roportaj
Gereği Düşünüldü
EP’leri ‘Uçaklar Düşer, Kuşlar Sevinir’ ile fırtınalar estiren Gereği Düşünüldü grubunu sıkıştırdık bir köşeye, mikrofonu uzattık ve sorularımızı cevaplamak zorunda kaldılar!

—Gereği Düşünüldü ailesine selamlar olsun! Grupta keyifler nasıl? Nelerle meşgulsünüz şu aralar?
Mert: “Uçaklar Düşer, Kuşlar Sevinir” sonunda ortaya çıktı, artık elime alıp bakabiliyorum,sıfırlandık resmen ve bu duyguyu çok özlemişim, keyifler baya yerinde o yüzden.
Emirhan: EP’miz ‘Uçaklar Düşer, Kuşlar Sevinir’i çıkardık, t-shirtlerimizi bastırdık, keyfimiz yerinde. Yalnız ben şu an gruptan biraz uzakta, Almanya sınırları içerisinde bulunuyorum. Gruptan bir süre ayrı kalmak sıkıcı biraz, onun dışında her şey yolunda.
Gary:Şu sıralar yeni EP’mizi çıkarttık.Uçaklar Düşer Kuşlar Sevinir.Şimdi de geri dönüşümlerini bekliyoruz.
Maksut: Selamlar =) Grupta keyifler iyi, bildiğin gibi EP’yi yakın zamanda yayınladık, o oldukça moral verdi. Şu aralar yeni beste çalışmalarına ağırlık verdik. Bunun dışında genel olarak okulla uğraşıyoruz. Gary çizim sınavlarına hazırlanıyor, Emirhan’ı da Erasmus’a yolladık bakalım, yollarını gözlüyoruz =)
Can: Grupta keyifler gayet iyi, sadece Almanya’ya Erasmus’a giden gitaristimiz Emirhan’ın yokluğu dışında. Ama yazın başlarında tekrar aramıza katılacak.Onun dışında ben mimarlıkla uğraşıyorum(3. sınıf öğrencisiyim)ve bu nedenle genel olarak uykusuzum.
— Grubun temelini atan iki ismi (Can ve Mert) amatör grupları takip edenler daha önce Sorgespel adı ile hatırlayacaklardır. Sonrasında grup dağıldı, kabuk değiştirdi ve süreç içersinde karşımıza ‘Gereği Düşünüldü’ olarak çıktı. Eski günleri de yâd ederek bize biraz ‘gereğini düşündüğünüz’ o süreci anlatır mısınız?
Mert: Sıkıcıydı gerçekten,birşeyler senin gözünde yıkılıyo ve sonuçta yaşam devam ediyo. Sen bunların bu dünyada belki de hiçbişey ifade etmediğini bildiğin halde sanki o an hayattaki en önemli şeymiş gibi umursuyosun. Sonrada yine hayata karşı bu konuda bi sözün varmış gibi yeni bi dünya oluşturuyosun…kendin için,tatmin olmak için. Can’la GD yi oluştururken belii bi dönem yalnız kaldık, bu dönemin heyecanları ve zevkleri daha histerikti. Sıkılıyoduk bazen, bazense özgürlük hissi bizi deli gibi heyecanlandırıyodu. Elemanlar taşlaşınca ise herşey cok daha kararlı gelişti ve grubun karakteri daha güçlendi.
Can:Kesinlikle çok zor bir dönemdi. Çünkü Sorgespel’de artık eskisi gibi olmayan, olamayan şeyleri görüyorsunuz ve bu sizin hevesinizi kırıyor. Her stüdyonun daha gergin ve daha kötü bir hale geldiğini hatırlıyorum. Müzik, hayatımızda en önem verdiğimiz şeylerden birisi olduğu için ve artık eskisi gibi keyif veremediği için (tabi o kadroyla) çok üzülüyorsunuz. Ama elbette ki her son bir başlangıcı işaret eder ve biz de bunun farkındaydık. Tabi sonu nereye varır, nasıl olur, eskisi gibi olabilir mi bazı şey diye devamlı soruyor insan kendine ve gelecek karanlık görünüyor. Ama öğrendik ki cesur olmalı, yarattığınız şey sizden daha büyük bir şey olamaz eğer siz buna izin vermezseniz. Gereği Düşünüldü’nün temelleri daha Sorgespel dağılmadan atıldı. Türkçe yapmak istediğimiz müziği, Türkçe bir başlık altında sunma fikri bizi motive ediyordu. İsmin anlamındaki kararlı duruşun, bizim için daima yol gösteren bir şey olmasını umduk. Gereği Düşünüldü, çözümsüzlükler denizi içerisinde, daima kötüye gidişe bir dur demek adına atılan, içimizde kopan bir çığlıktı ve bizim üzerimize düşen, bu çığlığı dinleyicilerimizle paylaşmaktı.

— Esasında Sorgespel ile o dönem güzel bir izleniminiz de vardı dinleyici/seyirci üzerinde. Keza, katıldığınız bazı yarışmalarda aldığınız iyi derecelerle de bunu kanıtladınız. Buna rağmen sizi yeni arayışlara iten sebep(ler) neydi? Yoksa bu tamamen isimsel/şekilsel bir değişiklik mi?
Maksut: Sorgespel’in bir noktada bitmesi gerektiğini hissettik ve müzikal anlamda yeni bir sayfa açma isteği duyduk. Tırmalamaya en baştan, fakat bu sefer farklı bir vizyonla ve daha tecrübeli şekilde başlama kararı aldık. Bizi şu anki çatı altında buluşturan da bu istektir. Türkçe sözlü hardcore-metalcore fikri Sorgespel zamanlarından beri kafamızda olan bir projeydi. Bunu Gereği Düşünüldü ile hayata geçirdik.
Can: Rapçi Fuatla yaptığımız konuşma bizi çok etkiledi. Türkçe müzik konusunda ilk kez “acaba yapsak mı?” sorularını sormaya başladık kendimize. Benim için arayış bundan ibaretti. Çünkü müzikal açıdan her zaman canımızın istediğini yaptık ve bu bizi hep mutlu etti. Sorgespel’de de bu böyleydi, Gereği Düşünüldü’de de… Bu nedenle Sorgepel hiçbir zaman tamamen geçmişte kalmış, eski bir anlayışı temsil etmiyor. Ruh, halen Sorgespel ruhu ve bu umarım hiçbir zaman değişmeyecek 🙂 Vokaller ve sözlerin Türkçeleşmesi adına bir arayıştı bence bu. Ama bu müziğe de yansıdı ve belki de Sorgespel’de hiçbir zaman elde edemeyeceğimiz bir şey yakaladık; müzik ile sözler çok daha sıkı bir biçimde ilişki kurmaya başladı. Artık şarkıda anlatmak istediğimiz şey daha bütün daha uyumlu geliyordu kulağımıza.
Gary:Bu konuda benim fikrim Türkçe müzik yapmak istediğimiz için olabilir.
Mert: Bizim grubumuzun yarısından fazlası dağılmıştı, yeni bir grup kuracaktık .Sorgespel ismi ile devam etseydik o zaman yeni elemanlarla bir grup kurmuş değil, onları grubumuza dahil etmiş olurduk, hazır içimizde yeni bir heyecan varken herkes aynı şeyi aynı istek ve kaygılarla yaşasın istedik. Yeni ismimizde bizim yeni ruhumuzu tavırlandırsın, kimse bir gram arkaya bakamasın 🙂 kendi kişiliği dışında hiçbirşey göremesin dedik

— Geçmişte yapmayı planladıklarınız, yaptığınız şeylerde amaçladığınız hususlarla Gereği Düşünüldü’nün kendine has amaçları, planları arasında ne gibi farklar var? Gereği Düşünüldü üzerinde Sorgespel’in etkisini, ona kattıklarını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Can: Sorgespel daha acemi, daha kaygılı bir dönemimizi simgeliyor benim için. Gereği Düşünüldü’de ise çok daha deneyimli olduğumuz bir noktadayız ama tabi ki de halen yememiz gereken birsürü kazık olduğunu düşünüyorum 🙂 Amaçlara baktığımızda da Sorgepel’de ve Gereği Düşünüldü’nün daha 1 yıl öncesine kadar bir kendini kabul ettirme, menajerlere, kayıt şirketlerine kendini beğendirme kaygısı çok fazlaydı. Fakat şu an ben şahsen böyle bir kaygı taşımıyorum, çünkü zaten şu an özgürce istediğim şekilde müziğimi yapıp, kaydedip, yayınlayabiliyorum. Tabi ki de daha deneyimli birinin bize katkısı çok büyük olacaktır, fakat bu bir zorunluluk değil sanırım.
Maksut: Gereği Düşünüldü’nün Türkçe sözlü müzik yapması en büyük fark diyebiliriz. Şu anda, hedef kitlemiz ve onlara vermek istediğimiz tatlar çok daha belirli. Fakat genel olarak hedeflerimiz ve hissiyatımız yola çıktığımız günden beri hep aynı, geçen bütün bu zaman boyunca değişen ise büyük ölçüde müziğe bakış açımız oldu. Müzik, insanla beraber değişen, büyüyen bir olgu. Biz değiştikçe müziğimiz de bizimle beraber ilerledi, yeni zenginlikler kazandı. Dolayısıyla, Sorgespel’in Gereği Düşünüldü üzerindeki etkisi yadsınamaz. Sorgespel’de grup olmayı ve müzik icra etmeyi öğrendik, şu anda ise o zamanların verdiği olgunlukla, daha sağlam adımlarla ilerliyoruz.
Gary:Gereği Düşünüldü’de Sorgespel’in etkisi tabii ki çok büyük;müzikal ve duygusal açıdan ama iki grubun da daha doğrusu iki ismin de amacı albüm çıkartıp istediğimiz müziği performe etmek.

—Can’t Take Away’’ çalışmanızın – kısmen de olsa – yukarda bahsettiğimiz süreçle ilişkisi yadsınamaz diye düşünüyorum. Aynı şekilde ‘Serotonin’ adlı parçanızın o döneme ait bir ürün olduğunu hatırlıyorum [yanlışım varsa düzeltin :)]. Bu hususta ilginç bir nokta var ki, o da geleneksel ezgilerimizden ‘Kekliği Düz Ovada Avlarlar’ ı açılış parçası olarak dinlemek… Bu fikir nereden aklınıza geldi?
Can: pas -merte- 🙂
Mert: Can’ların evinde yaptık bu kayıtları, sağolsun ailesi bize müzik konusunda en büyük desteği verir. Onların evinin yanında da bir anaokul var, bahçeleri bitişik. Bizim kayıt yaptığımız günlerden birinde yandaki anaokuluna da bir amca getirmişler çocuklara şarkı söyletiyo. Tam da sinir amca böyle; şarkı söyletiyo, cocuklar koro dışına cıkınca sinirleniyo falan. Bu bana cok ilginç geldi, tam işinin ehli amca bişeyler becermeye çalışıyo, çocukların da umuru değil onlarda eğleniyolar. Ben de onların bu performansını yan bahçeden mikrofonla kaydettim bi işimize yarar kullanırız diye. Aylar sonra bir fark ettik ki bizim tam konseptimize uygun bir şarkı söyletmiş 🙂 mazimizdeki ve şimdiki amaçlarımızı tam olarak anlatıyo, biz de zevkle kullandık.
— Biraz da yeni ürününüz ‘Uçaklar Düşer, Kuşlar Sevinir’ den bahsedelim; albüm süreci nasıl gelişti? Albümün aşamaları esnasında kimlerin katkıları oldu? [ Biraz tanıtım yapalım :)]
Can: Süreç bundan 2 yıl önce (evet yanlış duymadınız) davul kayıtlarına başlamamızla başladı. Sonra o davul kayıtlarını ben editlemeye başladım ve 1 ay sonra bütün gitar kayıtlarını bitirdim.(yüzüme bak ve gülümse hariç). Bu arada “can’t take away” i de kaydetmiş olduk. Sonra bas ve vokallerin kaydı yapıldı ve bu beklediğimizden çok daha uzun sürdü. Benim konu hakkında çok az şey bilmemden kaynaklanan çok uzun süren bir mix & mastering dönemi geçirdik. Tabi bu dönemde sağolsun AVA’dan Mert’in çok büyük yardımları dokundu bana. Bu nedenle aslında planladığımız tarihten çok daha sonra yayınlayabildik albümü. Geç oldu ama içimize de sindi. Bence bu en önemli şey 🙂 Albümde stüdyo AVA’dan (Audio for Visual Arts) Mert ve Ayhan’ın süreç içerisinde çok büyük yardımları oldu. Onun dışında davul kayıtları hariç bütün kayıtlarımızı (gitar,vokal,bas ve bunların editleri) bizim evde yaptık ve bu çok uzun süreçte ailem bu imkanı sağlamakla fazlası ile destek oldu grubumuza.
Emirhan: ‘Uçaklar Düşer, Kuşlar Sevinir’ tamamen DIY mantığıyla hazırlanan bir çalışma oldu. Kayıtların bir kısmı ev, bir kısmı stüdyo ortamında yapıldı. Kayıt aşamasına en çok katkıda bulunan kişi de Can olmuştur herhalde =).
Maksut: ‘Uçaklar Düşer, Kuşlar Sevinir’ senelerin birikimiyle oluşan bir albüm. Elimizdeki parçaları bir araya getirip artık dinleyiciyle paylaşma gerekliliğini hissettik ve bunun üzerine oluşturduk bu albümü. Basılan her notada, her ritimde, söylenen her sözde bir anlam, çaba ve verilmek istenen bir duygu var. Dolayısıyla bu albümü hiçbir zaman bir tüketim ürünü gibi görmedik. Oturup gerçekten anlayarak dinlenmesi gereken, “yazar burda ne demek istemiş” diye sorgulanması gereken bir albüm. Albümü tamamen kendi çabalarımızla kaydettik ve yayınladık. Kayıt aşamasında Can çok önemli bir rol oynuyor, mix ve mastering konusunda onun emeği bizim için çok önemli. Taksim AVA stüdyolarından Mert Aksuna ve Ayhan Mutlu’nun da kayıt aşamasında bize çok yardımları oldu. Onlara da buradan teşekkür etmek isteriz.
Gary: Albüm kayıtlarında Can’ın etkisi inkar edilmeyecek derecede fazla.Çok uğraştı çocuk :).Onun dışında kayıt yaptığımız stüdyoda çalışan bütün arkadaşlar çok yardımcı oldu.
Özellikle Mert ve Ayhan abi olmak üzere.Reklam olmazsa stüdyonun adı da A.V.A :).

— Parçalarınızda her ne kadar sert gitar melodileri, davul ritimleri barındırsanız da bireyin hayalleri, hayata verdiği (ya da vermediği) anlamı içeren sözlerin bilhassa clean vokal ile birlikte duygusal arka planı gösteren yanı, – sert bir tür icra etmeniz açısından da – biraz farklı bir durum. Bu noktada, icra ettiğiniz türün protest duruşunu da göz önüne alarak kendi müziğinizi nasıl değerlendiriyorsunuz?
Can: Benim için eğer alt metninde gerçekten bir şeyler barındırmıyor veya bunları bir şekilde dinleyicinin yüzüne vuramıyorsa o müziğin protestliğinin benim için hiçbir anlamı yok.Kimi zaman düzenin bize dayattıkları, kimi zaman da insanın ta kendisi şarkılarımıza konu oluyor. Biz insanı insana anlatmanın yolu doğallıktan, samimi olmaktan geçer diye düşündük.Müzik ile sözlerdeki anlatım arasındaki ilişkide mutlaka bir düşünülmüşlük, bir kurgu olmalı diye düşünüyorum. İnsan ve özellikle müzisyen olan bizlerin yaşamlarında duyguların yerleri çok büyük. Bazen nefret edersin; beynine kan sıçrar, bazen de çaresizlik içerisinde ağlarsın.Bu nedenle müzik de böyle olmalı; bazen sinirli önüne geleni ezip geçiyor, kimi zaman da kırılgan ve zayıf. Tepeler ve çukurlar; aynen insanın iç dünyası gibi. Bir çukur ile tepe arasındaki geçiş; o ruh hali değişimi, işte Gereği Düşünüldü tam da burayı anlatmak istiyor çünkü anlamını bu şekilde kazanmıştı: Radikal bir değişim, çözüm!
Maksut: Yaptığımız müzikte kişiliklerimizin rolü büyük. Bizim için müziğin hem sert tavrı, hem de yüklendiği anlam çok önemli. Aşk üzerine de şarkılarımız var, politika ve din üzerine de şarkılarımız var. Bu konularda belli fikirlere, duygulara sahibiz ve bunları en anlamlı şekilde dile getirmeye çalışıyoruz. Ancak bunu yaparken de sert ve iğneli bir üslup kullanmak bizi tatmin ediyor. Dolayısıyla ortaya dinlediğiniz ürünler çıkıyor.
Emirhan: Agresif ve sert bir müzik yaptığımızı kabul etmekle beraber, kendimizi tür olarak belli bir yerde konumlandır(a)mıyoruz. Bana göre sert müzikle, duygusal içerik birbirine taban tabana zıt düşen kavramlar değil. Sert müzik, duyguları ya da duygusal içeriği aktarmanın bir üslubu olarak algılanabilir kanımca. Bizim yaptığımız da anlatmak istediklerimizi daha vurucu kılacak, inişli-çıkışlı, tansiyonlu bir müzik yapmak.
— Yine bu bağlamda şunu söylemek isterim ki; ‘Köpekler Renkleri Göremez’ parçanız melodik açıdan sıradan olsa da son derece başarılı vokal geçişleri ile yayınladıklarınız arasından en çok zevk aldığım parça oldu. Gruplarımızın çoğu genelde dışarıda tanınma hedefini öne sürerek İngilizce sözlü besteler yapıyorlar. Siz de hedefleriniz doğrultusunda bu konuya nasıl bakıyorsunuz? Olur da bir gün tekrar isim değiştirme (yabancı dilde bir grup ismi) gibi bir durumla karşı karşıya kalırsanız tavrınız ne olur?
Emirhan: Gereği Düşünüldü olarak öncelikli hedefimiz, ülkemizdeki alternatif müzik dinleyicisiyle daha samimi ilişkiler kurmak ve ‘mainstream’ için ekstrem sayılabilecek müziğimizin bu ülkede iyi yerlere gelebileceğini kanıtlamak. Özellikle bizim yaş grubumuzdan ve bizden daha genç arkadaşlardan aldığımız iyi tepkiler de bize bunun ulaşılabilir bir misyon olduğunu gösteriyor. İngilizce şarkı yapmanın da bizim için büyük bir problem olacağını sanmıyorum. Zaten ilk ürünlerimizi İngilizce sunduğumuz göz önünde bulundurulursa (Sorgespel ve benle Gary’nin diğer grubu originofstorm olarak), bu süreci başarıyla atlatabileceğimizi düşünüyorum. Ayrıca bu tarzda müzik yapan gruplarda pek görülmeyen Türkçe beste yapma evresinin de bize İngilizce beste yapma sürecinde, pozitif getirisi olacağı fikrindeyim.
Maksut: Bizim hedef kitlemiz şu anda Türkiye, bulunduğumuz yerde bu müziği yaygınlaştırmak ve dinleyici kitlesi oluşturabilmek çok önemli. Şu anda, dünya çapında metal müzik ve Türkiye isimlerini bir araya getirdiğinizde akla gelen pek az isim var. Eğer, biz bu müziği alıp ülkemizde bir yerlere taşıyabilirsek bunun devamı çok daha hızlı gelir.
Zaman neyi gösterir belli olmaz, olur da isim değiştirme gibi bir durum gündeme gelirse bu o zaman konuşulur, biz de tekrar bir röportaj yaparız sizinle =)
Can: Grupça şu anda dışarıya açılmak gibi bir planımız yok. Ama eğer bu olacaksa pekala Türkçe müzik yaparken de olabilir diye düşünüyorum. Bir daha İngilizceye döner miyiz bilemiyorum ama Türkçe yapmaya hep devam edecekmişiz gibi geliyor bana. Bence müzikte dil çok önemli ve kültürümüzü, bizi yansıtan en önemli araç. Sonuçta bütün gün Türkçe yazıp, konuşup, düşünüyoruz. İngilizce’ye dönersek sanki müziğimiz eski derinliğini yitirirmiş gibi geliyor bana.

—Bunların yanında, grubun vokali Mert Papik’ i son dönemin hızla yükselen metal gruplarından Insistence ile bir dönem yaptığı çalışmalardan, bulunduğu konserlerden de tanıyoruz. Acaba kendisi Gereği Düşünüldü’ ye yoğunlaşmak için mi gruptan ayrıldı? Insistence’ı onun olduğu ve ondan sonraki döneme bakarak nasıl değerlendiriyor?
Mert: Insistence benim çok şeyler öğrendiğim ve çok yoğun yaşadığım bir grup. Grup bir dönem dağıldı ve ben bu süreç içinde belli kararlar aldım yaşadıklarımı düşünerek. Tekrar toplanıldığında geri dönmeme sebebim kendimi o ailenin içinde hissetmememdi. Gruptaki elemanları tek tek sevmeme rağmen Insistence’a artık yarar değil zarar getiriceğimi düşünmem ve kendimi veremeyeceğimi bilmem ayrılmama neden oldu. Şimdi ise bakıp seviniyorum, sosyal duruşlarına daha önem veriyolar ve heyecanlarını bastırmıyolar. Şu an içlerinde ben olsaydım bunların hepsi çakışırdı ve açıkçası ben grubun moduna uyamazdım. Yeni albüm geliyor Insistence’tan dinlemek lazım, şimdiye kadar dinlediklerim benim için bi başlangıçtı; albüm eminim çok daha fazla fikir vericek bana…
— Özel olarak merak ettiğim bir nokta daha; davulcunuz Gary Singer Jr. ‘ın gerçek ismi nedir? Bu müstearı tercih etmesinin hikâyesini de –mahremiyeti bozmayacaksa – alalım 🙂
Maksut: Onun ismi aslında Fahrettin Cüreklibatur
Gary:Bu soruya hem çok güldüm biraz da üzüldüm Gary Singer JR benim takma adım değil.Gerçek kafa kağıdımda yazan isim.Sebebi de Amerikan vatandaşı olmam herhalde.Bir nick v.s durumu yok yani bildiğiniz isim.
Emirhan: Arkadaşın pasaportta yazan gerçek ismi budur. (Kuzeni olduğum için beni güvenilir bir kaynak olarak alabilirsiniz =) Onun dışında başka adı da var, isterse kendisi paylaşsın onu da.
Mert: Evet adamın çok cafcaflı bi pasaportu var. Bence bir ülkenin pasaportu için o kadar uğraşması gereksiz. Yani daha sade düz olmalı bence, o ne öyle, sonuçta ensesi kırmızı herhangi bi kişisin…

— Sizin de bildiğiniz üzere, 2010’un Türk Müzik Tarihi’nde –gerçekleşmiş ve gerçekleşecek konserler anlamında – mihenk taşı olacağı (kanımca) şimdiden belli. Bu noktada, sizleri gerçekleşecek olan bu organizasyonlardan herhangi birinde görme olasılığımız nedir? Yakın zamanda gerçekleşecek olan konserlerinizi de öğrenelim bu vesileyle 🙂
Maksut: Sonisphere özellikle bomba etkisi yaratacak bir konser gibi duruyor. Artık yavaştan Türkiye de büyük organizasyonlara alışıyor ve aktif dinleyici kitlesi büyüyor. Bu hepimiz için sevindirici bir durum. Umarız gerçekleşecek bu ve diğer konserler de hak ettiği katılımı görür ve bu tarz organizasyonların devamı gelir.
Şu an bizim en yakın konserimiz 15 Mayıs’ta Studio Live’da, PickPocket ve Lost in Bazaar’la beraber. Herkesi konserimize bekleriz, konser sonrası EP ve Tshirt satışımız da olacak, duyurulur =)
Gary:Gerçekleşecek organizasyonlarda var olup olmadığımız belli değil ama kendi düzenlediğimiz konserler olacak elbette en yakını 15 Mayıs’ta Studio Live’da.
Mert: Evet çok hoş durumlar bu festivaller umarız bir gün bize de çarpar bu dalga diyorum… 15 Mayıs’a gelin!!!
— Bu röportajın gerçekleşmesini sağladığınız için MetalTR Ailesi ve Karanlık Oda Dergisi adına teşekkür ediyorum. Son olarak Karanlık Oda okurları ve sizi sevenlere bu röportaj aracılığıyla söylemek/eklemek istediğiniz bir şey varsa, buyrunuz 🙂
Emirhan: Konserlerimize gelen ve/veya bizimle grup hakkındaki görüşlerini paylaşarak sevdiği müziğe sahip çıkan tüm arkadaşlara çok teşekkür ediyorum. MetalTR Ailesi ve Karanlık Oda Dergisi’ne de bizimle bu röportajı gerçekleştirdiği için teşekkürlerimi sunuyorum.
Mert: Benden de bol teşekkür, tekrar görüşmek üzere diyorum..
Gary: GD çok güzel grup dinleyin abi… 🙂 Nebilim a.q hjagsd
Hazırlayan: Oktay ATEŞ (HeiroftheMetaL)
roportaj
Niklas Kvarforth video röportajı
Shining’in kurucusu Niklas Kvarforth’un Prozac artık Yetmediğinde adlı kitabına dair video röportaj yayınlandı!
Video Röportaj haberin devamında!

Shining’in kurucusu Niklas Kvarforth’un Prozac artık Yetmediğinde adlı kitabına dair video röportaj yayınlandı!
Video Röportaj haberin devamında!
roportaj
Papa Roachtan Jacoby ile Röportaj
Yeni albümün kayıtları sırasında yaşadıklarını Jacoby Shaddix James Micheal’a anlatıyor. Bakın nelerden bahsediyor;
“Kayıtlar sırasında beni intiharın eşiğine götüren bir dönem vardı. Bitmiştim. Artık bunu yapamayacağımı, bu acıya katlanamayacağımı söylüyordum kendime. Çok yalnız, kırgın ve y…

Yeni albümün kayıtları sırasında yaşadıklarını Jacoby Shaddix James Micheal’a anlatıyor. Bakın nelerden bahsediyor;
“Kayıtlar sırasında beni intiharın eşiğine götüren bir dönem vardı. Bitmiştim. Artık bunu yapamayacağımı, bu acıya katlanamayacağımı söylüyordum kendime. Çok yalnız, kırgın ve yorgun hissediyordum. Hayatımda çalıştığım her şey için bunları hissediyordum. Ve kendi kendime babam gibi olmayacağıma söz verdiğim şeylere baktım. O sarhoş gibiydim – ki o ailesini dağıtmıştı-. Ben de… Asla yapmayacağımı söylediğim her şeyi yapmış gibi, öylece oturuyordum.”
roportaj
Manowar Yeni Albümüyle İlgili Sorulara Cevap Verdi!
MANOWAR üyeleri, yaz aylarında çıkarmayı umdukları yeni albümleri üzerinde çalışmak üzere stüdyoya girdiler. Ünlü grup, kayıtlara biraz ara vererek kendilerine yöneltilen hayran sorularına cevaplar verdiler.
Röportajın devamını okumak için devamına tıklayın…

MANOWAR üyeleri, yaz aylarında çıkarmayı umdukları yeni albümleri üzerinde çalışmak üzere stüdyoya girdiler. Ünlü grup, kayıtlara biraz ara vererek kendilerine yöneltilen hayran sorularına cevaplar verdiler.
Entertainment9 yıl agoThe final 6 ‘Game of Thrones’ episodes might feel like a full season
Entertainment9 yıl agoThe old and New Edition cast comes together to perform
Entertainment9 yıl agoDisney’s live-action Aladdin finally finds its stars
Entertainment9 yıl agoMod turns ‘Counter-Strike’ into a ‘Tekken’ clone with fighting chickens
Entertainment9 yıl ago10 Artists who retired from music and made a comeback
Entertainment9 yıl ago‘Better Call Saul’ has been renewed for a fourth season
- yerligrup21 yıl ago
…aaaarrghh…
- yerligrup17 yıl ago
NECROTOMY



