Connect with us

roportaj

BLOODY COUNTESS

‘Beni çılgına çeviren bu karmakarışık dünyada sıkılgan bir ruhun sahibiyim. Fırçalarım, kalem ve fotoğraflarımla ancak kendimi özgür kılabilirim. Kendimi bir sanatçı olarak varsayıp kısıtlanamam; içimden geldiğince baskı altına sokulmadan sanat adı altında olduğunu kendime fark ettirmeden perspekt…

Published

on


‘Beni çılgına çeviren bu karmakarışık dünyada sıkılgan bir ruhun sahibiyim. Fırçalarım, kalem ve fotoğraflarımla ancak kendimi özgür kılabilirim. Kendimi bir sanatçı olarak varsayıp kısıtlanamam; içimden geldiğince baskı altına sokulmadan sanat adı altında olduğunu kendime fark ettirmeden perspektifimi oluştururum. Ben bunları yapabildikçe Bloody Countess olurum!

Röportajın devamı için tıklayınız!

Eirenis: Birçok uğraşın olduğunu bilerek hepsinden kısa kısa öğrenmek isteyeceklerimiz üzerine konuşuruz; ama öncelikle bir fotoğraf sanatçısı (ki kendini sanatçı olarak tanımlayan biri olmamana rağmen) olmanın açından yaşanmış zorluk veya kısıtlamaları oluyor mu?

Bloody Countess: Geziler ve haritadan belirlediğim terk edilmiş; doğanın haklarını tekrardan bahşettiği yerlerin fotoğraflarını çekmekten çok hoşlanıyorum. Buralar çoğunlukla, yıkıntı halinde olduklarından canım açısından tehlike arz edebiliyorlar. Bu durumda bir fotoğrafçı olmak; onları ulaşılmaz kılan yapıları nedeniyle de işimi zora sokabiliyor. Hiç fotoğraf elde edemeden döndüğüm zamanlarım çok oldu. Benim mesleki açıdan karşılaştığım tek sıkıntı bu.

Eirenis: Fotoğrafçılığını ne zamandır ifşa etmektesin? Tercihindeki ekipmanlar neler?

B.C: Doisneau, Arbus, Caron ya da Marsden ile fotoğraflarımı, sundukları rahat kullanım koşullarıyla oluşturmayı her zaman sevmişimdir. Bize verilen doğayı olduğu gibi yansıtma, duygu ve hayalleri resmettiklerimiz üzerinde serbest bırakma fikri bana hep cazip gelendir. Fotoğrafçılık üzerine eskiden fazla yoğunlaşamıyordum. Dışarıda gezerken yaptığım çekimler esnasında fark ettiğim bunu yapmaktan duyduğum zevki hiç bir şeyden alamayışımdır. Son iki yılda işimi değiştirdim ve zamanımım çoğu kısmını buna ayırdım. Pratikte profesyonel olarak gelişimim Temmuz 2009da başladı diyebilirim. Çok uzun bir süreç değil.
Ayrıca genelde 14:42 mm. lens ile nümerik refleks kamera kullanıyorum. Çok profesyonellere uygun bulunmasa da bana en uyanı sanırım bu alet.

Eirenis: Fotoğrafçılık eğitimi aldın mı? Yoksa buna kendi idareten yetilerinle mi giriştin? Ayrıca sence paralı eğitim alanın şartlarından mı?

B.C: Herhangi bir fotoğrafçılık eğitimi almadım. Bunun daha çok hassasiyet, algı, duygu ve ifade şeklinin bir arada tutulabilmesiyle açığa çıkabileceğini ve herkesin, yani görüntüye bunları yansıtabilecek herkesin, üstesinden gelebileceğini düşünüyorum. Mekânlarda özgün bir stile sahip olabilmek, gezi fotoğrafçılığı için fotoğrafçıların ilk bakışta önerdiğidir. Yani benim önerdiğimdir [gülüşmeler]. İletecek bir mesajın ya da duyguların olduktan sonra fotoğraf çekmende bence hiçbir sakınca yok. Bana göre bunun eğitimini almak şart değil; işin teknik katkısı açıkçası, ışık ve açı yakalamanın ötesinde değil. Ve bizlerin asıl ilgilendiği de bunlar değil.

Eirenis: Mekân dışında konser fotoğrafçılığın da mevcut. Hangi konserlerde çekimde bulundun? Bunun maddi getirisi var mı? Ve basın kartına sahip olmak Fransa’da hangi gereklilikleri fotoğrafçılardan istiyor? Yoksa sahne sizlere de serbest mi?

B.C: Aslında sahne girişiyle fotoğrafçılığını üstlendiğim bir konser olmadı. Geri çekimlerle götürdük işi. Bu tür bir tecrübeyi denemek isterim ki gerekli her şartı karşılayabilecek MERRIMACK liderini tanımam işime kolaylık sağlayacaktır. Bahsettiğim arkadaşımız olan, ne bildiğimi ya da ne kadar bildiğimi sorgulamadan bu tür tecrübeleri yaşamamıza imkân sunan organizatörlerdendir. Zaten izleyici, grup ve ışık hareketleri bizlere yeterince zorluk çıkartırken bir de yetkililerle boğuşmak hiçte tercih etmediğim bir sonuç. 780 fotoğrafçıdan yalnız 90nı bunlara maruz kalmasına rağmen cesaret ve isteğinden kaybetmeden her şeyi kabul edebiliyor. Fransa’ da bahsettiğin alana girişler için aranan benzer şartlar var. Konserde tanıştığım profesyonel bir fotoğrafçı burada yaşayabilmenin ne kadar zor olduğunu açıkladı ki durum ya organizatörlerin kasıntılığından kaynaklanıyor ya da bilmediğimiz bir şeyden ötürü?

Eirenis: Karanlık sanat anlayışın dışında ekstrem iş teklifleri alıyor musun ya da sıradan çekimlerinin satın alınması durumuyla kendini karşılaşmış buluyor musun? Daha doğru ifade edersek paraya ihtiyacı olan mı yoksa doğuştan her tür imkânı karşılanmış bir fotoğrafçı mısın?

B.C: Grup ve konser çekimlerimin dışında elde edebildiğim bir kazancım yok. Satın alınmak istediğim zoraki durumlarımın olmadığı gibi satın alınmak istenen anlayışım dışında ekstrem çalışmalarımda olmadı! Daha doğrusu sanırım istenen kalitede çekimlerim hiç olmadı [gülüşmeler]. Belki Haziran ayında Paris’te sergilenecek ilk sergim sonrasında kanat getirilen iyi çalışmalarımdan satılanlar olur?

Eirenis: Hobilerin gün geçtikçe mesleki sınırlamalar altında kalıplaşıp yaratıcılıklara ket vurması hakkında neler düşünüyorsun? Fotoğrafçılığın da bu tanımlamaya dâhil edilebilirliği söz konusu mu?

B.C: Şimdilik fazlasıyla sahip olduğum boş zamanım var ve hepsini, neredeyse hepsini, fotoğrafçılıkla geçiriyorum. Bunu işim olarak görüp kendimi kasmıyorum ve buda bana projelerime yakın durmamı sağlıyor. İşim kalite sınırları altında inmedikçe bir duraksama yaşayabileceğimi sanmıyorum; ama hobilerin işleştirilmesinin olumsuzluklarını yaşayanların; işçi-işveren ilişkisinde olanların; zorlandıkları anlar oluyordur sanırım.

Eirenis: Dijital gelişimlerden; fotoğraf programlarından faydalanma derecen nedir? Teoride pek ileri safhalarda olmayanların mucizelere imzasını atabildiği günümüz fotoğrafçılığını nasıl değerlendiriyorsun? ‘Günümüz teknoloji çağında rötuşlanmamış bir şeylerin varlığını arayanlar geri görüşlüdür!’ diyebilir bir fikirde misin?

B.C: Fotoğrafları rötuşlamak, tasarım ve çizimlerim üzerinde çalışmakta PS kullanıyorum. Yazılımların sunduğu devasa katkılar gerçekten sonu getirilemez durumda ve işlerimi geliştirmekte ben de bunlardan ‘neden olmasın’ görüşüyle yararlanıyorum. Mucizeleri programlarla yaratırken bile farkında olmanız, bilgiyi uygulamaya çevirebilmeniz ve orijinalitenizi kullanabilmeniz göz ardı edilemez gerekliliklerdir. Görüldüğü gibi aslında o kadar da kolay değil!
Tam olarak söyleyebileceğim cümle bu olmasa da hikâyemden bir eserimi tırtıklayan ve bana ait haklara karakalem çalıp kendi karakteri olarak ekleyen biriyle tanıştığımda kendini gizleme becerisi ve kuru özrü karşısında kurduğum daha da ağır sözler olmadı değil. Ama kendi çalışmasına yazılımlarla katkı sağlayan birinin ipe çekilmesi, her sanat dalı açısından geri görüşlülük nedeni, birazda olsa gösterilebilinir.

Eirenis: Gotik çizimlerini baz alarak soralım; bu türde model çekimlerin hiç oldu mu? Modellerle uğraşmanın erincine varabildin mi?

B.C: Yarattığım çizimlerde baskın olan daha çok tarihsel gelişimlerdir. Herhangi bir modelim olmadı; ama yaratılarıma modellik eden etkilendiklerim tabiî ki oldu (Tim Burton, Edgar Poe, Baudelaire ve müzik…). Bunları, kafa yapımı değiştiren önemli etkilerdir. Modellerle hiç çalışmadım; fakat gelecekte bir gotik metal grubuyla üçüncü kez grup çekimimi gerçekleştirmiş bulunacağım.
Bunların yanı sıra geçen sene başladığım Fransa’daki gotik hikâyenin son editlemeleriyle uğraşıyorum. İllüstrasyon resimler (sitede yer alan) hikâyede yer alan iki karakteri tasvir ediyor. Başlık ise, ‘zehirlenmiş kalp’. 6 ay sonra nihayetinde myspace sayfamda yayınlayabileceğim.

Eirenis: Fotoğrafçılığına ek ayrıca bir tasarımcısın. Bu yönünde kaç senelik bir geçmişe sahipsin? Bir kapak oluşturmanın aşamaları senin kaleminde nasıl sıralanır?

B.C: Tasarımcı kelimesi yanımda büyük durdu [gülüşmeler]. Teknik anlamda çizebilmeyi çok isterim; fakat benim yaptığım daha çok anlık hissettiklerimi kâğıt üzerine fırça ve kalemlerle aktarmaya çalışmak. Cover art için fotoğraflarımı ya da çizimlerimi, albüm ya da grubu karakterize eden atmosferi iade edebilmek için manipüle ediyorum. PS bu uygulamalar için gerekli tek araç. Bir grup için tasarım yapabilmek her zaman ilgi uyandıran heyecan verici bir gelişmedir.

Eirenis: Kapak oluşumuna ağırlıklı yön veren daha çok hangi taraf oluyor? Grup üyeleri mi yoksa sen mi? Eğer isteklerini somutlaştıramaz kendi yönteminle çıkış arar ve sonucu sen gözünde beğenip burun kıvıran bir tavır sezersen ne yaparsın?

B.C: Gruplarla çalışmak, myspace üzerinden beğenilenlerle geliştiğinden pek karışılma durumu olmuyor. Fazla çalışmaya sahip olmasam da biraz kadro yönlendirmesine kendi sitilimi her zaman katmama izin verilmiştir. Grubu doyuma ulaştıracak çevresi, müzikleri ve kendileri hakkındakileri kompoze etmem hep hoş karşılanmıştır. Çok olmasa da seçimimde serbest bırakılıp bana güvenildiğini hissetmem her şeyi olumlu geliştirip daha iyi sonuçlar almamızı sağlıyor. Bir keresinde beğenilmediğim bir durumla da karşılaşmıştım. Ama bu reddedilişlerin de seni zenginleştirip biçimlendirdiğini söyleyebilirim. Bu sadece gelişimdir. Bu yıl albüm yayınlayacak olan iki Fransız grupla şuan için çalışmaktayım ve işbirliğimiz kusursuz bir şekilde ilerliyor. Sanırım yine özgür bırakılmanın altın noktasındayım.

Eirenis: Benim sorularım bunlardan ibaret, bunların dışında kendin ve yaptıkların hakkında ilave edebileceğin bir şeylerin varsa sözü tekrar sana bırakıyorum.

Bloody Countess: Röportajın için çok ama çok teşekkür ederim, bu ilk röportajım oldu. Karanlık Oda okuyucularına selamlar, sevgiler. Başarınızın devamını dilemekten öteye sözüm yok.

Sanatçının çalışmalarını görebilmek için:

http://www.myspace.com/gothicdarknessdaphnis

Röportaj: Ebru EKŞİ

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

roportaj

Niklas Kvarforth video röportajı

Shining’in kurucusu Niklas Kvarforth’un Prozac artık Yetmediğinde adlı kitabına dair video röportaj yayınlandı!

Video Röportaj haberin devamında!

Published

on

Shining’in kurucusu Niklas Kvarforth’un Prozac artık Yetmediğinde adlı kitabına dair video röportaj yayınlandı!

Video Röportaj haberin devamında!

(daha&helliip;)

Continue Reading

roportaj

Papa Roachtan Jacoby ile Röportaj

Yeni albümün kayıtları sırasında yaşadıklarını Jacoby Shaddix James Micheal’a anlatıyor. Bakın nelerden bahsediyor;

“Kayıtlar sırasında beni intiharın eşiğine götüren bir dönem vardı. Bitmiştim. Artık bunu yapamayacağımı, bu acıya katlanamayacağımı söylüyordum kendime. Çok yalnız, kırgın ve y…

Published

on

Yeni albümün kayıtları sırasında yaşadıklarını Jacoby Shaddix James Micheal’a anlatıyor. Bakın nelerden bahsediyor;

“Kayıtlar sırasında beni intiharın eşiğine götüren bir dönem vardı. Bitmiştim. Artık bunu yapamayacağımı, bu acıya katlanamayacağımı söylüyordum kendime. Çok yalnız, kırgın ve yorgun hissediyordum. Hayatımda çalıştığım her şey için bunları hissediyordum. Ve kendi kendime babam gibi olmayacağıma söz verdiğim şeylere baktım. O sarhoş gibiydim – ki o ailesini dağıtmıştı-. Ben de… Asla yapmayacağımı söylediğim her şeyi yapmış gibi, öylece oturuyordum.”

Haberin Devamına Tıklayın…

(daha&helliip;)

Continue Reading

roportaj

Manowar Yeni Albümüyle İlgili Sorulara Cevap Verdi!

MANOWAR üyeleri, yaz aylarında çıkarmayı umdukları yeni albümleri üzerinde çalışmak üzere stüdyoya girdiler. Ünlü grup, kayıtlara biraz ara vererek kendilerine yöneltilen hayran sorularına cevaplar verdiler.

Röportajın devamını okumak için devamına tıklayın…

Published

on

MANOWAR üyeleri, yaz aylarında çıkarmayı umdukları yeni albümleri üzerinde çalışmak üzere stüdyoya girdiler. Ünlü grup, kayıtlara biraz ara vererek kendilerine yöneltilen hayran sorularına cevaplar verdiler.

Röportajın devamını okumak için devamına tıklayın…

(daha&helliip;)

Continue Reading

Konserler