Connect with us

konser

Amon Amarth @ Vikingler geldi geçti!

Uzun zamandır beklenen ve Rock The Nations festivalinde ilk kez Türk dinleyicilerle buluşup, buradaki performansından sonra bir çok kişinin hayranı olmaya başladığı Amon Amarth sonunda tek bir konser verebilmek için 6 Aralık Cumartesi, çok elverişli bir hava eşliğinde karşımızdaydı. Konser alanına …

Published

on

Uzun zamandır beklenen ve Rock The Nations festivalinde ilk kez Türk dinleyicilerle buluşup, buradaki performansından sonra bir çok kişinin hayranı olmaya başladığı Amon Amarth sonunda tek bir konser verebilmek için 6 Aralık Cumartesi, çok elverişli bir hava eşliğinde karşımızdaydı. Konser alanına gidişte, tanışma fırsatını tam olarak elde edemediğimiz dostumuz bizleri aracına aldı ve 18-20 kişi bir dolmuşa sığışıp ellerde Efes eşliğinde konser alanına geldik, müziğimiz de eksik olmadı tabi ki … Bir önceki gece DoRock Bar’da grup elemanlarıyla (Olavi ve Tedd) tesadüfi karşılaşmamız ve birkaç cümle lafın eşliğinde biramın paylaşılması, aynı zamanda kahkahalar güzel bir anı olarak kaldı “keşke şu biraları da beraber içsek” diyerek.

Haberin devamı için tıklayın

Uzun zamandır beklenen ve Rock The Nations festivalinde ilk kez Türk dinleyicilerle buluşup, buradaki performansından sonra bir çok kişinin hayranı olmaya başladığı Amon Amarth sonunda tek bir konser verebilmek için 6 Aralık Cumartesi, çok elverişli bir hava eşliğinde karşımızdaydı. Konser alanına gidişte, tanışma fırsatını tam olarak elde edemediğimiz dostumuz bizleri aracına aldı ve 18-20 kişi bir dolmuşa sığışıp ellerde Efes eşliğinde konser alanına geldik, müziğimiz de eksik olmadı tabi ki … Bir önceki gece DoRock Bar’da grup elemanlarıyla (Olavi ve Tedd) tesadüfi karşılaşmamız ve birkaç cümle lafın eşliğinde biramın paylaşılması, aynı zamanda kahkahalar güzel bir anı olarak kaldı “keşke şu biraları da beraber içsek” diyerek.

İçme eylemine kapı önünde devam edip içeri girdiğimizde ön grup olan Omnious Grief’i izleme şansımız olamadı. Aldığım ön sıra biletle, önlere doğru bir yerlere geçebildim uzun uğraşlar sonucunda. Bekleme süresinde yapılan konser ne zaman başlar ne zaman biter kritiklerini, Amon Amarth havada bırakarak sekiz buçuk sularında sahnede yerini alacaktı. Sahnedeki ışıklandırma ve arka fondaki Twilight Of The Thunder God albüm kapağının afişi ortamı puslandırmıştı fazlasıyla. Konserin Parkorman’da yapılması hem ulaşım hem de ses kalitesi açısından çok güzel bir tercihti bana göre. Parkorman’da sahne önündeyken sesin en net halinin ortada dururken duyulabilmesi, biraz daha kenarlarda kalan bizlere bazı sesleri tam olarak duyamama sorunu yaşattı ama o kadarı da olsun diyerek geçelim. Zaten ilerleyen zamanlarda sahneyi ortalama imkanını bulunca bu sorun aşılmış oldu.

Sahne güzeldi, atmosfer güzeldi ama izleyici kitlesine gelince aynı şeylerden bahsetmek imkansız oluyor ne yazık ki. Her konserde karşılaştığım ve her noktada eleştirdiğim dinlediği müzikle alakasız bir kesim vardı. 18 yaş sınırını görememek baştan her şeyin işareti gibiydi. Neredeyse 12-13 yaşında gençlerimizi sık sık gördüm etrafımda. Bunların dışında kendini “metalci” diye saçma bir kelimeyle adlandırmayı marifet sanan gothic küçük bayan tipler, ortamdan tamamen alakasız sırf merak ve başka amaçlar için gelmiş olan yurdum insanlarını görebilmek de ilginçti. Bir ara yanımda beliren ablamıza bakınca yine şaşırdım fakat durum sonradan anlaşıldı; önünde duran küçük kızına, kız kafasını sallamaya çalışırken veya bu gibi ilginç hareketlerde bulunurken arkadan destek sağlamak adına gelmiş ablamız. Bu tür içler acısı bir manzarayı Death Metal’i kimi albümlerinde en uç noktalarda icra edebilmiş olan Amon Amarth gibi bir grubun konserinde görmek iç parçalayıcı oldu açıkçası. Suçu tabiî ki sadece ne dinlediğinden habersiz olan Türk dinleyicisine atmak haksızlık olacaktır. Grup hakkında da konuşmak gerekli. Amon Amarth grubuna yapabileceğimiz en haklı eleştiri son 2 albümde öne çıkardıkları trenddir. Bu tür sound’larla ve eski brutaliteden uzak iyice melodikleşme yolundaki müzikleriyle her kulağa, neredeyse sokaktaki vatandaşa bile hitap edebilecek parçalar yapılması olayı buralara kadar taşıdı ve bu tür kitlelerle karşılaşmamızda etkin rol oynadı. Ancak bu konserde ne mutlu ki çalınan parçalar sadece böyle değildi.

Sahneye çok hızlı bir çıkışla, yeni albümden Twilight Of The Thunder God parçasının girmesi bir oldu. Albümde en hatırı sayılabilecek parçalardan biriyle giriş yapılması güzel bir tercihti. Johan’ın “iyi akşamlar İstanbul” demesiyle ortalık duruldu ve kısa bir konuşmanın ardından Free Will Sacrifice çalındı yine son albümden. Konserin son albümden 2 parçayla başlaması son albümler ağırlıklı gideceği yönünde işaret gibi algılanabilirdi. Ancak hiç de öyle olmadı ve geçmişten beri grubu takip eden fanlar adına tam bir Death Metal şöleni yaşattılar bize. Son albümlerinin yarattığı melodikleşme ve eskiye nazaran hafif kalan ağırlıkları nedeniyle epey küçük yaş gruplarına hitap edebilir bir konuma gelen grup, sahnede sanki bunun aksini ispat etmeye çalışır gibiydi. Zaten seyircinin bir çok parçada sinema izler gibi bakakalması ve ne çalındığından haberi olmaması bunun en güzel ispatı oldu. Her şeyi son 2-3 albümden ibaret sanıp popüler 3-5 parçaya eşlik ederek kendini grubun en büyük fanı konumlarına sokan yurdum metalcisinin içler acısı hali beni hiç tedirgin etmedi nedense.
Konser esnasında Johan Hegg’in kendisini eskiye nazaran o kadar da zorlamadığını gördüm. Bundaki en büyük etkenin yine seyircilerin yetersizliğinden kaynaklandığını düşünüyorum. Avrupa turnelerinde sahneyi cehenneme çeviren grup bu konserde daha cool bir görüntü sergiledi. Buna rağmen son derece tatmin edici ve unutulması zor bir gece oldu.
With Oden On Our Side albümünün en parçalayıcı şarkısı olan Asator çalınınca sahneden asıl enerji boşalmaya başlamıştı. Parçanın hızı ve teknikliği Johan’ın sahne performansıyla birleşince insanın ritm organları istemsiz olarak hareket etmeye başlıyor. Bundan sonra Fate Of Norns albümünden aynı isimli şarkıyla devam ettiler ve şarkının brutalliğine karşın son derece duygusal sözler içermesi biraz sakinleştirici etki yarattı. Johan Hegg’in parçanın sonundaki dramatik sözleri kendisine ve seyirciye hitaben söylemesi tüyleri diken diken etmeye yetti. “He Calls For Me (kendini göstererek) And You” (seyirciyi işaret ederek).

Ve gecenin en sarsıntılı anına gelmişti sıra. Hiç tahmin dahi etmediğim bir şekilde, bence yapılmış en ağır death metal albümlerinden biri olan Crusher’dan çalacaklarını duyunca inanamadım.A Fury Divine parçasına girdikleri an hayattan koptuk ve baştan sona nefretin en üst seviyesine şahitlik ettik. Sözleriyle ölümü sevimli kılan bu yakıcı parçadan sonra aynı albümden Masters Of War çalacaklarını hayal ettim bir an için ama o kadar da değil dediler adeta 

Son albümün en ritmik ve popüler parçalarından Guardians Of Asgard çalınca, üzerine ölü toprağı örtülü olan kitle harekete geçti. Kimi gözlemlediysem parçaya bir şekilde dahil olmaya çalışıyordu (kafa sallamaya çalışan kızını tutan anne bile). Daha sonra tekrardan bir önceki albüme dönüş yapıldı Runes To My Memory gibi yine hüzün ve ölüm dolu bir parçayla. Aynı albümden yine Where Silent Gods Stand Guard ve Fate Of Norns’dan An Ancient Sign Of Coming Storm parçası fırtına sesleri eşliğinde çok hoş bir atmosfer yaratılarak çalındı.
Günün sürprizi ise, kendi yaptığı açıklamaya göre şimdiye kadar konserlerinde ilk kez çaldıklarını söylediği Varyargs Of Miklagaard çalınması oldu. Kalabalıktakiler sanki bu parçayı beklermişcesine yeniden hareketlendiler.
Son albümlerden sonra yine eskiye dönüş yaparak Avenger albümünden en yıkıcı parçalardan biri olan Metalwrath çalmaları yine şaşırmama ve boyun kopmalarına neden oldu. “Wrath, Hate, Pain and Death” ve “METAL IS THE WAY” haykırışlarını parçanın girişinde vokalin sesini tam olarak duyamadığım için birkaç saniye gecikmeli algıladım ve en önemli kısımlarını kaçırmış olduk ne yazıkki. Her albümden çalıp da Versus The World albümünden çalmamak olmazdı tabiî ki. Türk dinleyicilerinin Rock The Nations festivalinden sonra ağızlarına sakız olan Death In Fire parçasının çalınması gecenin en hareketli saatlerini yaşattı tartışmasız.

Yine With Oden On Our Side albümüne dönüş yaparak Valhall Awaits Me çalındıktan sonra grubun bis yaparak sahneden çıkıp geri gelmesi ve en çok beklediğim parçalardan biri olan Cry Of The Black Birds çalmaları sonlara yakışır oldu. En sonda ise konserin herkesin tahmin ettiği üzere Death Metalin neredeyse marşlarından biri haline gelen Pursuit Of Vikings ile bitirilmesi en hoş tercihti. Kısa zamanda tekrar görüşeceğiz gibi nidalarla ve memnuniyetini dile getirerek (kalabalık tatmin edici olsa gerek) sahneden ayrılan Amon Amarth bizlere gerçekten unutulması zor anlar yaşattı ve her kesimden fanlara hitap ederek işini fazlasıyla yerine getirdi.

Normal bir konser süresi olmasına rağmen göz açıp kapayıncaya kadar bitmiş hissi vermesi Amon Amarth’ın gerçekten çok farklı ve övgüyü hak eden bir grup olduğunun en büyük ispatıdır. Seyirciyle olan samimiyetleri ve içten davranışları ve sanki daha önceden tanışıyormuşuz gibi bir havayla ettiğimiz sohbet grubun samimiyetini test etmemizde en önemli kriterler oldu. Efes biraya kesinlikle hayır diyemediklerini de söylemeden geçmeyeyim. Sahnede pantolonunda asılı olan boynuzdan Johan’ın ara ara bira yudumlayarak her defasında “şerefe” demesi çok eğlenceliydi.
Keşke her sene gelseler diyerek bu unutulmaz geceyi sonlandırdık ve her yönden teşekkürü hak ettiklerini bizlere fazlasıyla gösterdiler.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

konser

Blood Red Shoes İstanbul’da konser verecek

İkonik indie rock ikilisi Blood Red Shoes, 02 Ekim 2025’te %100 Studio sahnesinde unutulmaz bir geceye hazırlanıyor! Laura-Mary Carter ve Steven Ansell’den oluşan bu güçlü ekip, enerjik ve yıkıcı sahne performanslarıyla dinleyicilere tam anlamıyla patlayıcı bir deneyim yaşatacak.

Published

on

İkonik indie rock ikilisi Blood Red Shoes, 02 Ekim 2025’te %100 Studio sahnesinde unutulmaz bir geceye hazırlanıyor! Laura-Mary Carter ve Steven Ansell’den oluşan bu güçlü ekip, enerjik ve yıkıcı sahne performanslarıyla dinleyicilere tam anlamıyla patlayıcı bir deneyim yaşatacak.

(daha&helliip;)

Continue Reading

konser

Starsailor İstanbul’da

Efsanevi İngiliz rock grubu Starsailor İstanbul’da!

Efsanevi İngiliz rock grubu Starsailor, 24 Ekim’de %100 Müzik katkılarıyla Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde dinleyicileriyle bir araya geliyor! 2000’lerin başından itibaren melankolik melodileri ve içten şarkı sözleriyle geniş bir hayran kitle…

Published

on

Efsanevi İngiliz rock grubu Starsailor İstanbul’da!

Efsanevi İngiliz rock grubu Starsailor, 24 Ekim’de %100 Müzik katkılarıyla Zorlu PSM Turkcell Sahnesi’nde dinleyicileriyle bir araya geliyor! 2000’lerin başından itibaren melankolik melodileri ve içten şarkı sözleriyle geniş bir hayran kitlesi edinen grup, yeni albümleri Where The Wild Things Grow ile Türkiye’deki sevenleriyle buluşmaya hazırlanıyor.

(daha&helliip;)

Continue Reading

konser

Megadeth KüçükÇiftlik Park’ta

+1 İftiharla Sunar: Thrash metal efsanesi Megadeth KüçükÇiftlik Park’ta!

Geçtiğimiz sene ülkemizi ziyaret eden ve biletleri 15 dk içinde tükenen MEGADETH, Türk hayranlarına minnettarlığını göstermek üzere yeniden İstanbul, KüçükÇiftlik Park’ta!

BİLETLER HABERİN DEVAMINDA

Published

on


+1 İftiharla Sunar: Thrash metal efsanesi Megadeth KüçükÇiftlik Park’ta!

Geçtiğimiz sene ülkemizi ziyaret eden ve biletleri 15 dk içinde tükenen MEGADETH, Türk hayranlarına minnettarlığını göstermek üzere yeniden İstanbul, KüçükÇiftlik Park’ta!

BİLETLER HABERİN DEVAMINDA

(daha&helliip;)

Continue Reading

Konserler