, bu insanin emek harcayıp hazırladığı çeviri saçma sapan yorumlarla kirlenecekse şimdiden söyleyeyim o tip yorumlarınız silinecektir.
Kimsenin kimseyi üzme ve yerme hakkı yok.
ImpLosioN
1 Ağustos 2007 at 14:22
Hepimiz insanız ve hata yapabiliriz. Eğer Ece başka bir anlam için kullanıp koymuş olabilir.Fakat madem bu kadar irdeleniyor bu laf başlıktan kaldırırım. Sadece Lamb Of God olarak kalır.
Yağız sende insanlara karşı biraz hoşgörüyle yaklaşmaya çalışsan ? Unutma sende zamanında bir çok hata yaptın ama kimse sana bu şekilde başına kakmadı bkz: EP kapağındaki yaptığın hatalar.. Bildiğin şeyleri paylaşarak bizimde hatalarımızı düzeltmemize yardımcı olabilirdin pekala 🙂
belzebul
1 Ağustos 2007 at 17:46
Tek bir solukta okunan çok keyifli bir biyografi olmuş Ece’ cim.. Ellerine, ayırdığın vaktine, en önemlisi bunu yürekten yaptığın için o kocaman yüreğine sağlık… Nasıl canla başla uğraştığını biliyoruz..
Biyografilerinin devamını merakla bekliyorum..
ironclad
1 Ağustos 2007 at 19:28
amma abartmışın ayol, sanki hatıra defterini vermiş sana yaz diye…en önemlisi en önemlisi de… bu beyaz sayfa :D:D
Skull_KruSher
2 Ağustos 2007 at 12:04
Ellerinize sağlık çok güzel olmuş.
belzebul
2 Ağustos 2007 at 16:50
Yukarıdaki tartışmanın daha abartılı olduğunu düşünüyorum.. Ben sadece içimden geleni yazdım. Bu biyografinin de hakkettiği bu bence..
opeth_orchid
29 Ağustos 2007 at 21:06
Grubu tanıtma açısından gayet tatminkar bir bio. olmuş Ece ellerine sağlık….
callap
22 Aralık 2007 at 23:58
demek politikacılarmış hea… boyle duyarlı olmaları hos bir sey,gerci bi donem ice kapanmislar ama bunu yapmaayanlarda var 🙂
rebelwolf
15 Şubat 2008 at 10:59
biografi için teşekkürler gerçekten güzel bir derleme..
MetALgOds
13 Mayıs 2008 at 12:33
harikasın aurora resimlerle çok iyi beslemişsin bu işi