Connect with us

makale

Eddie Vedder

Karanlık Oda Karakter köşesi için kaleme aldığım Eddie Vedder yazısının devamı için tıklayınız

Published

on

Karanlık Oda Karakter köşesi için kaleme aldığım Eddie Vedder yazısının devamı için tıklayınız

Geçtiğimiz iki sayıda sizlere anlattığım isimlerin bir ortak noktası vardı. İki isim de hayallerini gerçekleştirmiş, “kahraman” olarak gördüğü isimlerin beğenisini kazanmıştı. Ocak ayında, bir Dio hayranı iken, Dio’nun kendisi tarafından tahtına aday gösterilmeyi başarmış Jack Black, şubat ayında da büyük bir Ozzy fanı olup, Ozzy ile birlikte sahneye adını kazıyan Zakk Wylde’ı anlattım. Bu sayıda size, hayranlığını sıkı bir dostluğa ve mükemmel bir müzikaliteye atılan sıkı bir ilmek olarak işleyen bir insanı, güzide grunge insanı, Pearl Jam solisti, Eddie Vedder’ı anlatacağım.

Bu ismi ilk defa duyan (cık cık) okurlar için kısa bir biyografisini geçeyim. Edward Louis Seversen III, 23 Aralık 1964 tarihinde Chicago, Amerika’da dünyaya geldi. Annesi bir kızılderilidir. Eddie’nin aile durumları karışıkmış. Gerçek babasını tanımayan Eddie, gerçek babası olarak bildiği adamın üvey babası olduğunu, annesi ile ayrıldığı zaman öğrenmiş. Aile yaşantısında sorun yaşayan Eddie, okulu bırakmak zorunda kalır. Ancak bu onun eğitimini bitirmesi için bir sebep olmaz.


Okulu bıraktıktan sonra para kazanmak için ufak tefek işlere girmiş. Ancak bu sırada müzikle alakasını kesmemiş. Annesinin ona aldığı bir gitarla, kendince müzik yapan Eddie bir gün çok enteresan bir olayla karşılaşır. O dönem, hayatındaki tek istikrarlı şeyin yani Beth Liebling ile olan ilişkisinin üzerine San Diego’ya yerleşir. Amatörce müzik yaptığı Bad Radio adlı grubundan henüz ayrıldığı vakitler, RHCP’nin eski bir üyesi olan Jack Irons, ona Seattle’lı bir grubun demosunu dinletir. Bu gruba üye olması ile hem grubun hem de Eddie’ nin hayatı değişecektir. Pearl Jam, grunge dünyasında sağlam bir grup olarak tarihe geçecektir.

Grubun başarısı ile birlikte Vedder, bir çok isimle çalıştı. Pete Townshend, U2, The Who, Bruce Springsteen bu isimlerden sadece bir kaçı. Sean Penn’in çektiği “Into The Wild” adlı filmin müziklerini de Vedder üstlenmişti.

Eddie Vedder’ın bir duruşu var. Hem de harika bir duruşu. Yaşadığı onca sıkıntıya rağmen, hayatını bir düzene oturtmayı başarmış, kendini geliştirmekten geri kalmamış ve dünyanın aranan vokallerinden birisi olma özelliğini kazanmış birisi. Hakkında çıkan dedikoduları (özellikle de Rolling Stone dergisinden) oldukça iyi bir şekilde üstünden savmış. Politik görüşlerini sakınmadan söyleyen (ve yaşamayı devam ettirebilen) nadir müzisyenlerden. Sıkı hayranı olduğu The Who grubundan Pete Townshend ile sonradan güzel bir arkadaşlık kurmuş birisi. Grunge aleminde Nirvana ile saçma bir kıyaslamaya sokulup grubunun başarısını, yeteneğini harcamaya kalkanlara rağmen kendinden ve grubundan ödün verdirmedi. Sırf bu duruşunun hatrına akıllarda yer edinmeyi çok çok hak eden bir isim olmuştur.

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

makale

Karakter – Jack Black

Karakter köşesi olarak bu sefer Jack Black’i sizlere tanıtacağız.

Yazının devamı için tıklayınız

Published

on

Karakter köşesi olarak bu sefer Jack Black’i sizlere tanıtacağız.

Yazının devamı için tıklayınız

(daha&helliip;)

Continue Reading

makale

Karakter Mikael Akerfeldt

Karanlık Oda Karakter köşesi için yazdığım Mikael Akerfeldt yazısını okumak için tıklayınız

Published

on

Karanlık Oda Karakter köşesi için yazdığım Mikael Akerfeldt yazısını okumak için tıklayınız

(daha&helliip;)

Continue Reading

makale

Karakter Leonard Cohen

Karanlık Oda Karakter köşesi için yazdığım Leonard Cohen yazısını okumak için tıklayınız

Published

on


Karanlık Oda Karakter köşesi için yazdığım Leonard Cohen yazısını okumak için tıklayınız

(daha&helliip;)

Continue Reading

Konserler