roportaj
Graveworm Röportajı
Geçtiğimiz tarihlerden Ekim 3 ’09 da ekstrem bir festivalin, Uni-rock Extreme O.A, kapsamında yer alan ve izlemesini hayal meyal hatırlayabileceğimiz kısalıkta bir programla karşımızda duran Graveworm’ un vokalli Fiori Stefano ile uzun bekleyişleri beraberinde getiren bir röportajı nihayetinde mut…

Geçtiğimiz tarihlerden Ekim 3 ’09 da ekstrem bir festivalin, Uni-rock Extreme O.A, kapsamında yer alan ve izlemesini hayal meyal hatırlayabileceğimiz kısalıkta bir programla karşımızda duran Graveworm’ un vokalli Fiori Stefano ile uzun bekleyişleri beraberinde getiren bir röportajı nihayetinde mutlu sona kavuşturabildik. Bir takım zamanlama konusunda aksaklıklar tarafımızca yaşanmış olsa da yoğun sabrımızın mükafatı olarak cevaplarımıza kavuştuk ve sizleri de saadetimize tanık kıldık.
Diabolical Figures, Graveworm ve Fiori Stefano hakkında ulaşabildiklerimizi rötarlı da olsa sizlere ulaştırabildik. Buyurun!
Merhaba Stefan, nasılsın? Yoğun bir döneme girmek üzere olduğunuzu biliyoruz. Yoğunluğunuzun kaynağı çalışmalarınızdan öncelikli bahsetsek!
Stefano: Merhaba, uzun gecikmemden dolayı sizlerden tekrar özür diliyorum. Cehennem gibi stres dolu günlerin ardından birkaç tatil günüyle kendimiz ancak toparlayabildik. Tatil günlerinden kalma yarım işlerin neredeyse hepsini hallettik diyebiliriz. Ayrıca sizlerle bu röportajı yapma şansını bana verdiğiniz için de sizlere ben de teşekkür etmek isterim.
Diabolical Figures’ in kayıt aşamalarından bahsetsen. Her zamanki kayıt sırasıyla mı işlendi albüm?
Stefano: Evet her zamanki çalışma planıyla işler yürütüldü diyebiliriz. Şarkıların ana kısımları gitarlar açısından başarıldıktan sonra birlikte kayıt odasına geçerek geri kalan kısmı halledip şarkıları tamamladık. Tüm şarkıların enstrüman kaydı tamamlandıktan sonra üzerlerinde söz çalışmalarımız devreye girdi ve her şey oturduktan sonra da kalan tek iş olarak vokallerimi tamamladım. Her şey bittiğinde de stüdyo kaydına geçtik ve elimizden gelen tüm imkânlarla Diabolical Figures’ i gerçekleştirdik. Karmaşık gibi görünse de bizim müziği gerçek kılma yöntemimiz hep bu doğrultuda ilerler!

Collateral Defect soundunda death, black ve yanı sıra core öğelere doğru bir yönelme yaşadınız. Devam ettirmekte karar kıldığınız tür budur derken Diabolical Figures ile birazda geçmişe dönülmüş bir sound hissettik. Ne dersin?
Stefano: Doğru! Sanırım yeni albümümüz, Collateral Defect ile Engraved in Black arasında bir mix. Şarkılar ne kadar agresifse stilimiz de aynı zamanda bir o kadar melodik. Sanırım Engraved in Black yönünde bir adım geriye de gittik. Daha sert ve agresif olan bu yeni yönelimden epey hoşnuttum. Bunu fazlasıyla sevdim!
Collateral Defect’te Maurizio ve Matze’in vokalleri yer almıştı. Diabolical Figures’ de Disbelief’ ten bir konuğunuz oldu sanırım?
Stefano: Evet! Yeni albümde Disbelief’ ten Jagger ile bir çalışmamız oldu. O gerçekten müthiş bir vokal ve onunla birlikte çalışmak fazlasıyla muhteşemdi. Jagger ile ortak bir çalışma düzenlemek fikri, geçen sene Disbelief ile gerçekleştirdiğimiz turne sonrasında açığa çıktı. Eric ve Jagger’ in yakın arkadaşlığı ile bir çalışma ortaya çıkartıldı. Ve Eric’ in bestesi üzerine Jagger’ in sözleri yerleştirilince Diabolical Figures için Forlorn Hope’ ı kazandırdık.
How Many Tears, Fear of the Dark, Losing My Religion ve I Need a Hero gibi coverlardan sonra yeni albümden beklentimiz de bir cover dahaydı. Nasıl gelişti, bahseder misin?
Stefano: D.F. için bir cover planımız vardı ve Eric The Police’ in buna uygun olabileceğini sundu. Sonunda bizler de Message in a Bottle’ ı coverladık ve soundunu eşsiz kıldık. Jagger, Forlorn Hope kaydı için hazır stüdyodayken coverımızda da bizlere epeyce yardımı dokundu. Onun eli şarkıya ayrı bir hava kattı.
(Graveworm dışı bir dokunuş, ilk dinlemeyle rahatlıkla hissedilebiliniyor; haklısın!)
Sizlere Türkiye cephesinden bakalım şimdide istersen! Uzun zaman önce GravewormTR başlığında Graveworm Türkiye fan sitesini site adminlerimizden GlooM tarafından kuruldu. Ve bu sayede birçok farklı ülkede birçok fanınız olduğunu gördük. Türkiye, Türk metal piyasası hakkında hiç bilgin var mı?
Stefano: Tam olarak var denilemez! Ülkenizden bizleri takip eden birçok dinleyenimizden mailler alıyorum; fakat Türk metal arenası hakkında bilgi sahibi olduğum söylenemez. Ekim ayı geldiğinde yerinde inceleyebileceğim birkaç grup bulurum umarım. Belki birkaç CD satın alırım. Bu konuda oldukça meraklıyımdır.
Şimdiye kadar birçok yerde sahne aldınız. Kitlesiyle, organizasyonuyla sizlere en fazla haz veren konser hangisiydi?
Stefano: Summerbreeze ’08 bizler için sayılabilinecek en fantastik tecrübeydi. Oldukça erken bir saatte sahne almamıza rağmen beklemediğimiz bir kalabalıkla karşılaştık. İnanılmazdı! Bunun gibi bir deneyimi asla unutamam…
Peki, ’92 senesine dönüp Graveworm hakkında merak ettiklerimize geçelim istersen!
Bildiğimiz üzere gruplar piyasaya adım attıkları kuruluş dönemlerinden itibaren tanınmak amacıyla demo kayıtlarını şirketlere sunmaktadırlar. ’97 senesine kadar keşfedilmeyi neden beklediniz?
Stefano: Güzel soru. Demo kayıtlar için birkaç kişi ile görüşmüştük; fakat bu durum sadece görüşmede kalmıştı. Bir gün yerel bir festivalde alman grup Darkseed ile iletişime geçtik ve bizlere kendi şirketlerine bir demo kayıt göndermemizi söylediler; fakat elimizde bir demo kayıt bulunmadığından bizler de festivalden bir demo video gönderdik. Böylece onlarla anlaşmayı sağladık ve sonrasında da stüdyoda yaşanan birkaç tecrübeyle bir demo kayıt elde edebildik. Oldukça tuhaf şeylerle karşılaştık!

Birçok grup yayınlanan ve ilgi gören demo kayıtlarını albüm kapsamına eklemektedir. ‘When Daylight’s Gone’ debut albümünüze yaptığınız bu uyarlamayı kısıtlı zamandan kaynaklı materyal eksikliğine mi yoksa kazanılanın devamını garantilemek amacına mı bağlamalıyız?
Stefano: Keşke böyle bir amacımız olsaydı; ama olan sadece bizlerin tembelliğiydi. Albümden bir ay önce demomuz yayınlanmıştı ve albüm için elimizde kalan başka şarkılar olmadığı için bizlerde aynılarını kullanmak zorunda kaldık 🙂 hehe. Oldukça yavaş söz yazarı olduğumuzu da açığa çıkardık sanırım!
Prodüksiyon açısından en büyüklerin başı olarak nitelendirebileceğimiz Nuclear Blast ile birlikte olmanın avantajlarını yaşıyoruz diyebilirsiniz sanırım?
Stefano: Tabiî ki de! Onlarla çalışmak muhteşem; çünkü grupları için her türlü profesyonel ve sıkı çalışmayı sarf edebiliyorlar. Bunu küçük şirketlerden ne bekleyebilir ne de görebilirsin! Senin yapman gereken sadece müziğine odaklanman ve sahnelerini gerçekleştirmen. Gerisini senin için kolaylıkla halledebiliyorlar. Promosyon, röportaj ve daha birçok şey…
NB mürettebatından Markus Wosgien sayesinde isteklerinizi aktifleştirebildiğinizi söylemişsiniz. Sözcünüzün NB ile yollarını ayırma durumunda Graveworm ne gibi bir karar alır?
Stefano: Evet; Markus gerçek bir arkadaş ve bizi gerçekten iyi yansıtıyor. Şuan hala Nuclear Blast ailesinin bir üyesi ve ben o olmadan ne yaparız tarafını gerçekten hiç düşünmedim.
(N)Utopia’yı, eklenen yeniliklerin yanında temelde var olana (Graveworm) sadık kalan bir materyaliniz olarak nitelendirmişsiniz. Ve ayrıca aslında yapmak istediğinin death metal ağırlıklı bir sound temelinde olduğunu eklemişsin. Hem kendi istediğini hem de kitlenin sizlerden beklediğini aynı anda sunabildiğinizi söyleyebilir misin?
Stefano: Öncelikle ne yapmak istiyorsak zaten onu yapıyoruz, başkaların bizlerden beklediğini ortaya koymak asıl meselemiz değil! Biz müziği, müzik severler olarak üretiyoruz; bu işten çok fazla para kazanmak için değil ki zaten bu türden fazla para kazanmak gerçekdışı bir durum olurdu 🙂 ne yapmak istiyorsak onu yapıyoruz ve çıkan her ürünümüzle de o an daha çok neye yönelmek istediğimizi gösterdiğimize inanıyorum. Yeni insanlarla tanışmak; muhteşem yerler görmek işte bizim istediğimiz sadece bu!
Collateral Defect, kitle çapınızı genişletmekte birlikte sizlerin daha karanlık yanınızın takipçileri tarafından da oldukça sert bir sound olarak eleştirildi. Graveworm’un fazlasıyla etkili olduğun bu gidişatından memnun musun? Durumu grup açısından özetleyebilir misin?
Stefano: Değişikler her zaman olur, bu gayet normal! Fakat bir albümü iki kere kaydetmek istenenmiş gibi görünse de kimse bundan memnun kalmaz. Bir önceki hep asıl sevilen olur! Kimse, bir seferde herkesi hoşnut kılamaz!
Gelelim gotik yanınıza ya da gotik duruşunuza diyelim! Bu şekil bir duruşunuzun kaynağı olarak Sabina’yı göstermişsin. Ürettiğinizin (son üç albüm öncesi) gotik metal kapsamında şekillenmesi sounddan öte duruş muydu?
Stefano: Müziğe başlangıcımız gotik metal çevresinde şekillenmişti ve tür olarak gotik black metal olarak tasnif ediliyorduk. Gotik metal arenasından fazlasıyla etkilenmiştik ki hatta Alman grup, Crematory ile benzerliklerimizin olduğu da söyleniyordu. Yalnız Sabina’nın kadroda yer almasından kaynaklı değildi; soundumuz önceleri böyleydi. Şuan aradığımız, bize özgün olan soundu ve de duruşu yakaladık ve bana göre de gotik cephesinden bizlerde kalan pek bir şey yok gibi!
Sözleri bildiğimiz kadarıyla sen yazıyorsun? Tamamen birinin etkilendikleri mi oluşturuyor parçalarınızı? Yoksa grubun tüm kadrosu bu işin gidişatında söz sahibi mi?
Stefano: Aslında şarkılar tamamen benim elimde asla şekillenmedi. Ben sadece sözleri yazıyorum ve iki gitaristimiz, Eric ve Thomas grubun asıl şarkı yazarlarıdır diyebiliriz. Şarkıların önemli kısımlarını, yani ana kısmını onlar oluşturuyor ve daha sonrasında Sabina’nın klavye ve Martin’in davul partları üzerine ekleniyor. Ve son olarak ben de vokal kısımlarını kaydedip şarkıları grupça tamamlamış oluyoruz. Sonuçta bu bir grup işi!

İtalya’da bir metal müzik dinleyicisi olmak nasıl? Diğer Avrupalı/ Amerikalı grupların materyallerinin ülkenizde dağıtımı aksatılıyor mu?
Stefano: Şuana kadar İtalya’dan hiçbir albüm satın almadım. Ana dil kolaylığımızdan ötürü zaten hep Almanya ve Avusturya’nın arenasını takip ettik. Köken olarak gerçek birer İtalyan sayılsak ta bu ülkenin bizim müziğimiz için iyi bir aracı toprak olduğunu söyleyemeyeceğim. Materyal olarak alışverişi her zaman Almanya ve Avusturya’dan gerçekleştirdik.
Lord Belial ile geçtiğimiz aylarda bir tura çıktınız. Nasıldı konserler? Ayrıca bu sene Kataklysm ile bir tur gerçekleştirme ve tur kapsamının ayaklarından birinin Türkiye olma ihtimali ne kadar?
Stefano: Lord Belial ile turne bizler için muhteşem bir tecrübeydi. Turne süresince bazı aksaklıklarla karşılaşmış olsak ta şovlar bizleri fazlasıyla memnun kıldı. Özellikle Bulgaristan ve buraya yakın topraklardaki sahnelerimiz ve de seyirci olağanüstüydü. Buradaki insanlar gerçekten etkileyiciydi. Kataklysm ile turneler gerçekleştirmek çok özel ve bir o kadarda eğlenceli zamanlar olurdu, bizler çok yakın arkadaşlarız. Onların müziklerini çok seviyorum, harika ürünleri var. Ama şuan bunun için planlanan yakın bir çalışmamız yok.
Birkaç sorumuzda senle ilgili… En merak ettiğimiz konserlerinde sürekli death- Grindcore grupların tişörtlerini giyiyorsun. Sevdiğin ve bu etkileşimi giyimine yansıtan grupları öğrenebilir miyiz?
Stefano: Şuan ki favori gruplarım Aborted ve In Flames. Ama tişörtlerden sadece Grindcore ve death dinlediğim yanlış izlenimini vermeyeyim. Metalcore ve diğer benzeri birçok modern müzik türünü de takip ediyorum ve müzik çalarımda hala yoğunlukla dinlediklerim arasında daha popüler türlerde mevcut.
Collateral Defect albümündeki favori parçan hangisi? Ve ayrıca Graveworm diskografisinde sonuçlarından en memnun olduğun çalışmanız hangisi?
Stefano: Collateral Defect’ teki en beğendiğim parça tabiî ki de Suicide Code! Bu şarkının başlangıcı ve gelişimi benim asıl yapmaktan hoşnut olduğum şarkıları tam yerinde yansıtıyor. Ama albüm olarak diskografimiz içerisinden bir tane seçmem gerekecekse bu Diabolical Figures olacaktır. Sert ve agresif duruşu ve de her şarkının bir yumruk gibi yüzünüze vuruşu onu benim için en iyi kılıyor.
Günümüz teknolojisiyle artık takipçisi olduğumuz gruplara rahatlıkla myspace ve benzeri iletişim yollarıyla ulaşabiliyoruz. Peki, sana ulaşmaya çalışanlara cevap veriyor musun yoksa grup ile seyirci arasında gizemli ilişki devam mı ediyor?
Stefano: Evet; internet bizim gibi gruplar ve bu işe yeni başlayanların seyirci ile arasında gerçek bir iletişim kaynağı. Albümlerini, müziğini kolaylıkla ulaştırıp tanıtabiliyorsun. Dünya üzerinden birçok insanla iletişim kurabiliyorsun. Graveworm ya da özel olarak bana ulaşmak isteyenler bence kolaylıkla ulaşabiliyor. Tabii bazen yoğun program dolayısıyla aksaklıklar ve gecikmeler (ki sizlerle olduğu gibi) yaşanabiliniyor! İnsanlarla iletişime geçmemek tek taraflı bir gizemden öteye geçmez sanırım.
Birazda 3 Ekimden bahsedelim istersen. Öncelikli söyleyeceğimiz Graveworm’ u Türkiye’de görmek bizler için olağanüstüydü. Ama sanırım Türk dinleyicisi sizleri dinlemek için hazır değildi. Kalabalık ile sahneniz arasında tam bir iletişim sağlanamadı sanki? Seni pek memnun olmuş bir ifadeyle izleyemedik? Yanlış mı düşünüyoruz?
Stefano: Öncelikle söylemek isterim ki Türkiye’de bulunmak bizler için bir onurdu ve bence seyirciler Graveworm dinlerken eğleniyordu. Fakat değindiğin gibi ben çok mutlu sayılmazdım; çünkü hastaydım, ateşim çok yüksekti ve boğazım feci canımı acıtıyordu. Ama şovun sonu bence mutlu bitti. Burada, İstanbul’da bulunmak çok hoş bir tecrübeydi. Umarım tekrardan gelmemiz uzun zaman almaz!

Hastalık ve kötü şeylerin yanı sıra İstanbul’u nasıl buldun?
Stefano: Maalesef fazla göremedim. Diğer elemanlar şehir gezintisindeyken ben otel yatağıma zincire vurulmuştum. Hehe 🙂 Gezebildiğim esnada bir şeyler yemekten ve sadece birkaç yeri görebilmekten öteye gidemedim. Yalnız Türk insanını bu kadar dost canlısı olması oldukça dikkatimi çekti ve bizleri fazlasıyla sevindirdi. Umarım bir daha ki sefere daha fazla gezebilirim ve birkaç mağazadan alışverişimi de yapabilirim. Ayrıca, söylemeden geçemeyeceğim gördüğüm en büyük şehirlerden bir tanesi de sizin ki!
Diabolical Figures’ ten daha fazla şarkı işitmeyi beklerken sadece 3 tanesini duyabildik. Neden konseri promosyon ağırlıklı bir setlist ile gerçekleştirmediniz?
Stefano: Eğer bir saatin varsa ve daha önce bulunmadığın bir yerlerde sahne alacaksan çalacakların arasından iyi bir seçim yapman gerekir ki bizler de bunu yaptık. Asıl amacımız tabii ki D.F’ in promosyonuydu; fakat Türkiye’deki ilk bulunuşumuzda diğer albümlerden karma bir set çalmak bence daha uygundu.
Peki, Uni-Rock organizasyonunu nasıl buldunuz? Yeterliler miydi?
Stefano: Muhteşemlerdi. Her şey yolundaydı. Bizler istedik ve onlar bizlere temin ettiler. Bu organizasyonda bulunun herkesi tebrik ediyorum.
Röportaj teklifimizi bu yoğun döneminizde kabul ettiğin için çok teşekkür ederim. Umarız sizleri tekrardan Türkiye sınırları içerisinde izleme şansına nail olabiliriz. Son olarak eklemek istediklerin varsa alalım?
Stefano Fiori: Bu zevkli röportaj için asıl ben teşekkür ederim. Cevapları geciktirdiğim için de tekrardan özür dilerim. Umarım Türkiye’de tekrardan buluşuruz! Uni-Rock Extreme’ de orda olan herkese de teşekkürler.
Röportaj: Ebru EKŞİ & Güven CEYLAN
roportaj
Niklas Kvarforth video röportajı
Shining’in kurucusu Niklas Kvarforth’un Prozac artık Yetmediğinde adlı kitabına dair video röportaj yayınlandı!
Video Röportaj haberin devamında!

Shining’in kurucusu Niklas Kvarforth’un Prozac artık Yetmediğinde adlı kitabına dair video röportaj yayınlandı!
Video Röportaj haberin devamında!
roportaj
Papa Roachtan Jacoby ile Röportaj
Yeni albümün kayıtları sırasında yaşadıklarını Jacoby Shaddix James Micheal’a anlatıyor. Bakın nelerden bahsediyor;
“Kayıtlar sırasında beni intiharın eşiğine götüren bir dönem vardı. Bitmiştim. Artık bunu yapamayacağımı, bu acıya katlanamayacağımı söylüyordum kendime. Çok yalnız, kırgın ve y…

Yeni albümün kayıtları sırasında yaşadıklarını Jacoby Shaddix James Micheal’a anlatıyor. Bakın nelerden bahsediyor;
“Kayıtlar sırasında beni intiharın eşiğine götüren bir dönem vardı. Bitmiştim. Artık bunu yapamayacağımı, bu acıya katlanamayacağımı söylüyordum kendime. Çok yalnız, kırgın ve yorgun hissediyordum. Hayatımda çalıştığım her şey için bunları hissediyordum. Ve kendi kendime babam gibi olmayacağıma söz verdiğim şeylere baktım. O sarhoş gibiydim – ki o ailesini dağıtmıştı-. Ben de… Asla yapmayacağımı söylediğim her şeyi yapmış gibi, öylece oturuyordum.”
roportaj
Manowar Yeni Albümüyle İlgili Sorulara Cevap Verdi!
MANOWAR üyeleri, yaz aylarında çıkarmayı umdukları yeni albümleri üzerinde çalışmak üzere stüdyoya girdiler. Ünlü grup, kayıtlara biraz ara vererek kendilerine yöneltilen hayran sorularına cevaplar verdiler.
Röportajın devamını okumak için devamına tıklayın…

MANOWAR üyeleri, yaz aylarında çıkarmayı umdukları yeni albümleri üzerinde çalışmak üzere stüdyoya girdiler. Ünlü grup, kayıtlara biraz ara vererek kendilerine yöneltilen hayran sorularına cevaplar verdiler.
Entertainment9 yıl agoThe final 6 ‘Game of Thrones’ episodes might feel like a full season
Entertainment9 yıl agoThe old and New Edition cast comes together to perform
Entertainment9 yıl agoDisney’s live-action Aladdin finally finds its stars
Entertainment9 yıl agoMod turns ‘Counter-Strike’ into a ‘Tekken’ clone with fighting chickens
Entertainment9 yıl ago10 Artists who retired from music and made a comeback
Entertainment9 yıl ago‘Better Call Saul’ has been renewed for a fourth season
- album21 yıl ago
Cradle Of Filth – Nymphetamine
Entertainment9 yıl agoRappers are blowing up Twitter with praise for Jay Z and ‘4:44’




ImpLosioN
6 Aralık 2009 at 00:51
T-shirtümüzü giymediler ya, hala içimde uhtedir. İfneler.