roportaj
Heaven Shall Burn Röportaj
Almanya’nın en yardırıcı gruplarından biri, geçtiğimiz haftalarda istanbulu sallayan Heaven Shall Burn ile yeni albümleri ile birlikte bir röportaj gerçekleştirdik. Alın kahvenizi elinize ve bu keyifli röportajın tadına varın, şahsen ben öyle yapmıştım 🙂
Buyrun, Heaven Shall Burn röportajı!
…
Almanya’nın en yardırıcı gruplarından biri, geçtiğimiz haftalarda istanbulu sallayan Heaven Shall Burn ile yeni albümleri ile birlikte bir röportaj gerçekleştirdik. Alın kahvenizi elinize ve bu keyifli röportajın tadına varın, şahsen ben öyle yapmıştım 🙂
Buyrun, Heaven Shall Burn röportajı!
HEAVEN SHALL BURN


Merhaba Matthias neler yapıyorsun bu günlerde?
“Invictsus”un raflardaki yerini almasını kutluyoruz. Provalara çok vakit ayırma durumundayız. Önümüzde yeni albüm şerefine bir partimiz var ve orada yeni şarkılarımızdan çalmak istiyoruz. Bu da beraberinde çok iş getiriyor çünkü şarkıları canlı performansa uyarlamak o kadar da kolay olmuyor.
Daha önceleri grubun ismi Consense idi. Ne oldu da Heaven Shall Burn oldu? Nereden geliyor, nasıl seçtiniz bu ismi?
Eski ismimiz bize çok kısa ve anlamsız geliyordu. Daha dikkat çekici bir şeyler istiyorduk. İsmi İsveçli grup Marduk’tan arakladık. 90’larda bu isim altında bir albüm yayınlamışlardı.
İsim, bizim için bir metafor. Birçok insan bunun Hıristiyanlık karşıtı, din karşıtı bir dilek olduğunu düşünüyor ama öyle değil. „Heaven (Cennet)“ insanların kafalarında oluşturduğu başka bir dünyayı temsil ediyor. İnsanlar gerçekler karşısında gözlerini kapatıp kendilerini “kutsal dünyalarında” hayal ediyorlar. Buna, hiç var olmayan bir cennet de diyebiliriz.
İnsanların kafalarındaki bu yanlış dünyaya karşı mücadele etmek istiyoruz. İnsanlar bilgiyi kovalamalı; yanlış liderleri değil, kalplerini takip etmeliler. Aslında ismimizde belirtmek istediğimiz bu.
Caliban ile birlikte Avrupa’daki metalcore tarzının öncüsüsünüz, sound olarak diğer metalcore gruplardan daha sertsiniz, kendiniz yaptığınız müziği nasıl tanımlıyorsunuz?
Kabaca Hardcore etkileşimli Metal denilebilir ki bazı kısımlarda bizim müziğimize ters de düşüyor. Saf olarak bizde pek Hardcore çalınmaz.
Aslında değişik türler hakkında hiç kafa patlatmıyoruz. Neyi seviyorsak onu çalıyoruz, insanlar müziğimize istedikleri ismi takabilirler.
Almanya’daki bu tarz yapan gruplar ile aranız nasıl? Caliban ile birlikte çalıştınız, Alexander Neaera’nın albüm kapaklarını yaptı…
Alexander bir stüdyoda çalışıyor ve Neaera için birkaç şey yaptı. Tasarımla ilgili bir şey yapmıyor. Stüdyosunda bir sürü grupla çalışıyor. Sadece Metal de değil, başka müzikler de var.
Alexander demişken… HSB nin albüm ve diğer tasarımlarını da bildiğim kadarıyla o yapıyor ve herkes bu tasarımlara hayran kalıyor. Sizin bu duruma bakış açınız nasıl? İçinize siniyor mu tasarımlar? ( Bu soruya olumsuz bir yanıt vereceğini sanmıyorum )
Dediğim gibi, o bir tasarımcı değil. Stüdyodaki işlerini büyük özveriyle yapıyor ve diğer gruplar için de hep iyi işler çıkarıyor. Yeni CD’miz „Invictus“u da diğer gitaristimiz Maik ile beraber yaptı.

Yaptığınız tür müziğin hayata genel bir bakış açısı oluyor, sizinki nedir?
Gruptaki herkes hayata mümkün olduğunca pozitif bakmaya ve elindekiyle en iyisini yapmaya çalışıyor. Bunun olağandışı bir şey olduğunu düşünmüyorum ama. Herkes iyi bir yaşama sahip olmaya çalışır.
İdeallere %100 bağlı kalmak zordur ama. Çoğunlukla ister istemez uzlaşmaya gitmek gerekiyor. Hayat böyle uzlaşmalarla dolu, hepimiz diğer insanlarla adil bir şekilde yaşamaya çalışan kişileriz. Herkes biraz emek harcarsa, çevremiz daha yaşanır hale gelir ve bir şeyler değiştirmiş oluruz.
Genelde Politik temaları referans olarak kullandığınız ve hatta Victor Jara’ ya hitaben yazılmış bir parçanız var. Bundan sonraki tutumunuz ne yönde olacak?
Hikâyeler anlatıp tarihi olayları mercek altına almak her zaman Heaven Shall Burn’ in hedefi olmuştur. Yani bu tarz konuları her zaman müziğimizde bulacaksın. Kendimizi geliştirip insanları biraz daha düşünmeye sevk etmek istiyoruz. Herkes bizim fikrimizi paylaşmak zorunda değil, ama istiyoruz ki insanlar artık cesaretlensinler ve haklarının peşinden gidip körü körüne bazı propagandaları takip etmesinler.
Bu Dünya’da o kadar çok kötü şeyler oluyor ve medya gerçeklerin gizlenmesinde yardımcı oluyor. Politikacılar, insanların değişik kaynaklarından bilgilenemeyip aptal kalmasından çok memnunlar. Aptal insanlar haklarını aramaz ve rahat olmazlar. Daha hafif tepkiler verirler. Bu yüzden şarkılarımızı elimizden geldiğince içerikli yapmaya çalışırız. Tabi ki bizim haklı, başkalarının haksız olduğunu iddia etmiyoruz. Sadece istiyoruz ki, insanlar bilgilenmenin gerekliliğini anlasın. İnsanlar kendilerine anlatılan her şeye inanmamalı. Mesela Victor Jara’ nın kaderi Şili’ninkiyle paralellik gösterir (Victor Jara, 1973’te gözaltındayken öldürülen insan hakları savunucusu bir öğretmen, bir sanatçı). Şili’deki askeri diktatörlüğün ve diğer Latin Amerika ülkelerindeki rejimlerin arkasında hep batı dünyasının ekonomik ilgileri vardı. Sadece ABD değil, Almanya ve diğer bir sürü ülke de 70’ler ve 80’lerdeki diktatör rejimlerinden faydalandı. Bizim tek istediğimiz bu bağlantıların görülmesi. Güney yarımkürenin kaderi bizim geleceğimiz ve kaderimizle yakından bağlı. Bunlar birbirinden ayrı konular olarak görülmemeli. Bunların hepsi küresel bağlantılar. Bizim durumumuzun iyi olmasının sebebi, başka bir yerde insanların acı çekmesidir. Bu konuda herkes bilinçlenmeli.
Politik konulara girmiş iken, siyasi konumunuzu da açıkça ortaya koyuyorsunuz. Peki, bu konuda ne kadar ilgilisiniz yoğun bir ilgi var mı yoksa sadece tavırdan mı ibaret?
Açık olarak söyleyebilirim ki, artık günlük politika hakkında fazla bir şey bilmek istemiyorum. Orası büyük bir tiyatro sahnesi ve insanlar her gün kandırılıp aptal yerine konuluyor.
Tabi ki kendimize gore fikirlerimiz var ama bunlar her normal anlayışa sahip insanın sahip olduğu ve çok da özel olmayan fikirler.
Almanya da hiç olaylara katıldınız mı? Ya da taciz edenler oluyor mu?
Eskiden daha çok şey yapardık ama artık sadece zaman buldukça etkinliklere katılıyoruz.
Aynı zamanda Fight Againsth Racism grubuna üyesiniz aktif misiniz?
Bu aslında bir dernek veya kurum olmadığı için klasik üyelik anlayışından bahsedemeyiz.
Heaven Shall Burn olarak uzun süredir ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve faşistliğe karşı sert bir duruş sergiledik. Şiddet dolu olayların da içinde olduk ama bunlar hep yapılması gereken şeylerdi. Şiddet çözüm değildir, ama diğerlerini milliyeti, ten rengi, dini ve cinsel tercihleri sebebiyle dışlayan insanları da akıllı kabul edemeyiz. Bunların tek cevap verebilme şekli genellikle şiddet oluyor. Biz de radikal sağcılığın 20 yıldır çok büyük problem yarattığı doğu Almanya’dan geliyoruz. Bu yüzden kendimizde genç insanlara her türlü ayrımcılığın kötü ve aptalca bir şey olduğunu gösterme ihtiyacı hissediyoruz. Her zaman böyle bir duruş sergiledik ve hep de sergileyeceğiz. Bu yüzden çok önemli bir sorun henüz yaşamadık. Sadece Rusya’daki ilk konserimiz öncesinde oradaki Neonazilerden bir sürü ölüm tehdidi içeren mailler almıştık. Komik bir duygu gerçekten… Özellikle de Rusya’da öldürülen onca antifaşist aktivistler olduğunu düşününce.
Yeni albümün çıkış tarihi belli oldu mu? Nasıl bir albüm bekliyor bizi, sürprizler var mı?
Album 21 Mayıs’tan beri piyasada. Son zamanlardaki yoğunluğumuz sebebiyle röportajı cevaplamam çok uzun sürdü. Ama albüm çok iyi oldu
CD’nin sınırlı sayıda basılan sürümünde Viyana’daki çok özel bir konserimizden görüntüler içeren bir DVD de veriyoruz.
Iconclast albümünde klipler çok ses getirdi, (gerçektende süperlerdi) başka bir klip düşünüyor musunuz?
Şu aralar “Combat” şarkısı için bir klip üzerinde çalışıyoruz. Ama nasıl bir şey ortaya çıkacağını biz de bilmiyoruz. Son videolar bizim de çok hoşumuza gitti ve benzer kalitede bir şey yapmak daha da zor olacak.
Son DVD de çok güzel olmuş, yeni albümden sonra bir tane daha bekleyebilir miyiz?
Bunu pek sanmıyorum. Son DVD üzerinde bir yıldan fazla çalıştık. Bir tane daha yapmadan önce gücümüzü ve fikirlerimizi toparlamalıyız. Bu baya masraflı bir iş.
Geçen yaz ABD turnesine çıktınız hemen tüm Amerika’yı turladınız, Avrupa ülkelerinde zaten tanınıyorsunuz Amerika da ve Amerika kıtasında size ilgi nasıldı? Turnelerde en çok keyif aldığınız olaylar nedir?
Maalesef üniversitede yapacaklarım vardı ve Amerika turnesine katılamadım. Ama bütün elemanlar çok keyif almış. Her şey Avrupa’dakinden biraz daha küçükmüş ama yine de başarılı olmuş. Öyle turlar her zaman sınırlarınızı zorlar. Anekdot sunamayacağım maalesef. Ama umarım bir dahaki sefer ben de yanlarında olurum.
Türkiye ve Türk seyircisi hakkında ne biliyorsunuz? Sizi heyecanla bekliyoruz Unirock da muhteşem bir wall of death görmek isteriz.
Aslına bakarsan Türk futbol seyircisi hakkında daha fazla bilgim var ve çok tutkulular. Birçok gruptan oradaki konserlerin ve insanların ne kadar harika olduğunu duyduk. Yani beklentilerimiz biraz yüksek ve orada çalacağımız için çok sevinçliyiz!
Sanırım bizden hiç kimse daha önce Türkiye’ye gitmedi ama burada birçok Türk tanıdık ve arkadaşımız var. Caliban’ın orijinal basçısının da Türk olduğunu biliyor muydun?
Maalesef birkaç yıldır grupla beraber değil. 
Son olarak soru değil ama Türkiye de sizin yaptığınız müziği seven insanlar var ama sizin konserinizden sonra ben en az üç kat artacağına inanıyorum.
Beklentilerimizi sakın fazla yükseltme… hahaha. Şaka bir yana, çok heyecanlıyız ve sabırsızlıkla bekliyoruz. Eğer her şey yolunda giderse, kesin bir daha geliriz.
Bu keyifli röportaj için çok teşekkür ederiz sana Matthias. Temmuz da Unirock’ta görüşmek üzere Umarım Türkiye’ de sıkça görürüz artık sizi!
Klasik sorularımızı da yanıtlarsan çok seviniriz:
—Enstrümanın (Marka, Model):
Bateri: Mapex Orion, Snare: Black Panther Solid Steel, Zil: çeşitli Sabian… özellikle de Crashlar çok önemlidir, çünkü Grooveları onun üzerinde çalıyorum: Metal AAX 19“ & 20“
—Doğum yeri ve tarihi:
Saalfeld/ Saale, Thüringen, Almanya…15.11.1975
—En sevdiğin grup: Integrity, Bolt Thrower, Sepultura, Neurosis, Earth Crisis, Cro-Mags
—En sevdiğin albüm: Integrity „Those Who Fear Tomorrow“, Bolt Thrower „…For Victory“, Earth Crisis „Destroy The Machines“
—Hayranı Olduğunuz Müzisyen: Mikkey Dee (Motörhead, King Diamond, Dokken)
—Boş Vakitlerdeki Uğraşların: Futbol, Jogging, Dağ bisikleti
—Favori İçeceği: Guarana Antarctica… Brezilya limonatası, Su
—Favori Yiyeceği: Hint, Brezilya, Asya ve İtalyan yiyecekleri. Vejetaryen olmak zorunda ama!
—HSB ile kaydettiğin en iyi albümü: „Whatever It May Take“
—HSB ile en İyi Olarak Değerlendirdiğin Konserin: İlk With Full Force Festival 2002, ilk Wacken 2003, 2001’de Bolt Thrower’ın alt grubu
—HSB ile Yaşadığın En Unutulmaz Anın: ilk Brezilya turnemiz 2002, As I Lying, End Of Days, Evergreen Terrace, Agents Of Men, Neaera ile ilk Hell On Earth Turu
— Hangi Gruplarla Sahne Almak İstersin?
Bolt Thrower ile sahneyi paylaşmak büyük onurdu! Onun haricinde Amon Amarth, çünkü bize ilham veriyorlar ve çizgilerinden şaşmıyorlar. Çoğu büyük grubun üyeleri götlerden oluşuyor. Sadece albümleri dinlemeyi tercih ediyorum bu yüzden. Böylece grubun gözümdeki değeri düşmüyor. Bazı grup elemanlarının konserlerde çok götü kalkıyor. Çoğu favori grubumun elemanlarıyla tanışmak bile istemem.
— İlk Aldığın Albüm: Manowar – Fighting The World
— Son Olarak Hayat Felsefen: Yaşa ve yaşat (Live and let live).
Madem röportaj yaptık o halde grupla çektirdiğimiz fotoğraflarıda koyalım 🙂



Not: Herif çok uzun ben o kadar kısa değilim 😛
roportaj
Niklas Kvarforth video röportajı
Shining’in kurucusu Niklas Kvarforth’un Prozac artık Yetmediğinde adlı kitabına dair video röportaj yayınlandı!
Video Röportaj haberin devamında!

Shining’in kurucusu Niklas Kvarforth’un Prozac artık Yetmediğinde adlı kitabına dair video röportaj yayınlandı!
Video Röportaj haberin devamında!
roportaj
Papa Roachtan Jacoby ile Röportaj
Yeni albümün kayıtları sırasında yaşadıklarını Jacoby Shaddix James Micheal’a anlatıyor. Bakın nelerden bahsediyor;
“Kayıtlar sırasında beni intiharın eşiğine götüren bir dönem vardı. Bitmiştim. Artık bunu yapamayacağımı, bu acıya katlanamayacağımı söylüyordum kendime. Çok yalnız, kırgın ve y…

Yeni albümün kayıtları sırasında yaşadıklarını Jacoby Shaddix James Micheal’a anlatıyor. Bakın nelerden bahsediyor;
“Kayıtlar sırasında beni intiharın eşiğine götüren bir dönem vardı. Bitmiştim. Artık bunu yapamayacağımı, bu acıya katlanamayacağımı söylüyordum kendime. Çok yalnız, kırgın ve yorgun hissediyordum. Hayatımda çalıştığım her şey için bunları hissediyordum. Ve kendi kendime babam gibi olmayacağıma söz verdiğim şeylere baktım. O sarhoş gibiydim – ki o ailesini dağıtmıştı-. Ben de… Asla yapmayacağımı söylediğim her şeyi yapmış gibi, öylece oturuyordum.”
roportaj
Manowar Yeni Albümüyle İlgili Sorulara Cevap Verdi!
MANOWAR üyeleri, yaz aylarında çıkarmayı umdukları yeni albümleri üzerinde çalışmak üzere stüdyoya girdiler. Ünlü grup, kayıtlara biraz ara vererek kendilerine yöneltilen hayran sorularına cevaplar verdiler.
Röportajın devamını okumak için devamına tıklayın…

MANOWAR üyeleri, yaz aylarında çıkarmayı umdukları yeni albümleri üzerinde çalışmak üzere stüdyoya girdiler. Ünlü grup, kayıtlara biraz ara vererek kendilerine yöneltilen hayran sorularına cevaplar verdiler.
Entertainment9 yıl agoThe final 6 ‘Game of Thrones’ episodes might feel like a full season
Entertainment9 yıl agoThe old and New Edition cast comes together to perform
Entertainment9 yıl agoDisney’s live-action Aladdin finally finds its stars
Entertainment9 yıl agoMod turns ‘Counter-Strike’ into a ‘Tekken’ clone with fighting chickens
Entertainment9 yıl ago10 Artists who retired from music and made a comeback
Entertainment9 yıl ago‘Better Call Saul’ has been renewed for a fourth season
- yerligrup21 yıl ago
…aaaarrghh…
- yerligrup20 yıl ago
Altar’da ayrılık:




GlooM
22 Temmuz 2010 at 18:59
röportajı ben göndermiştim ama exsaddam göndermiş olmuş, en alttaki not bana aittir, belirteyim.
exsaddam
22 Temmuz 2010 at 19:08
Güven en alttaki yoruma koptum 😀 En az 1.90 abi kardeş fasulye sırığı adamlar 😛
ImpLosioN
22 Temmuz 2010 at 19:54
Düzelttim güvenovski =)
GlooM
22 Temmuz 2010 at 20:59
yok yaw düzelt diye yazmadım en alttaki yorumu volkan sanmasınlar dedim ondan 😀
AnotherColdDay
23 Temmuz 2010 at 02:36
Mükemmel olmuş,gayette sicak kanlı davranmış adam.Kıskandım valla Markus la fotograf çekilmek büyük bi anı.