Connect with us

roportaj

Adrian Erlandson Röportajı

Cradle of Filth ve At The Gates gibi gruplarda çalmış, kardeşi de şu anda Arch Enemy’nin batersiti olan Adrian Erlandson ile olan Röportajımız.

Selam Adrian; Öncelikle Türk hayranların ve kendi adıma röportaj teklifimizi kabul ettiğin için teşekkürler. Sorularıma geçmeden önce hayatının nasıl geç…

Published

on

Cradle of Filth ve At The Gates gibi gruplarda çalmış, kardeşi de şu anda Arch Enemy’nin batersiti olan Adrian Erlandson ile olan Röportajımız.

Selam Adrian; Öncelikle Türk hayranların ve kendi adıma röportaj teklifimizi kabul ettiğin için teşekkürler. Sorularıma geçmeden önce hayatının nasıl geçtiğini sormak istiyorum.

Umarım herşey yolundadır.

– Bu benim için bir şeref. Teşekkürler.

Sorularıma başlıyorum…

– Harika.

Image Hosted by ImageShack.us

Okuduklarıma göre ilk zamanlarda erkek kardeşin Daniel ile birlikte davul çalıyormuşsun. İlk sorum seni davul çalmaya yönelten etkenler nelerdi? Ailen? Arkadaşların? Yoksa başka nedenler mi? – 1981 senesinde AC/DC’nin “Back in Black”ini ve daha sonrasında Judas Priest’ın “Screaming for Vengeance”sini duyduktan sonra davul çalmaya başladım. Arkadaşım Thomas ile birlikte ilk grubumuz “Berits Polisonger”i 1982’de kurduk. Daniel ise davul çalmaya 5 sene kadar sonra başladı. 

Penance ile başladığın müzik hayatında pek çok iyi grupta çaldın. Penance’nin ne zaman kurulduğunu ve neden hiçbir demo yayınlamadığını sormak istiyorum. Ve acaba Penance de birlikte çaldığın ve şu anda ünlü olan müzisyenler var mı? 
– Penance 1987 senesinde kuruldu ve 1990’da benim At The Gates’e katılmamla dağıldı. Biz sadece birkaç deneyimsiz gençtik ve thrash çalmaya çalışıyorduk. Sonlara doğru da oldukça iyiydik bence. Bir demo kaydı için planlarımız vardı ama aynı dönemde gitaristimizle bazı sorunlarımız vardı ayrıca bir de parasızlık sorunumuz da vardı. Her nasılsa bazı provalarımızın kayıtları bende var. Eğer kasedi bulabilirsem onları upload ederim. 

Sanırım kariyerindeki dönüm noktası At The Gates’te çalmaya başlamandır. Bize At The Gates’e katılışından ve grupla birlikte yaşadıklarından biraz bahseder misin? 
– Oldukça ilgi çekici bir dönemdi. Death Metal Gothenburg/İsveç’te henüz yaygınlaşmaya başlamıştı. Birçok yeni grup vardı ve oldukça hoş bir heyecandı… Dark Tranquillity, In Flames, Desecrator, Sarcasm ve At The Gates gibi gruplar birlikte gösteriler yapıyorlardı. O dönemlerde grup bir kariyer olarak düşünülmüyordu, daha çok bir yaşam tarzı ve hobiydi. Birçoğumuz hala daha okul ya da işte çalışıyorduk… 

Hazır At The Gates’ten söz açılmışken, bize grubun dağılma sebeplerini ve 2008 turneler için tekrar bir araya gelme kararınızın nedenlerini açıklar mısın? Bugünlerde grubun tekrar bir araya toplanması gibi bir karar var mı? 
– At The Gates genellikle minivan ile kısa turneler yapıyordu ama “Slaughter of the Soul” piyasaya sürüldüğünde kendimizi yaklaşık olarak kesintisiz 8 aylık bir turnede bulduk. Bu değişim için hazırlanmamıştık ve bu grup içinde çok tuhaf bir heyecan yarattı. Elbette bunun yanı sıra SOTS albümünden sonra yazacağımız şarkılar ve ortaya çıkaracağımız işle ilgili de baskı altındaydık. Dağılmamızın üzerinden yıllar geçtikten sonra tekrar bir araya gelip eski şarkıları söylemenin ne kadar eğlenceli olabileceği konusunda konuşmaya başladık. 2007 senesinde bunu yapmaya karar verdik. Mayıs 2008’de tam 12 sene sonra ilk defa bir arada sahne aldık. Bu birleşme Eylül 2008’de sona erdi. Devam etmek için hiçbir plan yapılmadı. 

Image Hosted by ImageShack.us

90’larda At The Gates’de çalarken bazı yan projelerin vardı. Decameron, Terror and H.E.A.L. gibi gruplarda da yer almıştın. Bize gölgede kalan bu gruplar hakkında biraz bilgi verir misin? Bu dönemden sonra At The Gates’ten tanıdığımız müzisyenlerle The Haunted projesini başlattınız. Grubun kurulmasından sonra bir demo ve bir albüm kaydında yer aldıktan sonra gruptan ayrıldın. Bu ayrılığın sebebi neydi? Diğer üyelerle aranızda bir anlaşmazlık mı vardı yoksa sadece Cradle Of Filth’in teklifini mi değerlendirmeyi uygun buldun? 
– Terror benim için sadece sezonluk çaldığım bir gruptu. ATG’ten Anders ve Jonas ile Dissection’dan Jon 1995 senesinde bu grubu sadece eğlence amaçlı kurmuşlardı. Bir demodan öteye geçemezdi. H.E.A.L. ise daha uzun süreli bir gruptu. At The Gates’de çaldığım 1993 senesinden 1996 senesine kadar “There Can Be Only One” isimli bir mini CD piyasaya sürdük. Bir kaydımız daha vardı ancak bu hiçbir zaman piyasaya sürülmedi. At The Gates “Terminal Spirit Disease”i piyasaya sürdüklerinde HEAL’i bu projeye daha fazla zaman ayıramayacağım için bırakmak zorunda kaldım. The Haunted ise Jensen ile benim tarafından At The Gates’in dağılmasının ardından kurulmuştu. Kısa bir süre sonra da öbür At The Gates elemanları aramıza katıldı. At The Gates’in ilk dönemlerinden beri anlaşmalı olduğumuz Earache Records ile aramızda problemler vardı ve bu sebeple grupta bir gelecek görmüyordum ve yine bu nedenle de ayrılma kararı aldım. Bu dönemde Hyperhug adındaki bir grupta çalıyordum. Bir süre sonra Haunted’a tekrar katıldım ve sonrasında demo ve ilk uzun soluklu Haunted albümünü kaydettik. Bu süre boyunca Cradle Of Filth’den onlara bazı kayıtlarda ve canlı gösterilerde yardımcı olmam için teklif geliyordu ve ben de kabul ettim. 

Bildiğimiz kadarıyla Cradle Of Filth ile 1999 senesinde sadece bir sezonluk olarak anlaşmıştın. Ama COF’in zirveye çıkmasında rol oynayan 6 albümde yer aldın. Bu konuyla ilgili ilk sorum; Cradle Of Filth’e bağlanmandaki sebepler nelerdi? Ve ikinci sorum… Dani’nin liderlik tutkusu ile ilgili bazı olumsuz yorumlar duydum. Bize bu konudan bahsetmek ister misin? Hazır Cradle Of Filth’ten bahsetmişken, grubun tarzını değiştirdiği yönünde de birçok olumsuz yorum mevcut… Senin bu konudaki görüşlerin nelerdir? Senin gruptan ayrılmanla bu tarz değişikliğinin ilgisi var mı? Yoksa sadece kendi projene yönelmek mi istedin? 
– Ben İngiltere’ye geldikten sonra direkt olarak COF’in tam zamanlı kadrosundan ayrıldım. Yıllar boyunca grupla birlikte müzik yaratırken muhteşem vakit geçirmiştim ve gerçekten çok harika gösterilerde yer aldım. Ama herşey gibi bunun da sona ermesi gerekiyordu. 2006’da çeşitli nedenlerden ötürü gruptan ayrılmamın benim için en iyisi olacağına karar verdim. En önemli neden de başka şeyler ve müzikal projeler üzerinde çalışmak üzere özgürlük istiyordum. Artık gerçekten Black Metal’i takip etmiyorum ve dinlemiyorum da. Bu sebeple bu konu üzerinde pek yorum yapamayacağım. 

Şimdi de en merak ettiğim konulardan biri üzerine bir soru sormak istiyorum… Brujeria’ya katılmanla ilgili… Brujeria çok renkli bir grup. Gruba katılım ve alışma süreci nasıldı? 
– Brujeria’da 2006 senesinden beri çalıyorum ve bu gerçekten çok eğlenceli! 

Birçok gruba gösterilerinde ya da EP kayıtlarında yardımcı oldun. Sanırım senin çok yardımsever biri olduğunu düşünmek hata olmaz. Bu gruplardan biraz bahseder misin? En iyi deneyimi hangisiyle yaşadın? 
– Cradle’dan ayrıldıktan sonra çok az grupta sezonluk olarak çalıştım. En favorileri Samsas Traum “Heiliges Hertz” ve Code”The resplendent grotesque”. 

Biraz da kişisel projen olan Nemhain’den bahsedelim… Bildiğim kadarıyla Nemhain’i eşinle birlikte kurdunuz. Duyduğuma göre Nisan ayında da bir albüm piyasaya sürmeyi planlıyorsunuz ancak albüm içeriği hakkında hiçbir bilgim yok. Bu albümle ve grupla ilgili biraz bilgi alabilir miyiz? 
– Nemhain’i 2006 senesinde eşim Amber ile beraber kurduk. Daha önce yaptığımı bildiğiniz tarz ile alakası olmayan, punkımsı, bluesumsu rock’n roll diyebiliriz… Lütfen www.myspace.com/nemhainband profilimize bakıp yaptığımıza bir göz atın!! Uzun soluklu albümümüzü kaydettik ve şu anda piyasaya sürebilmek için anlaşma yapma aşamasındayız. Bunun için görüşmeler yapıyoruz. Bu arada YouTube’de “Second Skin” adlı parça için de bir video görüntüsü ekledik. Buna da bir göz atın!! 

Ve gruplarla ilgili son sorum da Paradise Lost için geliyor… Yakın zamanda Paradise Lost ile birlikte ülkemizi ziyarete geleceksiniz. Bazı gruplarda yaptığınız gibi Paradise Lost ile de sadece turnelerde mi görüneceksiniz yoksa bu uzun süreli bir işbirliği mi olacak? 
– Türkiye’ye gelmeyi dört gözle bekliyorum. Ve doğruyu söylemek gerekirse eşimle birlikte geçirmek üzere ekstradan birkaç gün de ayarladım. Bu arada Paradise Lost’un artık tam zamanlı bir elemanıyım… 

Biraz da senin kişisel görüşlerin ve yaşam tarzından söz etmek istiyorum. 
– Peki 

Image Hosted by ImageShack.us

Adrian Erlandsson kimdir? Müzik dışında neler yapar, neler yapmayı sever ve nelerle uğraşır? Röportaj sonunda bir anketimiz olacak ancak yine de bazı şeyleri daha detaylı öğrenmek istedim. 
– Eşimle ve evcil hayvanlarımızla güzel vakit geçirmeyi severim. 

Adrian Erlandsson sadece müzikten mi para kazanır yoksa başka bir işi daha var mıdır? Davul çalmaktan başka müzikal olaylara ilgisi var mıdır? 
– Doğrusunu söylemek gerekirse ben müzikten para kazanıyorum ama bana rağmen Amber henüz bir fotoğraf stüdyosu kurdu. Bunun yanı sıra gitar çalabilmeyi istiyorum. 

Çok erken yaşlarda müziğe başlayan ve iyi bir kariyeri olan bir müzisyen olarak müziğe karşı ilgi duyan insanlara herhangi bir tavsiyeniz var mı? 
– Asla vazgeçmeyin! Her ne macera yaşarsanız yaşayın çok güzel vakit geçireceğinize emin olun. 

Birçok sağlam grupta yer aldınız. Sizin için en ilgi çekici hangisiydi? 
– Hepsi de oldukça eğlenceli ve ilgi çekiciydi. Zaten başka türlü o gruplara katılmazdım. 

Bildiğim kadarıyla bir müzisyen olarak daha önce ülkemizi ziyaret etmemiştiniz. Bu sizin Türkiye’ye ilk ziyaretiniz mi olacak? Ülkemiz hakkındaki düşüncelerinizi öğrenebilir miyiz? Ülkemiz hakkında müzikal veya kültürel anlamda herhangi bir bilginiz var mı? 
– Türk yemeklerini seviyorum ancak daha önce hiç Türkiye’de bulunmamıştım. Gerçekten dört gözle bekliyorum. 

Anket: 
– Kullandığınız Ekipman (Marka, Model): Pearl Reference Series Davulları, Sabian Cymbals, Evans Drumheads, Vic Firth sticks, Roland electronics. 
– Doğum Yeri ve Tarihi: Malmo İsveç 
– Favori Grupları: Monster Magnet, Portishead, Morbid Angel, Sisters of Mercy
-Favori Albümleri:Sisters Of Mercy “First last and always” 
– Favori Müzisyen : Herhangi iyi gruptaki herhangi biri 
– Boş Zaman Uğraşı : Eş Eğitmeni 
– Favori İçeceği: Efes Birası 
– Favori Yiyeceği: Vejeteryan herhangi bir şey 
– Kaydettiği En İyi Albüm: At the Gates “Slaughter of the soul”, Cradle of filth ” Damnation and a day” Nemhain “From the ashes” 
– Çaldığı En İyi Konser : Hammerstein Balo Salonu New York, COF 2001 
– Gruplarlar Yaşadığı En Unutulmaz Anısı : Birçoğu. 
– Hangi Grupla Sahneyi Paylaşmak İsterdi? : Sisters of mercy 
– Aldığı İlk Albüm: Ac/dc “back in black” aldığım ilk vinil’di. Onun öncesinde Boney M ve Dr Hook kasetlerim vardı. 
– Aldığı Son Albüm : Hatırlamıyorum 
– Son Soru: Hayat Felsefesi : Bugün iyi bir gün geçir, çünkü yarın olmayabilir. 

Röportaj: Dawn_Of_ReliC ve sound 
Çeviri: AurorA

Image Hosted by ImageShack.us

Continue Reading
Click to comment

Leave a Reply

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

roportaj

Niklas Kvarforth video röportajı

Shining’in kurucusu Niklas Kvarforth’un Prozac artık Yetmediğinde adlı kitabına dair video röportaj yayınlandı!

Video Röportaj haberin devamında!

Published

on

Shining’in kurucusu Niklas Kvarforth’un Prozac artık Yetmediğinde adlı kitabına dair video röportaj yayınlandı!

Video Röportaj haberin devamında!

(daha&helliip;)

Continue Reading

roportaj

Papa Roachtan Jacoby ile Röportaj

Yeni albümün kayıtları sırasında yaşadıklarını Jacoby Shaddix James Micheal’a anlatıyor. Bakın nelerden bahsediyor;

“Kayıtlar sırasında beni intiharın eşiğine götüren bir dönem vardı. Bitmiştim. Artık bunu yapamayacağımı, bu acıya katlanamayacağımı söylüyordum kendime. Çok yalnız, kırgın ve y…

Published

on

Yeni albümün kayıtları sırasında yaşadıklarını Jacoby Shaddix James Micheal’a anlatıyor. Bakın nelerden bahsediyor;

“Kayıtlar sırasında beni intiharın eşiğine götüren bir dönem vardı. Bitmiştim. Artık bunu yapamayacağımı, bu acıya katlanamayacağımı söylüyordum kendime. Çok yalnız, kırgın ve yorgun hissediyordum. Hayatımda çalıştığım her şey için bunları hissediyordum. Ve kendi kendime babam gibi olmayacağıma söz verdiğim şeylere baktım. O sarhoş gibiydim – ki o ailesini dağıtmıştı-. Ben de… Asla yapmayacağımı söylediğim her şeyi yapmış gibi, öylece oturuyordum.”

Haberin Devamına Tıklayın…

(daha&helliip;)

Continue Reading

roportaj

Manowar Yeni Albümüyle İlgili Sorulara Cevap Verdi!

MANOWAR üyeleri, yaz aylarında çıkarmayı umdukları yeni albümleri üzerinde çalışmak üzere stüdyoya girdiler. Ünlü grup, kayıtlara biraz ara vererek kendilerine yöneltilen hayran sorularına cevaplar verdiler.

Röportajın devamını okumak için devamına tıklayın…

Published

on

MANOWAR üyeleri, yaz aylarında çıkarmayı umdukları yeni albümleri üzerinde çalışmak üzere stüdyoya girdiler. Ünlü grup, kayıtlara biraz ara vererek kendilerine yöneltilen hayran sorularına cevaplar verdiler.

Röportajın devamını okumak için devamına tıklayın…

(daha&helliip;)

Continue Reading

Konserler